Bsa2/Bölüm 3 "BABAM YOK"

1.8K 134 136
                                    

Yorumlarınızı okumam için fırsat verin olur mu? Yorum atın yani.

Keyifli okumalar dilerim..

Arabayı ani bir frenle durdurdum, sanki ruhum bedenimden çıkacakmışçasına bedenimin her zerresi acıyordu. En çokta, en çokta kalbim dayanamıyordu. Bir yerde bir eksik ve bir kopukluk vardı. Doldurmaya çabalıyordum. Ama sadece çabalıyordum..

Nefesin sarf ettiği sözcükler beynimin her kıvrımında yankılanıyordu, tekrar tekrar beni benliğimle kavuşturuyordu sanki. Gerçekten ben kimdim onu hatırlatıyordum ve her kimsem ona bir adım fazla yaklaştırıyordu beni Nefes.

Zihnimde dilim gibi donuktu. Arabadan indim derin bir nefes aldım ve denizin ilerisine, uzaklara, güneşin batışı ile daldım. Sahi ya! Kimdim ben? Bu bedende iki kişimiydim? Yoksa tek kişiyken mi iki kişi seçildim? Bilemiyorum, herşey çok karışık ve karmaşık. Bir şekilde kafamı toparlamam gerekti. Ve bir yerleden başlamak.

Öncelikle bu kopukluğun nerden geldiğini öğrenmem gerekti, zihnimde silik bir şekilde duran bu şeyi harekete geçiremiyorsam, o silik şeyi başkasından öğrenirim düşüncesiyle arabaya tekrar bindim. Eve doğru yol aldım bir yerleden başlamak isteği ile.

.
.
.
.

Eve vardığımda çoktan güneş batmıştı, arabayı otoparka yerleştirdim. Arabayı kilitledim ve evin kapısına doğru yürümeye başladım.
Kapıya vardığımda, kravatımı sıkıntıyla gevşeterek zili çaldım. Birkaç tıkırtıdan sonra kapıyı yüzüne takındığı ufak bir tebessümle Hira açtı.

Ki açar açmazda sıkıca sarılıp yanağım ve dudağımın arasına belli belirsiz bir öpücük bıraktı. Mecburi ve itici bir tebessüm ile eve adımımı attım. Hira kapıyı kapatıp arkamdan gelmeye başladı. En sevmediğim şeyi yaparak o kalın ses tonunu inceltmeye ve naifleştirmeye çalışarak "Neredeydin bu saate kadar?" diyerek hesap sorarcasına bir tavır takındı. Aniden arkamı dönerek ona birkaç adım yaklaştım, ve ifadesizce;

"Sen bana hesap mı soruyorsun, yoksa banamı öyle geldi?" dedim sert ve donuk bir sesle.

"Evet bir hesap sordum, sonuçta ben senin KARINIM"

'Karınım' sözcüğünü histerikçe bastırdı. Bilerek yaptığını biliyordum artık. Şuana kadar yaptığı gibi şimdi de hem bilinçaltı yapıyordu hem de psikolojik bir mecburiyet duygusu aşılıyordu beynimin en derinlerine.

Mecburi ve formalite bir evlilik olduğundan sesimi pek fazla çıkartamıyordum. Ne de olsa işim bir yandan da bu kadına bağlıydı. Hayatımı borçlu olduğum adamın kızına. Ve o kadın, benim iş yerimin patronuydu da.

Donuk bir yüz ifadesi ile sessiz ve fısıldarcasına "Doğru" dedim. Kendi dilimden dökülen, kendi canımı yakmistı. Kendimi şık mavi takımımın ceketini çıkararak deri koltuğun üzerine attım ve yanınada kendimi. Yanıma o iğrenç topuklu sesleriyle Hira gelip oturdu.
Saha sabah sarılmadığım için üzüldüğüm kadının simdi hayatımı mahveden 2 kişiden biri olduğunu biliyordum. Ve bu benim kafamı karıştıran en büyük sebepti.

Elini dizimin üzerine koyarak itici gülüşünü bahşetti ve "Sen gerginsin" dedi. Elini dizimden çekip yanağıma koyarak ve başımı kendisine çevirerek. "Ve bu gerginliğine, yorgunluğuna bağlıyorum sevgilim" dedi.

Ayağı kalkarak, mutfağa yöneldi, bense arkasından derin bir nefes çekmekle yetindim. Sadece baktım. Ne hissedersem hissedeyim yansıtamadım. Yansıtamadım çünkü kendimi o kadar yorgun hissediyordum. O derece yorgun ve güçsüz. Geri döndüğünde elinde koca bir kırmızı şarap ve iki adet şarap bardağı. Küçük bir kahkahadan sonra "Bu zırvalıklar ne?" dedim, "Kafa dağıtacağız canım, çokmu?" dedi oda küçük bir kahkaha atarak.

SEVDAYI ANLAT | 2Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin