Üniversitenin ilk günü aslında bugün yaşanacak benim için. Deniz ile konuşmamızdan sonra bana bütün gün ısrar ederek okula beni bırakmak istediğini kabul ettirdi. Sanırım geçen günlerin acısını çıkarmaya çalışıyor. İlginin beni bunalttığını düşünsem bile bu durum hoşuma kaçıyordu. Bu sefer sanki Deniz ben evleniyormuşum gibi hazırlık yapmaya başladı. Çantamı o hazırladı giyeceklerimi saçımı yapacağım modeli ve hatta ne yiyeceğime kadar. Evet sonuncusu baya bir abartı ama Deniz'e söz mü geçer? Tabii laf atmayı da ihmal etmedim
"Gören de evleniyorum sanar hani"
"Anne kızın koca istiyormuş! "
Şu an dejavu yaşıyorum. Ama ben yastık atmak yerine gidip ikizimin yanağına kocaman bir öpücük bıraktı. Çapkın bir gülümseme bütün yüzüne yayıldı. Ona darılmadığımı görmek içini rahatlatmış olmalı.
Hazırlanıp çıktığımız da dersin başlamasına bir saat vardı. Kapının önünde bizi kim bekliyor dersiniz? Maviş prensim yani enişteniz olur kendileri Burak ve hazır olun bomba geliyor Doğukan aptalı. Tanrım birbirlerine bakışlarını görmeniz lazım. Burak Doğukan'a bakıyor sonra cıkcıklayarak "Ya havle Allah'ım yarabbim!" diyordu. Doğukan ise alaycı bakışlar ile Burak'ı süzüyordu. Gülmemek için Deniz ile dudağımızı ısırdık. Ciddi bir tavır takınarak(sanki cenaze var) yanlarına gittik.
"Günaydın Güneş'im!"
"Günaydın Damla"
Aynı anda söyledikleri için ikisi de birbirine zehir atan bakışlar gönderdi. Dudağım birazdan yarılırsa şaşırmam.
"Bizim araba ile gidelim. Hadi geçin!"
Burak'ın arabasına doğru ilerlerken Doğukan bizi durdurdu.
"Aaa olur mu hiç kardeşim. Babam hukuğu kazandığımdan (maalesef ki kazanmıştı.) babam bana ait bir araç olması gerektiğini söyleyerek bir araba aldı. Küçük ama hepimiz sığarız."
Arabaya baktığımda arabanın ateş ettiğini gördüm. Yani bu kadar güzel bir araba olurdu. Öncelikle yerden sanki iki merdiven basamağı var gibi yerden yüksekte idi. Bembeyaz rengi ile beni mest etti.
Ben bunları düşünürken Burak sinirli bir şekilde cevap verdi.
"Yook senin yeni arabanın fiyakası bozulmasın yani yeni şoförsün mazallah kaza filan olur."
"Olmaz kardeşim gelin dedim."
"Kavganız bir bitsin artık. Az kaldı derse hadi Burak'ın arabasına binelim olsun bitsin."
Sözlerimin üzerine Burak Doğukan'a adeta "kaptım güzel kızı senden naber?" bakışı attı. Sanki nispet yaparcasına omzuma kolunu atıp arabaya bindi. Tabi Doğukan da bu nispetten payını aldı. Kollarını kavuşturdu. Arabanın önüne Burak'ın yanına Doğukan oturdu. Ben de Deniz ile arkaya oturdum.
Yol boyunca bir sessizlik vardı. Bu sessizliği radyodan gelen "bu kız" şarkısı bölüyordu.Arabanın içindeki dikiz aynasına baktığımda Burak'ın maviş gözleri ile karşılaştım. Anlamlı anlamlı bana bakıyorlardı. Utanarak kafamı dışarıya çevirdim. Burak ise kahkaha attı.
Deniz ile Doğukan Burak'ın kahkahasına şaşırmışlardı."Niye gülüyorsun?"
"Ya kanka senin bu ikizin ne utangaç!"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SESİNİN TINISI
Romanzi rosa / ChickLitŞARKIMSIN ADLI KİTABIN DEVAMIDIR. BURAK VE DAMLA'NIN ÜNİVERSİTE HAYATI KONU ALINMIŞTIR. UZUN BİR HİKAYE OLACAĞINI BELİRTMEK İSTERİM. ÇEREZLİK OLMAYACAK. BENCE ONA GÖRE OKUYUN