uçak yolculukları I

357 36 53
                                    

Chanyeol etraflarını sarmış kamera duvarlarının arasından kurtulmak için o kadar aceleciydi ki biricik sevgilisinin arlasında kaldığını bile fark etmemişti. Cebine takılmış o parmağın yoksun ağırlığını fark edip üstüne beş beden büyük gelen devasa momtu ile kendisine koşan Baekhyun'a döndü gözleri hemen.

Onları uçağa götüren görevlinin fark edşp etmeyeceğini umursamadan Baekhyun'un tatlılığı ile koca bir kahkaha atıp kolunu ona doğru uzattı.

Kameraların olmamasını en çok o an istemişti. Baekhyun ona doğru açtığı koluna yanaşıp gözleri cama kaydığında ise kendilerine çevrilmiş telefonları ve fotoğraf makinelerini gördüğünde, kamera flaşlarının sesini duyduğunda, en sonunda da kolunun altına girmeden yanında yürüdüğünde.

Ama bu Baekhyun lebeklik yapıp yüzüne bütün tatlılığı ile baktığında giderilemeyecek bir şey değildi. Baekhyun'un tek gülümsemesi Chanyeol için her şeyi silip atmaya değerdi, bir de böyle tatlılıklar yapığ kendisini delirttiğinde, işte Chanyeol'de kayışlar o zaman kopuyordu.

Baekhyun montun yerlere değecek kadar aşağıda kalan etekleri ve ellerini örten kolları ile kameraların görüş alanından çıktıkları gibi sevgilisine çekildiğinde az daha takılıp düşecekti. Hoş, belindeki kolun buna izin vermeyeceği aşikardı da, Baekhyun bir anlık korku ile Chanyeol'ün karnına bir tane tokat patlatmıştı. "Düşüyordum az daha Yeol!"

Sevgilisi omuzlarını silkip sadece Baekhyun'a sardığı kolunu sıkılaştırmış ve kendisine daha çok çekmişti onu. "Banane. Orada sarılamamıştım."

Baekhyun küçük gülümsemesini maskesinin ardına saklamaya çalışsa bile kısılan gözleri vardı ortada. Hoş, Chanyeol onları göremese bile sevgilisinin nefes alış verişlerinden bile anlardı.

Ama onlar kendi dünyalarında olmadıklarını önlerindeki görevli arkasına dönüp onlara çözülemeyen bir bakış attığında fark etmişlerdi.

Baekhyun Chanyeol'ün kolu altından çıkmaya çalışsa bile uzun olan engel olmuş ve adamın bakışlarına kendi sert bakışları ile karşılık vermişti. Baekhyun'un önüne düşen başı onun gibi sevimli ve sürekli neşeli bir adamı bile kızdırıp sebep olan her kimse onların ödünü koparmasını sağlayabiliyordu.

Sevda. Aşk ya da hoşlantı değildi onlarınki. Sevdaydı. Ve bu diğer ikisinden çok daha ağırdı.

Aşklar sönerdi. Hoşlantılar biterdi. Sevdalar ise ömür boyu sürerdi. Hele bir de onlarınki gibi kara sevdalar. Kadere yazılmış olanlar. Varlıkları bütünleyenler.

Chanyeol Baekhyun'un ilerleyen adam tekrar önüne döndüğünde söylediği şey ile sevgilisine dönüp derinden gelen ve Baekhyun'un bscaklarını titreten bir şekilde cevap verdi.

"Chanyeol... Anlayacak..."

"Baekhyun, benim sana nasıl baktığımı tek bir kez görmüş herkes zaten anlıyor. Yeni bir şey değil anlaşılması."

Baekhyun yutkundu ve first class'a girdiklerinde (Chanyeol buissness'a ikna olmamıştı. Rahat rahat sevgilisini öpüp kucaklayamayacağı, kucağında yatamayacağı bir yirmi saatlik uçuş pek de hoşuna gitmemişti. Baekhyun her ne kadar ikna etmeye çalışsa da, Chanyeol'ün kendisini tutup tek bir kez öpmesi ve yirmi saat bundan mahrum bırakma beni demesi yetmişti.) arkada kalan adam ile elini Chanyeol'ün elinin arasına kaydırmıştı.

En çok Chanyeol ile bçyle el ele yürümeyi seviyordu. Belki bunun için pek fırsatı olmadığından böyle basit ve masum bir hareket onun en büyük açlıklarındandı.

Karşılarına çıkan hostes ile elde ettiği birkaç saniyelik mutluluğu terk edecekti ki Chanyeol'ün kendi parmaklarına dkladığı parmaklarını sıkması ile elini çekmesi imkansız oldu.

candy shopHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin