Bölüm 2 =)

684 20 4
                                        

Otel odasında hala onu düşünüyordum. Sarıya yakın kumral saçlarına bakmaktan gözlerinin rengini bile farkedememiştim. Ah salak Eylül sen aşık olmazsın ki. Öyleyse neden aklımdan çıkmıyor? 

-Nehir! Senin yüzünden tüm plaja rezil oldum!

-Hımm tüm plaja ha? Yoksa sadece şu sarışına mı?

-O sarışın değil ki!

-Yani gerçekten onu kastediyodun? ;)

-Ah salak kafam benim.

-Eylül sesli düşünme derim :D

Hayır az önce düşündüklerimin hepsini sesli düşünmüş olamazdım dimi? Hayır ya olamaz. Hem beni rezil ettti hem de hala ben suçluyum. Gerçi evet. Havalı havalı denize girsem daha iyi olurdu galiba. Nehir'e kızıyorum ama bi yandan da o çocuğun bana gülmesini sağladığı için minnettarım. Öyle güzel güldü ki tüm dünya durdu sanki. Bu aşk mıdır? Değildir dimi?Eğer değilse bile bu şekilde düşünmeye devam edersem aşık olacağıma şüphe yok. 

Nehir yüzünden şimdi duş almak zorunda kalacağım. Ha çocuğu gördükten sonra noldu? Birkaç saniye bakıştık. Sanki saatlerce gibi geldi bana. Sonra Nehir'in kahkasıyla kendime geldim. Ben çocuğa bakmaya devam ederken beni denize kadar getirmişti. Ben daha kendime gelemeden beni suya attı. Sudan nefret eden kediler gibi hissediyordum. O kadar uğraştığım saçlarım resmen yüzüme yapışmıştı. İşte bu da klasik Nehir gıcıklıklarından biri. 

Duştan çıktım ve mercan rengi bir elbiseyle siyah topuklu ayakkabılarımı giydim. Kulkağıma da küçük siyah küpelerimi taktım ve saçımla yine uğraşmaya başladım. Aynanın karşısına geçtim. Mükemmel! Karşımda uzun boylu, tam formda, sarışın bir kız duruyordu. Dümdüz saçlarımı şekillendirmesi çok zor oluyor ama bu halime bakınca değdiği çok belli. 

Bugün tatilin ilk günüydü ve bir restoranta gidecektik. Yani İnstagram'a koyulucak resimler vb. çoğu bugünün işiydi. Kısacası mükemmel olmamız gerekiyor. Makyaj malzemelerimi almak için bavuluma yönlendiğimde karşımda Nehir'i buldum. 

-Nehiir! Ne giydin böyle?!

Nehir siyah kısa bir şort giymişti. Üstüne de pembe bir crop top geçirmişti. Ayakkabı olarak da babet giymiş. AAh! Bu kız beni öldürücek.

- Giydiğimde ne var Eylül? 

-Bekle.

Nehir'in bavulunu karıştırmaya başladım. Şu an sinirli gözlerle beni izlediğinden eminim. Elime beyaz bir elbise aldım ve birkaç takı. Ayakkabıları da topuklu seçtikten sonra elimdekileri Nehir'e verdim ve "Al giyin bunları." dedim. Hiç ses çıkarmadan banyoya gitti ve giyinip çıktı. İşte şimdi daha güzeldi. Baş parmağımı havaya kaldırdım ve aynama dönüp eyeliner çekip rimelimi sürüp makyajımı bitirdim. İşte şimdi gece yeni başlıyor! 

Topuklu ayakkabılarımızın tıkırtısı ile dışarı çıktık. Otelin girişi birsürü ışıkla aydınlatılmıştı. Bugün gideceğimiz yeri belirledik ve yürüyerek gitmekte karar kıldık.

Burası muhteşem bir yerdi.Ve herkesin gözü üzerimizdeydi. Tam uyumlu olmuştuk Nehir'le. Nehir siyah saçlıydı ve yemyeşil gözleri vardı. Onun bir sevgilisi vardı fakat İstanbul'da kalması için ısrar etmişti. Bizde dostluk her zaman aşktan öndedir. Yani böyle olması gerekir. Aşk seni üzse bile dost sayesinde ayakta durursun. 

Sonunda restoranta varmıştık. Deniz kenarında çok güzel bi mekandı. Deniz manzarası olan bir yere oturduk. Duvar olması gereken yerde cam vardı. Dolunayın denizdeki yansıması çok romantik bir ortam yaratıyordu. Sevgilim olsaydı öyle olabilirdi yani :D aslında şikayet etmiyorum sevgili istemediğimi söylemiştim. Yemek siparişlerimizi verdik ve Nehir'le sohbet etmeye başladık.

-Nehiir. Sence onu bir daha görebilir miyim?

-Olabilir. Neden olmasın. Bence onun da sende gözü var ama neyse ;)

Nehir'in böyle imalı konuşmasından her zaman nefret etmişimdir. Söyliyiceksen adam gibi söyle lafı dolaştırmanın ne manası var şimdi. Hem ben o çocuğa aşık falan değilim niyetim biraz eğlenmek :D Şu "Summer Love" saçmalığından ben de istiyorum. O kadar.

Yemekler gelmişti. Yemek yerken bir yandan etrafa göz gezdiriyordum. Belki bir tanıdık görürüm diye gerçi tatil yerinde tanıdığı nerden bulabilirim.

Sonra üç masa ilerde sarı bi kafa gördüm. Sarı değil kumral! :D Kesin o da buradaydı! Fırsat bu fırsat lavaboya gitme bahanesiyle ona da bakabilirim diye düşündüm.

-Nehir ben lavaboya gidiyorum.

-Ben de geliyim o zaman.

-Yok, hemen gelirim ben. :) 

-Peki tamam.

O masanın hemen yanında bir garson duruyordu. Şans bu işte. Hemen hızlı adımlarla garsonun yanına gittim. Tuvaletin yerini öğrendikten sonra saçlarımı savurarak kafamı sola çevirdim. Fakat o değildi. Bi anda içim bi garip oldu. Sanki. Sanki ne biliyim üzülmüş gibi. Hayallerim yıkılmış gibi hissettim. Topuklu ayakkabılarla ne kadar hızlı yürünürse o kadar hızlı bir biçimde lavaboya gittim. Aynada kendime baktığımda kendime geldim. Noluyordu bana? Tüm erkeklerin peşinden koştuğu kız, Eylül, bir erkeği göremediği için mi üzülücekti? Ben o kadar kolay aşık olmam! Umutsuz aşksa, asla! Benim için umutsuz diye bir şey yoktur.

Makyajımı tazeleyip dışarı adımı attığımda dimdik yürüyordum ve aptalın teki bana çarptı. Bu tatil rezil olmakla mı geçicekti?! Kafamı kaldırdığımda karşımda duran kişi oydu. Ve sinirli bakışlarımın yerini aptal bir gülümseme almıştı. 

Yaz AşkımBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin