Bölüm 1

3 0 0
                                    


Bir yalan ne kadar büyük, ne kadar gerçek dışı, ne kadar pembe -beyaz siz ne derseniz ona- ne kadar umut dolu , ne kadar doğru ne kadar yanlış olabilir?

Zannımca bir yalan bunların hepsini barındırabilir. Nasıl mı? Tıpkı benimki gibi.. 

Çok yanlış, büyük, tehlikeli, vaatsiz,hayalperest ama bir o kadar da masum, gerçekçi ve renkli bir yalan. 

Sizler beni bu konuda desteklemeyebilir hatta kızabilir ve dalga geçebilirsiniz ama ben dahil olmak üzere çevremdekiler bu yalana inandık ve ona göre adım attık. Kısacısı kabullendik. Bu yalanı birde sizinle derecelendirelim.


"Pasaport lütfen." 

"Buyurun".

"Muvafakat-name?" 

"Burada."

"Tamamdır. Geçebilirsiniz. İyi yolculuklar." 

"Teşekkürler." 

Buraya kadar sorunsuz gelmek beni mutlu etse de bir o kadar da tedirgin ediyor. Fırtına öncesi sessizlik sanki.. Sabah tam vaktinde kalkmam, havalananına tam saatinde, uçuştan 3 saat önce gelmem, valizlerimin kilosunun tam sınırda olaması ve istediğim her şeyi almış olmam..           Peki koltuğumun cam kenarında olması şansı!

"Kolay giden işten tereddüt edeceksin" demiş bilge biri. O yüzden gardımı hala indirmedim.     Ne zaman uçak inecek ve ben ülkeye giriş yapacağım, o zaman derin bir nefes alabilirim.       Gerçi vicdanım en yakınımda, burnumun dibinde olduğu sürece nasıl rahatlayabileceksem...

Hayalim uğruna çok yanlış ve büyük şeyler yaptım. En değer verdiklerimi parçalayacak ve bir daha onarılmayacak hale getirecek şeyler... 

Okumaya diye gideceğim ülkeye tam tersi yaşamaya (çalışmaya, kültürünü ve dilini öğrenmeye) gidiyorum. Bunun ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu tartılışılır ama ben sonunda mutlu olacağımı inandığım için bu işe kalkışıyorum. Hayalime gelirsek de aşçı olmak ama o bildiğiniz aşçılardan değil gerçek, ham, sıfırdan bir aşçı olmaya gidiyorum. 

Bilmediğim dili, kültürü, yiyecekleri olan- yani bir videoda görmesem hiç aklımın ucundan geçmeyecek- bir yere gidiyorum... 

Güney Kore; nüfusun çokluğunun kültürüne de yansıdığı ülkeye..

Tam olarak 10 saat sonra yeniden doğmuş bir bebeğe döneceğim. Dil yok lisan yok sıfır bilgiyle sadece şansımla orada bulunacağım. Korkutmuyor değil, ailemin başını yere eğdirecek bir şey yapmak en son istediğim şey. O yüzden adımlarımı savsakça değil dikkatli ve sağlam atıyorum. Dedim ya yeni doğmuş bir bebek.. Muhtemelen düşücem, yaralanacağım ama ilk hedefim olabildiğince az sıyrıklarla bu yaşam denen maçı kazanabilmek. Tabii birde işin tecrübe kısmı var. Ondanda çokça edineceğim aşikar...

Ben Aslı hani derler ya aslı gibi aslı işte o benim. Bir anı bir anına uymayan, tam çözdüm dediğinizde aslında bambaşka bir kişiyi bulduğunuz kişi, sonucu olmayan bir problem, tedavisi bulunmayan hastalık. Şaka değil ama gerçekten de babam beni böyle seviyor. Ondan ayrılırken de en son "biz seni düzeltemedik bari elin gavurları düzeltsin" diyerek gönderdi. Adamcağızda haklı.. bir anda karşısına çıkıp 2 yıldır plan yaptığım eksiksiz, her şeyi hazır bir planla çıktım karşısına. 

O kadar tamamdı ki hayır bile diyemedi.. dil öğrenmeye gidiyorum dedim. Üniversite yurdunda kalacağımı orada çok fazla Türk'ün olduğunu ve biz Türkleri çok sevdiklerini söyledim. Babam milliyetçidir. Kore savaşlarından bahsettim ona, askerlerimizin kahramanlıklarından, orada Türklere ayrılmış anıt mezarlıklarından bahsettim. "Git tabii" dedi, "birde bizim yerimize dua et" dedi. Annem ilk başta hatta sonlarına kadar kabul etmedi, uzun geldi tabii koskoca iki yıl az değil. Evin tek kızıydım ben. İki de oğlan kardeşim ve bir babamla tek başına uğraşmak kolay olmayacaktı.. 

Biz Ayrı Kültürlerin AşçılarıyızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin