Cheol sıkılmıştı. Kalemini dudağının üstüne koymuş düşürmemeye çalışıyordu. Cheol'ün yanında oturan Vernon kalemi ne zaman düşürecek diye takip ediyordu. Gelen mesajla telefon titredi. Cheol dikkati dağıldı kalemi yere düşürdü. Vernon sesli gülmemek için başını sıraya gömdü. Cheol telefonu açıp gelen mesaja baktı. Jisoo'dan bir mesajdı. Jisoo bir fotoğrafını yollamıştı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Cheol şaşkınlıkla telefonu yere düşürdü. Eline geri aldığında fotoğraf silindi.
Jisoo 🚫Bu mesaj silinmiştir.
Cheol Bu da neydi şimdi.
Jisoo Yanlışlıkla sana attım.
Cheol kızaran yüzüyle şaşkınlık içinde kalmıştı. Arkasına dönüp Jisoo'nun kiminle mesajlaştığına bakmak için deliriyordu. Jisoo kime öyle bir fotosunu atabilirdi. Yoksa sevgilisi mi vardı. Cheol'ün kafasında deli sorular dönüyordu. Aynısını Jisoo'ya yapmaya karar verdi.
Cheol
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Jisoo Oha çok tatlısın.
Cheol 🚫Bu mesaj sildiniz.
Cheol Pardon, yanlışlıkla sana attım.
Jisoo önünde oturan Cheol'ün omzundan tutup kendine çekti. Cheol'ün elinde telefonu almaya çalıştı. Cheol telefonu vermeyince Jisoo ayağa kalktı bağırarak;
"Benden başka kime böyle sevimli fotoğraflarını atıyorsun?"
Cheol'de ayağa kalkarak karşılık verdi.
"Asıl sen kime açık saçık fotoğraflarını atıyorsun?"
"Annem bana yeni aldığı gömleği üstümde görmek istedi. Bende evde çektiğim fotoğrafı attım. Ama en üstte senin adın olduğu için yanlışlıkla senin adına bastım."
"Heee... Demek öyle oldu. Anladım..."
Cheol sessizleşmişti. Aynı zamanda bütün sınıf sessizce dönmüş onlara bakıyordu. Matematik hocası elindeki tebeşiri Cheol'ün kafasına fırlattı.
"Yine mi siz ikiniz. Bu sefer elimden kurtuluşunuz yok."