~7~

2 0 0
                                    


Bu kızın hala burada ne işi vardı? 4 yıl önceki kavgadan sonra, aslında o bu sokaklardaki son kavgamdı, bir daha asla buraya gelmez diye düşünüyordum.

-Seni burada gördüğüme şaşırdım Alev. Şimdiye çoktan bir sokakta leşini bulurlar sanıyordum. 

-Seni sürtük benimle nasıl böyle konuşursun? Ben bu...

-Hey laflarına dikkat et bakalım. Yoksa dilini köpeklere yedirmemi mi istersin? Demin söylediğini hatırlatmak isterim. Ben buranın prensesiyim. Çöplüğüme bile yakışmıyorsun. Şimdi siktir git buradan.

Selim beni böyle gördüğüne şaşırmış görünüyordu. Üstelik gece daha yeni başlıyordu.

-Benim kızımı kimse böyle tehdit edemez!

O sesi duyduğumda yaşadığım duygu karmaşasını kelimelerle anlatamam. Arkamı döndüm. Karşımda Sercan duruyordu. Kaşının kenarı biraz çizilmişti. Bakışlarından son 4 yılın onun olgunlaştırdığını anlayabiliyordum. Göz göze geldiğimizde gözlerinin içi bir an için güldü. Beni, Selim'i ve Mert'i işaret etti.

-Üçünüz benimle geliyorsunuz.

-Şimdi ne yapacaksın sürtük?

-Sus Alev. Bana kendini kanıtlamış olabilirsin. Ama 1 numaralı kuralı unutmuş gibisin. Bu seni son affedişim. Bir daha olmayacak.

Suçlu olduğunu anlayan bir kedi gibi içine sindi. Aslında Sercan'ın bir an için beni korumayacağından korkmuştum. Ne de olsa o her zaman benim koruyucu meleğim olmuştu. Başka şehirlerde yaşarken bile. Taa ki Selim ile tanıştığımız geceye kadar. Aklıma Selim gelince kafamı ona çevirdim. Bana korkunç bakışlar atıyordu. Kafasının içinde "Burada ne halt yiyoruz? Aklını peynir ekmek ile mi yedin?" sorularına cevap aradığını anlamak için düşünce okuma yeteneğine ihtiyacım yoktu. Ona gülümsedim ve güven veren bakışlar atmaya çalıştım.

Sercan'ın odası olduğunu düşündüğüm odaya girer girmez Sercan arkasını dönüp bana sarıldı.

-Esra, bir an gelemiyeceksin sandım. Çok korktum. 

Bir süre birbirimize sarılı bir şekilde durduk.

-Ee, prenses. Bu çocuk kim.

-Benim kabalığım. Ben ...

-Okuldan bir arkadaşım,Selim. Selim bu Sercan.

Sercan nazikçe Selim'in elini sıktı.

-Akşam kalacak mısın? Yerin her zaman hazır prenses. Unutma :) 

Selim'e baktığımda gözlerinde neredeyse burada kalırsak sabah ilk iş annene buraya geldiğini ispiklerim diyen bir bakış vardı.

-Çok isterdim ama annem saat 2den önce eve dönmezsem beni bir daha asla salmaz.

Saatine baktı.

-O zaman daha 1 saatimiz var. Mert, neden Selim'e biraz burayı ve nasıl işlediğini anlatmıyorsun? Esra ile 4 yılın acısını çıkarıcağız. 

-Tabiki Sercan bey.

-BANA BİR DAHA ÖYLE HİTAP ETME!

Sercan bağırdığında Selim ve Mert çoktan dışarı çıkmıştı. Ben ise kahkaha atıyordum. O sırada Sercan'ın kanepesine yerleştim. 

-Ee anlat bakalım Alev nasıl "kadının" oldu?

-Önce sen prenses. O züppeyi buraya neden getirdin?

Selim'den

Tamam Esra'nın böyle bir arkadaş çevresi olduğunu biliyordum. O yüzden bu kadar şaşırmamış olmam gerekiyordu. Yani o benimle "çıkmaya" başlamadan önce okuldaki en depresif en asosyal kızdı. Beraber gittiğimiz davetler ve annemin anlattığına göre de sosyetik etkinliklerde ise tam bir prenses gibi davranıyordu.

-Kafan karışık duruyorsun. Selim'di değil mi? 

-Evet. Sen de Mert?

-Aynen. Esra ile sadece okul arkadaşı olmadığınızı varsayıyorum. Seni buraya getirdiğine göre. 

-Aslında sadece arkadaşız dahası yok. 

-Sen öyle diyorsan. 

Kaşlarını kaldırdı.

-Siz "kötü çocuklar" değil misiniz? Niye bana böyle davranıyorsun? 

-İlk olarak, Evet kötü çocuk dediğiniz tipler biziz. Her geceyi farklı kızla geçiren, birbirimizin işlerini engelleyip en yüksek profiti kazanmaya oynayan. Aa. Doğru ya. "Sosyete" de aynısını yapıyor. Ama saman altından. Biz sadece yaptığımızı göz önüne sunacak kadar cesuruz. 

Söylediğinde haklıydı. 

-İkinci olarak, buraya prensesi getirdin. Biz ne  kadar uzun zamandır bugünü bekliyorduk biliyor musun? 

- 4 yıl?

- Evet 4 yıl. Ve Esra'nın geri dönebileceğinden emin bile değildik. Ama şimdi o burada. Prensesimiz Sercan ve benim için çok değerlidir. Ona bakışlarına bakılırsa bu odada ona tek değer veren ben değilim. 

Bana baktı. Bir şey söylemediğimi görünce konuşmaya devam etti.

-Tamam. Şu anda Sercan'ın çöplüğündesin ve buranın bazı kuralları var. Kural 1, kimse Prenses'in adını söyleyemez, ona hakaret edemez. Sercan hariç. Kural 2, prenses istemediği sürece kimse prensese dokunamaz. Kural 3, kimse Sercan'a bey diyemez. Aslında kural 3 bu değil fakat gerçek kural 3e veya diğer kurallara ihtiyacın olacak kadar uzun süre burada kalmayı planlıyorsan Prenses sana anlatır. 

-Esra, yani prenses ve Sercan'ı tek başlarına bırakmak iyi bir fikir miydi?

-Endişelenme. Prensesin istemediği bir şeyi ona burada kimse yaptıramaz. Sercan bile.

-Peki Esra ile nasıl tanıştınız. Yani bu ortam bizim büyüdüğümüz ortamdan çok farklı. Yollarınız nasıl kesişti. 

-Bundan yaklaşık 10 yıl önce idi aslında. O 8 yaşındaydı. Sercan 11, bense 9. O zamanlar insanların bir avuç çocuk gözüyle baktığı bir çeteydik. Bir gün Sercan elinde bir sürü şekerle geldi. Ona üvey babası çalıştığı yerden getirmiş. Geldiği yerde daha çok vardır diye düşünüp o hafta içinde bir gece üvey babasının çalıştığı eve gittik. Gizlice girmeyi de başarmıştık. En azından biz öyle sanıyorduk. Kapıyı açınca tam karşımızda prenses tacı kafasında bir kız çocuğu duruyordu. Eğer kendisini de beraberimizde götürürsek bize istediğimiz kadar şeker alabileceğimizi söyledi. Gerisini düşünebilirsin sanırım. Şimdi bizbizeyken o geceki 3 çocuk oluyoruz. Geri kalan zamanlarda da... Tahmin edilebilir sanırım.

Gülümsedim. Tam ağzımı açacakken kapı sonuna kadar açıldı. Sercan ve Esra bir hışımla içeriye girdi. 

-Sana ne kadar teşekkür etsem az Selim. Prensesimin yardıma en  çok ihtiyaç duyduğu anda korumuşsun.

Mert boş boş bana bakıyordu. 

-Ayrıca ilişkinizi onaylıyorum. Prensesimin yeni şövalyesi olabilirsin. Kendini kanıtlamışsın. 

-Teşekkür ederim Sercan. Sanırım. 

Kafam karışmıştı. Sercan ne ilişkisinden bahsediyordu. Yani Esra ona Osedya ve Selim'in oynadığı oyunu mu anlatmıştı? Yoksa o da mı benden hoşlanmaya başlamıştı. 

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 24, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Sana ihtiyacım varHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin