Sabah yüzüme gelen güneş ışığı ve banyodan gelen su sesiyle gözlerimi açtım. Etrafa baktığım da Rain'in yatağının boş olduğunu gördüm. Büyük ihtimalle banyodaydı. Aklıma ailemizi arayıp vardığımızın haberini vermediğimiz geldi. Eş zamanlı olarak Rain kafasında kendisinden daha ağır bir havlu ile banyodan çıkmıştı.
"Günaydın Ess'im."
"Günaydın Rain'im."
"Hadi kalk artık şu yataktan. Aralıksız 18 saattir uyuyorsun kızım!."
"Tamam bağırma başımın dibinde Rain. Bende banyoya giriyorum çıkınca anahtarı teslim edip bir cafeye kahvaltı yapmaya gideriz."
"Tamam."
"Ah. Bu arada aile grubuna vardığımızı yazar mısın Rain ?"
Rain sıcak bir gülümseme bıraktı.
"Ben çoktan yazdım dostum."
"Ah teşekkür ederim Rain'im."
"Lafı olmaz. Hadi gir hemen duşuna acıktım."
"Tamamdır."
Hızlı adımlarla duşa girdikten sonra şampuanımın yanımda olmadığı aklıma gelince üzülmüştüm. Çünkü çilek kokusunu uzun süredir kullandığım için alışmıştım. Duşa kabinin içine girince şampuan kısmında çilek aromalı yazısını görür görmez gözlerim fal taşı gibi açıldı. Ah şanslı günümdeyim sanırım. Hızlıca duşumu aldıktan sonra kafama havluyu geçirip banyodan çıktım. Rain üstünü giyinmiş saçını yapıyordu.
"Ess giyeceğin kıyafeti yatağın üstüne bıraktım."
"Sağol Rain."
Rain ile zevklerimiz aynı olduğundan ve uzun süredir beraber yaşadığımızdan dolayı birbirimizi gözlerimizden anlayabiliyorduk. Hangimiz daha geç kaldıysa diğeri onun için kıyafeti seçip yatağın üstüne bırakıyordu. O sırada elbisemi giyindikten sonra makyaj yapan Rain'in yanına gidip düzleştiriciyi aldım ve saçımı düzleştirmeye başladım. Saçım çok uzadığı için düzleştirmek çok kolay değildi. Rain saçımın çok güzel olduğunu ve kestirirsem beni öldürebileceğini söylediği günden beridir aklıma kestirmek gelmemişti. Saçımı elimden geldiğince düzleştirdikten sonra Rain'i daha fazla bekletmemek için her zamanki çilekli lipstick'imi sürüp beyaz spor ayakkabımı giyindim. Sonunda evden çıktığımızda saatin 11.00 olduğunu gördüm. Hızlıca anahtarı teslim ettikten sonra yol üzerinde bir cafe bulup kahvaltı yapmak için girdik. Menülere bakarken uzaktan çığlık sesleri gelmeye başladı. Biz daha ne olduğunu anlayamadan yedi güneş gözlüklü ve deri ceketli çocuğun yanımızdan geçtiğini gördük. Etraftakilerin söylentisine göre onlar BTS adlı bir gruptu. İşin ilginç yanı ise Rain'in ve benim bu grubun ismini hiç duymamış olmamızdı.
"Ess sanırım bu çocuklar idoller ve biz tanımıyoruz ?"
"Evet bende çok şaşırdım. Aman neyse kahvaltımıza devam edelim."
"Tamam. Bu arada beş gün sonra ki JYP şirketinin seçmeleri için çalışacak bir yer bulmamız gerekli."
"Burdan çıktıktan sonra bir dans kursuna gider orda çalışırız."
Konuşmamız ve yemeğimiz bittikten sonra hesabı ödemek için ayağa kalktım ve tam yürüyorken bana birisi çarptı.
"Hey önünüze bakar mısınız?!"
O sırada bağırdığım kişinin yedi çocuğun arasından birisi olduğunu farkettim.
"Dikkatli olsana sende tek suçlu ben miyim?!"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dark Since / Jeon Jungkook
FanfictionSenden uzaklaşmak isterken, Kendimi bir kere daha sende buldum ben. Almanya da Üniversite okuyan iki genç kızın hayallerinin bir gün gerçek olacağını kim bilebilirdi ki? Ve en önemlisi onların hayali neydi? Başlangıç ~ 4 Eylül 2019~