Özel Bölüm

9.4K 382 242
                                        

Her son bir başlangıç mıdır?
Hiç sanmıyorum...

Emir'den;

Gitmişti, ardında vicdan azabıyla bir ben bırakarak bencilce gitmişti.
Gidişinin 2. ayıydı ve dağılmıştım/dağılmıştık.

Ailesi, ister istemez beni suçluyordu. Haklılardı da. Bende kendimi suçluyordum. Sıla ve Gökhan ile hiç konuşmamıştık.
Ama hissedebiliyordum, onlarda beni suçluyordu.

Bencildi, Okyanus kendisi dışında birisini düşünmeyerek hareket etmişti ve ardında kalanlar olarak zorlanıyorduk. Ölümü ya da intiharı üzmüştü, kırmıştı da.
Ama insanların suçlayan bakışları daha fazla.

2 AY ÖNCE:
Sıla'nın aramasıyla, hastaneye koşa koşa gittim.
Kötü bir şey olmuştu ve korkuyordum.
Hastaneye girdiğimde Okyanus'un annesi ve babasını gördüm.Daha sonra da koridorun bir köşesine sinmiş bir Gökhan, bağırıp çağıran bir Sıla...

Hızlıca Sıla'nın yanına gidip ne olduğunu sordum. Sıla ise elime bir mektup verdi ve haykırdı.
"Artık o, gelemeyecek kadar uzaklara gitti."
Şaşkınlıkla elimdeki kağıda bakıp, Sıla'nın söylediklerini algılamaya çalıştım.

Olamazdı, yapmış olamazdı.

Bir köşeye oturdum ve titreyen ellerimle kağıdı açtım.
Düzgün bir elyazısı vardı, gören insanlar 'Bu yazı Okyanus'un!' diyebilirlerdi.
Okumaya başladım. Dolan gözlerime, titreyen ellerime ve sinirime inat okudum.

Şiirin son mısralarına doğru elyazısı çirkinleşmişti ve gözyaşı damlaları vardı.

Okumayı bitirdim ve olduğum yere daha fazla sindim.
"Hayır, hayır. Yapmadın. Biliyorum, korkağın tekisin kızım sen. Yapamazsın." titremeye başladım.

Gökhan yanıma geldi ve koluma dokundu. Bağırmaya başladım.

"Şu saçma intihar mektubuyla kendini öldürmedi değil mi? Beni bu vicdan azabıyla bırakmadı değil mi?"

Sıla hışımla kalktı. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı ve fısıldadı.

"Bu durumda da kendini düşündün ya, arkadaşıma üzülüyorum. Vicdan azabını sikeyim,kaybol burdan."

Fısıltısı bir rüzgar oldu ve yüzüme vurdu. Haklıydı ve ya değildi, ayırt edemedim ve arkamdan bağıran Gökhan'ı umursamadan dışarı çıktım.

"Aptalsın kızım, aptal."
-
2 ay sonunda ilk defa cesaretimi toplamıştım ve o gün ki parka gelmiştim.

Boğazımda ki yumruğu dikkate almayarak banka oturdum.
Bir arkadaşımı kaybetmiştim. Her ne olursa olsun o arkadaşımdı ve artık yoktu.

Bu beni de üzüyordu.

Gözlerimi kapattım ve telefonumdan Duman-Melankoli açtım.
Kaç kez başa sardığımı bilmediğim şarkımla akşama kadar orada oturdum ve yanıma birisinin oturmasıyla irkildim.

Yüzüne baktığımda "Bakma." dedi.
"Sıla, yapma." güldü.
"Acı çekiyor musun Emir?" bu cümleyi öyle kırık söylemişti ki, kendimi iyice suçlu hissetmiştim.

"Kendimi suçlu hissediyorum, hayatım berbat oldu."

"Ne güzel, benim ki de berbat. Ama en azından berbat olacak bir hayatımız var. Onun yok. Onun artık bir hayatı yok Emir."

"Onu öldürmüşüm gibi konuşma Sıla. İstemezdim böyle olsun."

"Niye buraya geldin Emir? Her katil cinayet işlediği yere geri döner tezini doğrulamak için mi?"
Sözleri keskindi,acıtıcıydı.

"Onu ben öldürmedim!"

"Peki, Emir."

-

Merhaba, gerçek son bu hikaye için.
Uzun bir süre oldu biliyorum, Wattpad bildirimlerime bakarken yorumlarınızı gördüm ve yazmam gerektiğine karar verdim.

Emir'in aslında nasıl bencil olduğunu, Okyanus'un ölümünü değil de ondan sonra ki hayatını önemsediğini anlatmak istedim. Anlatabilmiş miyim bilmiyorum, ama aklımda ki Emir bu.

Konuyla alakası yok biliyorum ama Müzik Camiası zor zamanlar geçiriyor.

Vio, seni daha önce farketmediğim için özür dilerim. Sevdiğin yıldızlara kavuştun. Daha bir sürü şey yazmak istiyorum aslında, ama burası pek de uygun bir yer değil. Seni seviyorum Sensei! #çekmecedenyıldızlara

Onur Can Özcan, o kadar üzüldüm ki. Ölüm hiç yakışmadı. Daha yazacak, söyleyecek çok şarkın vardı.

Ruhunuz şad olsun.

"Özgür kuşlardık biz, kanatlarımızdan değil. Gökyüzümüzden kırdınız."

Kendinize iyi bakın ya da bakmayın, çünkü bu kimsenin umurunda değil.
- No1

Umarım okuduğunuz da içinizde bir yer edinebilirim. Evet, bitti.
Başka hikayelerde bekliyor olacağım.

-Yağmur

GİZLİ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin