Affet Beni

92 10 1
                                        

Annemle kavga edip evden çıkmıştım. Buraya yeni taşındığımız için hiçbir yeri bilmiyordum. Önüme gelen ilk ara yola girdim. Biraz ilerledikten sonra çok güzel bir yerde buldum kendimi. Yemyeşil çimen ve onu süsleyen rengarenk çiçekler..Papatyalar,sümbüller..Beni rahatlatacak yeri bulmuştum.Hemen bir ağacın altına oturdum.Bacaklarımı kendime çekip ağaca yaslandım. Ne kadar huzur verici bir yerdi. Kuş cıvıltıları..Ilık rüzgardan sallanan yaprak sesleri.. Etrafımı incelerken yan tarafımda beni izleyen çocuğu farkettim bir anda.Dudağını hafif kıvırarak gülümsüyordu bana bakarken. Ne kadar güzel gülüyordu o öyle. Bir süre onu inceledikten sonra:

"Ne zamandır beni izliyorsun?"diye sordum çekinerek.

"Geldiğinden beri.Kafamı dinlemek için hep buraya gelirim ama seni ilk defa görüyorum. Seninde kafanı dağıtman gerekiyor gibi. Öyle değil mi?"

"Aynen öyle."

***

O kadar eğlenmiştik ki o gün. Beraber ne kadar güldük bilmiyorum ama en güzel günlerimden biriydi. O günden sonra her gün aynı yerde buluşurduk. O zamanlarda gülücüklerle girerdim buraya ama şimdi gözyaşlarıyla.. O zamanlar heyecanla girerdim şimdi korku ve nefretle.. Her şey değişmişti.. Bu orman bile bir başka cansızdı bugün. Onun gittiği günden beri hiç gelmemiştim buraya..

Banklara doğru gittiğimde oradaydı. Beni görünce telaşlı gözlerle bana doğru döndü.

"Melis! Geldin demek.. Seni çok özledim. Sen.. geldiğine göre.. beni hala seviyosun.."

Bunun için mi çağırmıştı beni. Gelmem kesinlikle hataydı. Hiçbir şey demeden koşarak çıktım oradan.Gözyaşlarıma hakim olamıyordum.Beni özlediyse neden bu kadar sene gelmedi peki.Benim onu bekleyeceğimden nasıl bu kadar emin olabildi.Bir de karşıma geçmiş beni hala seviyorsun diyor.

Nereye gittiğimi bile bilmiyordum. Nefes nefese kalmıştım.Tam yavaşlamıştım ki arkamdan biri tutup hızla beni kendine çevirdiğinde o masmavi gözlerle karşılaştım. Bu çocuk gerçekten beni mi takip ediyordu. Beni kolumdan tutup sürüklemeye başladığında canımı yakıyordu. Sanki onu kızdırmışım gibi sıkıyordu kolumu. Dayanamayıp ona bağırdım:

"Sen ne yaptığını sanıyorsun ya bıraksana kolumu!"

Hiçbir şey demedi. Ne kadar debelendiğimi ne kadar bağırdığımı bilmiyorum ama onun bana bir kez bile cevap vermemesi karşılığında pes edip nereye gittiğimizi anlamaya çalıştım. Bu yol bizim evin altındaki sahile gidiriyordu. Ne yapıyordu bu çocuk. Daha adını bile bilmiyordum. Sadece masmavi gözleri, sarı saçları olan, her kötü ve sinirli anımda karşıma çıkıp beni daha çok sinirlendiren bu çocuğun kim olduğunu merak ediyordum. Bir anda durunca kolumu bıraktı. Ve uzaklaşmaya başladı. Hemen yolunu kesip sakince:

"Hem beni buraya zorla getiriyorsun  hem de gidiyorsun ha? Amacın ne senin benim neden peşimi bırakmıyorsun? Daha adını bile bilmiyorum. Kimsin sen? " diye sordum.

"Ne zaman böyle soru sormayı ve gevezeliği bırakacaksın sen ?

Böyle şeylerle beynini doldurma küçük hanım!"

Nee.. bana..geveze mi  dedi o az önce.. Birde küçük hanımmış ukalaya bakın siz. Tam ona cevap verecektim ki çoktan gözden kaybolmuştu.

Kafayı yemek üzereydim. Son zamanda olanları aklım almıyordu.Neden her şey üzerime geliyor gibi hissediyordum.

Dalga sesleri sessiz havayı deliyordu sanki. Deniz bile sakinleştiremiyordu beni bugün. Bir banka oturdum. Sakinleşmeliydim.Her şeye, herkese ragmen dik durmalıydım, ayakta kalmalıydım. Yalandan da olsa gülümsemeliydim bu bencil hayata..

Bir süre sonra kendime geldiğimde telefonum aklıma geldi. Cebimde yoktu. Evden aceleyle çıkarken unutmuş olmalıydım. Kızlar kim bilir ne kadar merak etmişlerdir..

***

"İnanmıyorum Melis sana, saatten haberin var mı senin? Telefonunu da almamışsın. Ne kadar korktuk biliyor musun? Ne konuştunuz bu kadar zaman?"

"Hiçbir şey Aslı. Hiçbir şey konuşmadık. Şimdi dinlenmeye ihtiyacım var yarın konuşsak?"

Cevap vermelerini beklemeden eve girdim. Aslı arkamdan bağırdı ama aldırmadım. Zaten yeni kendime geliyordum. Bir de kızlarla konuşamazdım. Salona girdiğimde annemin sinirli bakışlarıyla karşılaştım.

"Ne yapmaya çalışıyorsun Melis! Geçen gece kaça kadar bekledim seni. Kim bilir kaçta geldin. Telefonuna baktın mı hiç? Sabah da erkenden çıkmışsın. Yaşadığımız şey hepimizi yıktı ama senin burda benim yanımda olman gerekirken beni daha çok üzüyorsun farkında mısın?"

Diyecek hiçbir şeyim yok

tu. Ne diyebilirdim ki. Yanına gidip ona sıkıca sarılıp ağlamaya başladım. Buna çok ihtiyacım vardı. Annem saçımı okşamaya başlayınca kızgınlığının az da olsa gittiğini anladım. Beni düşündüğü için böyle yapıyordu.. Annemden özür dileyip odama çıktım. Telefonum komidinin üzerindeydi. Telefonuma baktığımda Emre'den mesaj vardı.

"Melis çok özür dilerim. Neden beni dinlemeden gittin."

"Sana herşeyi anlatmak isterdim ama yapamam. Sadece şunu bilmelisin ki, seni düşünmediğim bir gün olmadı. Belki eskisi gibi olamayız ama o güzel günlerin hatrına affet beni.."

Yapamazdım.Affedemezdim. O kadar çok şey değişmişti ki hayatımda o gittikten sonra, şimdi hiçbir şey olmamış gibi davranamazdım. Keşke rüya olsa bu olanlar. Az sonra gözlerimi açsam ve tekrar o güzel günlere geri dönsem. Ama rüya değildi. O gitmişti, babam gitmişti. Ben aşka küsmüştüm. Bir daha aynı duyguları besleyemezdim. Çünkü artık gerçek aşka inanmıyordum.

Aşk sonsuza kadar sürerse aşktır,

Bu sonsuz aşk sadece masallardadır.

Ya seveceksin ölümüne,

Ya da çıkmayacaksın önüme.

Sevipte yarı yolda bırakmak olmazdı. Bu çok acımasızcaydı..

***

Sabah güneşin ilk ışıkları giriyodu odama penceremden. Yeni bir gün beni bekliyordu. Dün gece çok düşünmüştüm. Artık bazı şeylere noktayı koymam gerekiyordu. Kendime gelebilmek için evden erken çıkıp sahilde yürümeye başladım. Serin rüzgar yüzüme vurdukça uykum açılıyordu. Birden karşıma gelen manzarayla olduğum yerde kaldım.

Tek Suçum SevmektiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin