3

9 1 0
                                    

1 yıl sonra...

Erasmus ile gittiğim Japonya'dan döneli bir hafta olmuştu. Evimi, arkadaşlarımı ve Taegilin portakallı keklerini özlemiştim. O lezzeti gerçekten başka hiçbir yer verememişti bana. Canım nasıl da istiyordu o güzelim keklerden... Lakin Taehyung'a kırgındım. Beni yolcu etmeye gelmediği gibi aramamış hadi onu da geçtim mesaj dahi atmamıştı. Kıskandığımdan falan değil ama sürekli instagramdan bir kızla birlikte paylaşımlar yapıyordu. Hayırlı olsun tamam ama arkadaşın yeri de sevgilinin yeri de ayrıdır. İkisi de sevgi ve ilgi ister. Patlıcan değiliz herhalde bizim de canımız var.

Gıcık.

Japonyada kaldığım süre boyunca sürekli olarak ders çalıştığım için Hana ve Chi Ra bana tatil yapmamı söyleyip tüm kitapları bir dolaba kilitlemişlerdi. Evin içinde kedi gibi dolanıp duruyordum. Belgesel izlemekse şuan hiç ilgimi çekmiyordu. O an aklıma yeni bir fikir gelmişti. Alışveriş? Uzun zamandır yeni bir şeyler almamıştım kendime. Modayla aram yoktu zaten. Kafama göre takılırdım lakin o gün canım şık giyinmek istemişti. Kendime yakıştırdığım bir iki parçayı üzerime geçirip telefona sarılmıştım. Tabiki selfie çekmeyeceğim. Birini benile gelmeye ikna etmem gerekiyor çünkü ben bu işlerde berbatım. Muhtemelen kazık yiyecek ya da kalitesiz kumaşlar alıp paramı ziyan edeceğim.

Kimi arasam ki?

Chi Ra? Bana halen tripli. Gerçekten bir yıldır trip atıyor. Tanrım ona ne yapmış olabilirim, lütfen bir ipucu bahşet bana.

Hana? İmkansız. O bir stajer ve her daim meşgul.

Joo Hyuk? Bu fikri aklımdan geçirmek bile hata. O çapkın serseri bana olan husumeti yüzünden neler yapar kim bilir? Arkadaşız falan ama bizimkisi biraz karışık bir durum.

Jungkook? Ah evet, sanırım bana o yardım edebilir. Hem onunla konuşmak istediğim bazı konular var. Eminim sevgilisinin bana neden bu kadar uzun süre trip attığını açıklayabilir.

°•°

"Geldiğin için teşekkürler Jeon."

"Ne demek, uzun süredir baş başa vakit geçiremedik. Bu iyi oldu."

"Katılıyorum."

Bana bakmadan bir tebessüm edip arabayı sürmeye devam etmişti. Ben de bir süre sessiz kalmıştım. Sanırım ortamı gerecek bir konudan bahsedeceğimi fark etmişti. Beni çok iyi tanıdığından olsa gerekti. Tabii ben de onu çok iyi tanıdığımdan kendini hazırlaması için ona biraz süre tanıyor, yani susuyordum. Hazır olduğunda o bana soracaktı zaten. Arabayı kenara çeker çekmez bana dönüp: "Sor hadi." diyecekti.

"Sor hadi."

Ellerimi önümde birleştirip gözlerimi kısarak ona baktım.

"Jeon, Chi Ra bana neden trip atıyor? Hayır bir gün değil iki gün değil tam bir yıl oldu. Neler oluyor?"

Tam ağzını açacakken elimi ağzına koyup olabildiğince sert bir ifadeyle ona bakarak: "Bildiğini biliyorum Jeon. O yüzden sadece anlat." demiştim. O ise göz devirip elimi itmişti.

"Öyle bir niyetim yoktu zaten. Sadece Chi Ra'ya çaktırma. Seninle buluştuğumu bile öğrense bunu benim anlattığımı anlar."

Elimle o bilindik fermuarlı ağız numarasını yapmıştım. O da çok ciddi bir ifadeye bürünmüştü. Anlaşılan mevzu derindi. Umarım altından kalkabileceğim bir taşı sırtlanıyorumdur.

"Öncelikle şunu söylemek istiyorum Cho Ni: Sen tam bir odunsun. Tanrım bir ara lez olduğunu düşünmeye bile başlamıştım."

"Ne? "

Eliyle saçlarını geriye doğru atıp aklına gelen şeylere rağmen sakinliğini korumaya çabalamıştı.

"Evet, yani onca şeye rağmen nasıl Taehyung'un sana karşı yıllarca süren aşkını fark edemedin? Anlayamıyorum."

Tae... Bana... Platonik miydi... Bana?

Wtf?

Bana mı?

Taehyung mu?

Bir hayat pınarı nasıl bir zombiye aşık olur?

"Aish, şu surata bak! Sinirlerim depar attı resmen. Nasıl halen bu kadar şaşırabiliyorsun? Hiç mi ihtimal vermedin buna! Chi Ra nasıl sana sinir olmasın ki? Liseden beri seni seven Tae'yi hayata küstürüp kötü kızlarla arkadaş olmasına neden oldun! Çocuk depresyon hapları kullanıyor. Çıktığı sevgilisi ise bir fahişe. Gündüz Taehyung ile geceleri barlarda."

Sonlara doğru öyle bir sinirlenmişti ki bağırmaya başlamıştı. Her cümlesinde kendimi biraz daha kötü hissederken son cümlesiyle sarsılmıştım.

"Bil bakalım bu kimin suçu? SENİN!"

Keşke, bunları bana daha önce söylemiş olsaydınız. Şimdi elimden gelen tek şey vicdanımla yüzleşmek.

 Şimdi elimden gelen tek şey vicdanımla yüzleşmek

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Portakallı//KTHHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin