🌟 Yıldızlara dokunmak bu kadar zor olmamalı... 🌟
Sabah saat 9.30'da aşağıdaki Queen-Bohemian Rhapsody piano versiyonu ile çalan şarkı ile uyanmıştım. Aşağıya indiğimde müziğin hoparlörlerden geldiğini anladım. Salonun camından baktığımda Jimin havuzda yüzüyordu. Ve lanet olsun ki çıplaktı ( ne bekliyordun aq pijamalı yüzmesini mi) kes sesini iç ses! Kaslarını görmüyor musun off peki göğsüne damlacıklar damlayan sapsarı saçları...
Kendimi toparlayıp mutfağa gittim. Kahvaltı hazırlamaya başladım bu sırada o da Tanrıya şükür ki üstüne bir şey giymişti.
-Günaydın
~Sana da
-Güzel kokuyor
Kahvaltı yaptıktan sonra beni zorla dışarı çıkardı. "Nereye gidiyoruz bari onu söyle?" "Olmaz o zmn sürpriz olmaz! Hem bak çok rahatlayacak ve mutlu olacağına eminim. Güven bana." Alışveriş merkezine gelmiştik. "İyi de ben alışverişten hoşlanmam ki!" " Senin için yapmayacağız zaten." Önce H&M'e girip bir sürü erkek/kız çocuk kıyafeti aldık. Ardından market kısmına inip un, şeker,yağ vb gibi temel gıdalar aldık.
Elimiz kolumuz dolu eve döndüğümüzde hiç oturmadan aldıklarımızı kare kutulara koyup bantladık. Sonra arbayla kutuların sahibi olacak kişilerin sokağına gittik.
İlk kutuyu vermek için arabadan indiğimizde
" İyi de burada erkek çocuğunun olduğunu nerden biliyorsun?" "Sence?" Ne yani bu yardımı daha önceden de mi yapmıştı. Park Jimin gözümde gittikçe iyi biri olmaya başlamıştı ve sürekli beni etkiliyordu. Zili çalmadan kapının önüne koyduğumuzda "Ee zile basmayacak mıyız?" O sırada kapıdan sesler gelmeye başlayınca aniden elimden tutup beni arabaya bindirdi. Başka kapıya gittiğimiz sırada " Zile basmamalıyız çünkü bir elin verdiğini diğeri görmemeli yani insanları rencide etmemeliyiz. Bu yüzden basmadım."
Tanrım çıldıracağım bir adam nasıl hem bu kadar uyuz hem yakışıklı hem düşünceli hem de yardımsever olabilir. Yardımımız bittiğinde dışarıda ünlü bir restoranda yemek yedik. Eve geldiğimizde çok yorgunduk ama uyumak yerine bana şarap teklif ettiğinde nedense reddetmek istemedim.
Şarapları yudumlarken koltuktan ayağa kalkıp kitaplarını incelemeye başladım. O ise koltukta oturup elinde şarap ile beni inceliyordu. Dikkatini dağıtmak için gördüğüm ilk kitap ile aklıma geleni sordum "Mitoloji okur musun?"
" Elbette orada bütün kitapları var. Yakışıklı, düşünceli, zengin ve eşsiz biri olduğum kadar iyi de bir okuyucuyumdur."
" Eşsiz ha ha ha ha! Biliyor musun bana Ovidipus'un hikayesini hatırlattın.
Bir peri ile tanrının oğlu olan Narkissos, dünyanın en yakışıklı erkeğiymiş. Onu bir defa gören dillere destan güzelliği karşısında büyülenip ne yapacağını bilemezmiş. Onu tanıyan her kız, her peri ona delilercesine aşıkmış. Hatta tanımalarına bile gerek kalmadan ilk görüşte umarsızca gönüllerini ona kaptırıyorlarmış.
Fakat Narkissos hiçbirine yüz vermiyor, hiçbirini kendine layık görmüyormuş. Dağlarda ve mağaralarda yaşayan güzeller güzeli Ekho da Narkissos'un bu şanından haberdarmış. Fakat onu bir kere bile görmemiş. Hiç ummadığı anda bir gün Narkissos ile karşılaşmış. O da tıpkı diğer kızlar gibi ilk görüşte Narkissos'a aşık olmuş.
Günlerce ona kendini göstermeden çevresinde deli divane dolanmış. En sonunda dayanamayarak aşkını ilan etmeye karar vermiş. Fakat Ekho konuşamıyormuş. O sadece kendisine söylenen sözleri tekrar ederek düşüncelerini dile getirebiliyormuş.
Eğer Narkissos beni gördüğünde bana güzel sözler söylerse ben de onları tekrar ederek ona olan aşkımı dile getirebilirim diye düşünmüş. Ve cesaretini toplayarak Narkissos'un karşısına çıkmaya karar vermiş.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
On and On || Jirose
Novela JuvenilHer şeye karşın herkes sevdiğini öldürür. Kimi bunu sert bakışlarıyla kimi yüze gülen bir sözcükle... Korkak kişi bunu bir öpücükle; cesur adam bir kılıçla... fc°3rd 0fthehya • 2020
