BÖLÜM 1

25 3 3
                                    

Bugün İletişim Fakültesi'nde ilk günüm ve ben heyecandan yerimde duramıyorum. Evin içinde oradan oraya koşturuyor, herşeyin hazır olup olmadığın bakıyordum. Deniz de benim halimi saçma bularak laf atıyordu.

"Aman gören de bana kız istemeye gidiyoruz sanar."

"Anne oğlun gelin istiyormuş."

diye avazım çıktığı kadar içeride gazete okuyan anneme bağırdım. Deniz tarafından kafama atılan yastık ile sustum. Deniz'in okulu daha başlamamıştı. Bence önce doğduğu için Tanrı benim gelmeyeceğimi düşünerek bütün şansı ona tanımış.

Telefonun çalması ile koşuşturmama son verdim. Arayana bakmadan hemen açtım.

"Alo?"

"Kız seni maratona filan mı hazırlıyorlar,nefesin kesik kesik."

"Burak sen misin? İşleri halledeyim derken nefes nefese kaldım."

"Oy canım benim üniversiteli mı olmuş?"

"Burak gerçekten sen ile mi yoksa babaannem ile mi konuşuyorum?"

"Babaannesi gurban olsun sana ."

"Sesin gerçekten de tam babaannem gibi oldu. "

"Ee boşuna radyo televizyon okumuyorum."

"Oyunculuğuna hayran kaldım. Ne yapıyorsun?"

"Babamın sıkıcı muhabbetini çekmek yerine bir tanemin üniversitede ilk günü arayayım dedim. Heyecan var mı heyecan?"

"Olmaz mı? Ayy Burak on sekiz yaşında üniversiteli olduk. Senin okul haftaya değil mi?"

"Evet. Adı ne olursa olsun okul berbat bir yer. Ama bak lise son iyi idi. Zaten insan okulu seviyor ise ya aşıktır ya da anne babası öğretmendir. "

"Tahmin edeyim sen aşık olandın di mi?"

"Yoo babam öğretmendi söylemedim mi?"

"Burak gıcıksın."

"Hayır canım gıcık ama yakışıklı bir serseri aşık."

"Yesinler serseriliğini."

"Ama sen ye tamam mı? Bak babam yine başladı askerlik anılarına sonra görüşürüz Güneş'im"

"Görüşürüz mavişim."

Telefonu kapattığım da heyecanımı biraz yenmiştim. Hazırlıkları bitirdiğim için Deniz'in odasına girdim.

"Bak on sekiz yaşına geldin hala kapı çalma huyun yok ayıptır ayıp."

Deniz'e dil çıkararak yatağına oturdum. Deniz yaz aylarında kendine bir çalışma programı hazırlayıp uygulamaya başlamıştı. Ona göre iş asıl üniversite de başlıyordu. Tabii beyefendi tıp kazandığı için hava bin beş yüz. Annem bile her gittiği yer de önce Deniz'in okulunu söylüyordu. İllaki kazandı haa. Ama tabii ben de hava attım ikizimle.

Kafasını dersten kaldıramıyordu bir türlü. En sonunda sıkıntıdan dolayı gidip yanına bir sandalye çektim.
Anlamadığım formüller yazıyordu. Meraklı ben de başladım sormaya. Tahminimin aksine sorduğum sorulara hevesle cevap veriyordu. Bir keresinde futbol maçı izlerken soru sorduğumdan beni başından savmıştı.

SESİNİN TINISIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin