♣ 6 ♣

12 1 0
                                    


Hani öyle anlar olurda aslında çok şey düşünmen gerekirken hiçbir şey düşünemez, öylece boş boş bakarsın ya. Hıh! İşte tam öyle bir andayım. Düşünmem gereken, sormam gereken onca soru varken öylece ona bakıyorum.

Siyahlara bürünmüştü. Hatta üzerinde siyah olmayan tek şey kumralımsı saçları diyebilirim. O da beni görmüştü ama aynı benim yaptığım gibi tanımamazlıktan gelmeyi seçti.

Güven'in yanında durmuş anlattıklarını dinliyordu. Kolumun tutulmasıyla yanıma döndüm. Serkan komiser ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Onu tanıyor musun?" Gözlerimi sonunda üzerinden çekebilmiştim.

"Hayır." Cevap netti hayır. Bir kez görmüş olmam onu tanıdığım anlamına gelmiyordu.

"O zaman dik dik bakmayı bırak. Bir şey var sanacaklar!" Boğazımı temizleyerek biraz daha yaklaştım.

"Onu bunu boşverde akşam gelecekler mi?" Belli etmeden fısıldıyordum. Şu an beni farkedeceklerini sanmıyorum çünkü hepsi bu dışlanışın öfkesini yaşıyordu.

"Gelecekler. Artık hırs mevzusuna döndü." Kafamı yavaşça sallayıp uzaklaştım. Kapıya yaklaştığımda korumalar kapıyı araladı. Dışarı çıktığımda peşimden gelen kimse yoktu. Demek ki bütün prosedür içeri girene kadarmış. Yavaş ve temkinli adımlarla geldiğim yolu arşınlayıp büyük kapıya geldim. Beni odaya götüren ve diğerleri yine dağılmış deponun önünde volta atıyordu. Gidip yere attıkları kemerimi aldım. Gözleri bendeydi ancak yanıma gelmemişlerdi. Hızla ormanın içine daldım. Burada işim bitmişti. Asıl eğlence akşam olacaktı. Yolun kenarına park ettiğimiz arabama bindim. Poyraz yan koltukta İpek ve Samet'de arka koltukta oturuyordu.

Arabaya bindiğim an hepsi susmuş ne diyeceğimi bekliyorlardı.

"İş tamam. Hepsi sinirden kudurdu. Kendi gelmese bile mutlaka adamını yollayacaktır. " Poyraz sevinçle yanağıma bir öpücük kondurdu.

"Helal be aslanım! Biliyordum. Kim yetiştirdi seni!" Daha çok kendiyle gurur duyuyor gibiydi ama neyse.

Samet gülerek derin bir nefes aldı.

"Valla Heves karnıma ağrılar girmişti ya anlarlarsa diye." Dikiz aynasından Samet'e baktım.

"Benim harika oyunculuğumdan haberin yok herhalde. İnekler uçuyor desem bile inanırlar." Kahkaha atmamla diğerleri de gülmüştü.

İpek omzumu sıvazladı.
" Tebrikler! Bu işin de üstesinden geldin." Burnumu kırıştırıp cevapladım.

"İpek o nasıl bir resmi tebrik edişti. Şu yoldan birini çevirsek daha samimi olurdu." Uğraştığımı biliyordu.

"Ne ya! Alışmışım amirlerin yanında resmi olmaya dilim varmıyor artık." Kafamı sallayıp gülümsemeye devam ettim. Planın ilk kısmı başarıyla tamamlanmıştı. Geri kalanında da yanımda Poyraz olacağından gerilmeme gerek kalmıyordu.

Depodaki beyinsizde kafamı kurcalamıyor değil. Beni tanıdığına adım kadar eminim. Orada bir şey dememişti ama bu demeyeceği anlamına gelmiyordu.

O diyip durduğun kim diye soruyorsunuz biliyorum. O beyinsiz evime hırsız gibi gelen şahsın ta kendisi. Tek merak ettiğim şeyse eğer Kuyu'dansa o kıza niye yardım etti? O vicdansızlardan olsaydı kızın başına gelenler işine gelmez miydi? Off bunlar sonra düşünmem gereken şeyler. Şimdi asıl mevzuya dönelim. Cebimden telefonumu çıkarıp Vural amcayı aradım. Telefon saniyeler içinde açıldı.

"Heves?" Bu onun için efendim demek gibi bir şey.

"Kuyu işi halloldu. Kimse şüphelenmedi. " telefonda hırıltılı bir nefes sesi işittim. Sanırım gülüyordu.

Zambak MevsimiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin