Beklenen bölüm geldiiii. Bu ilk ve son bir daha tıpçının ağzından yazmayacağım çünkü karışsın istemiyorum. İyi okumalar 💙
Tıpçı
O diğer kızlar gibi değildi. Onu sevmemin sebebi mükemmel olması değil, kendisi olmasıydı. Yazmaya karar vermek çok zor olmamıştı. Mezun olduktan sonra okula gidip onu görmem bir tesadüf değildi. Hislerimi denemek için kapıda beklemiştim. Onu hâlâ eskisi gibi seviyor muyum diye ama değişen tek şey mezun olmam olmuştu. Matematiği herkese tercih eden ben, onu tüm dünyaya tercih etmiştim. Telefonu elime aldım ve ona mesaj attım.
Baran Evren : Günaydın, sevdiğim. (08.35)
Günışığım : Günaydın, tıpçı. (08.37)
Baran Evren : Deneme oldunuz mu ? (08.38)
Günışığım : Olduk ama ingilizceden. (08.38)
Baran Evren : Kaç netin var ? Söylemek istersen tabii. (08.39)
Günışığım : 66 yaptım, kötü biraz. Boğaziçi biliyorsun 80'e yakın istiyor. (08.39)
Baran Evren : Biliyorum ama ben sana güveniyorum yaparsın. (08.41)
Günışığım : Evet, şimdi derse gitmem lazım. Görüşürüz. (08.43)
Baran Evren : Görüşürüz. (08.44)
Bir süre konuşamayacağımızı bildiğim için ben de telefonumu kapatıp derse oturdum. Onsuz bir gelecek istemiyordum. Lise aşkı bu üniversitede unutursun falan deseler de Eylül unutulabilecek bir kız değildi. Davranışları, gülüşü, duruşu hepsi ayrıydı benim için. Kalbimin orta yerine tahtını kurmuş sessizce etrafını izliyordu. Onu tanıyalı fazla olmasa bile aşkım geçen zamanı üçe katlayacak şekildeydi. Aklımdan onu çıkarmaya çalışıp biyolojiye odaklandım.
Öğlen yemeğimi yedikten sonra eşyalarımı çantaya koyup kütüphaneye yol aldım. Cumartesi olduğu için kalabalık olacaktı. Ama illa ki boş bir yer bulurdum. Kütüphane kapısını yavaşça açtım ve kendime yer aramaya başladım. Yukarı katın merdivenine adım atar atmaz kapı tekrar açıldı. İçeri giren Eylül'dü. Hızlıca yukarıya çıktım. Şansıma boş yer vardı ve masa tamamen boştu. Eylül buraya oturabilirdi. Hemen yerleşip kitaplarımı çıkardım ve onu beklemeye başladım. Tahmin ettiğim gibi oldu. Eylül tam karşıma oturdu. Yanına da daha önce hiç görmediğim bir kız. Bir süre aralarında fısıldaşıp matematik çözmeye karar verdiler. Fırsat bu fırsat onunla iletişim kurabilirdim. Her şey istediğim gibi gidiyordu. Ona bu kadar yakın olmak, sürekli nefes alışverişini duymak istiyordum. O kendince sorularla cebelleşirken ben de kendi sorularımı çözüyordum. Birden bana doğru fısıldadı. "Şu soruyu anlatabilir misin acaba ?" Ona kafamı salladım ve kitabı önüme çektim o da yanımdaki boş sandalyeye geçti oturdu. Kalp krizi geçirmekten korkuyordum. Ona ilk defa böylesine yakındım ve kokusunu içime çekmemek için kendimi zor tutuyordum. O bu kadar yakınımdayken nefesim kesiliyordu. Soruyu nasıl anlatacağımı bile bilmiyordum ama bu son şansım olabilirdi. Soruyu hızlıca çözüp ona anlattım. "Yapamadığın başka soruların varsa onlara da bakalım." Bir kaç sayfa geriye çevirdi ve soruyu önüme koydu. Gülümsedi ve "Çok teşekkür ederim." dedi. Diğer soruları yavaş yavaş çözdüm çünkü kaçmasından korkuyordum. Ona bir daha bu kadar yakın olamamaktan korkuyordum. Diğer sorularda bitince kitabı aldı kısaca bir teşekkür daha edip eski yerine geçti.
Saat 4'e geliyordu. Ben de acıkmaya başlamıştım. Kitabımı kapatıp masadan kalktım. Kafasını kaldırıp bana baktı. Gülümsedi, ben de ona gülümsedim. Kütüphaneye yiyecek sokmak yasaktı. En yakın dönerciye gittim öyle olunca. Onunla ne kadar çok süre yakın olursam o kadar iyiydi. Bir daha bu fırsatı yakalamam imkansız gibiydi. Allah bana kıyak geçmişti. Dönerimi yedikten sonra hızlıca kütüphaneye girdim. Yerime oturduğumda masada Eylül yoktu. Çantası buradaydı ama kendisi yoktu. Arkadaşına sormak istiyordum ama sormaya cesaretim yoktu. Birkaç dakika sonra elinde iki bardakla çıkageldi. Yerine oturdu ve bardakları masaya bıraktı. "Sana sormayı unutmuşum Şebnem. Kusura bakma. Umarım kahve seversin."
"Kahve içmiyorum canım ben. Sorun değil bilemezdin."
"Peki, bundan sonra dikkat ederim. Sen içmek ister misin ?"
Bana soruyordu.
"İçerim. Teşekkür ederim."
"Rica ederim. Afiyet olsun."
Onun yaptığı kahveyi içiyordum. Ona soru anlatıyordum. Karşısındaydım kafasını kaldırınca gözlerinin içini görebilecek kadar yakınındaydım. O kadar güzeldi ki. Kendime bile ifade edemiyordum. Bugünün bitecek olması çok acımasızdı. Ben kimya çözerken o ingilizce deneme çözmeye başladı. Yaklaşık bir saat sonra bitirmişti. Denemeleri hızlı çözüyordu. Yanlışları bu yüzdendir diye düşündüm ama kontrol edince yanıldığımı anladım. 75 net yapmıştı. Yüzüne yerleşen gülümsemeyi belleğime kaydettim. Biraz daha tarih çözdükten sonra kalktılar. " İyi akşamlar."
"İyi akşamlar, sorular için tekrar teşekkürler. Derste böyle anlamıyordum."
"Rica ederim. Sorun olursa genelde buralardayım."
Başını salladı ve gittiler. O gidince kütüphane beni bunalttı. Ben de kalkıp eve gittim. Eve gider gitmez ona mesaj attım.
Baran Evren : Nasılsın, nasıldı dershane ? (18.55)
Günışığım : Güzeldi. Ondan sonra kütüphaneye gittim. Sen ne yaptın ? (18.56)
Baran Evren : Ben de ders çalıştım işte. (18.56)
Günışığım : Beynim full dolu. Biraz müzik dinleyip rahatlamak istiyorum. (18.57)
Günışığım : Bana önerebileceğin bir şeyler var mı ? (18.57)
Baran Evren : Mor ve ötesi- anlatamıyorum, Stephen- crossfire/ remembering myself,banks - crowded places, Linkin Park- heavy. (18.59)
Baran Evren : Ben genelde bunları dinliyorum dinlenirken. Bir sürü daha var. Sen dinle ben sana söylerim daha. (18.59)
Günışığım : Teşekkür ederim, tıpçı. Hemen dinliyorum. (19.00)
Günışığım : Yalnız dinledikten sonra yazamayabilirim. Misafir gelecek küçük çocukları var bana verirler tahminen ilgilenmem için. (19.01)
Baran Evren : Tamam güzelim. Görüşürüz. (19.02)
Günışığım : Görüşürüz. (19.02)
Geç geldi ama sınavım olduğunu söyledim sanırım. Dershane 7. si olmuşum. Nazar değmesin amin. Neyse ben bölümü çok sevdim. Bence siz de seveceksiniz. Ya Allah'ını seven yorum yapsın. Çok merak ediyorum fikrinizi, ayrıca bana özelden de yazabilirsiniz hem tanışmış oluruz. Hepinize kucak dolusu sevgilerimle 💙
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Anonim
Cerita PendekBilinmeyen Numara: Sana verdiğim değeri sayılara verseydim, tıpa gitmiştim Allahsız.
