Konoha'nın çay bahçesinde kaslı tostumu yiyordum. Oradan buradan rasenganlar uçuyor, harem jitsular yapılıyordu.
Garsona 3. kaslı tostumu sipariş verecekken onu gördüm. Çıplak, kaslı, uzun ve zengindi. Buradan baktığımda mafyaya benziyordu.
Islanmıştım.
Omuzlarımı silkip gözlerimi devirdim ve elimle işaret yapıp garsonu çağırdım. Lanet olsun yakından daha da yakışıklıydı. Her an dokunsa patlayabilirdim.
"NE ISTIYORSUN SÖYLE!!!!" diyerek tükürükler saçarak siparişimi sordu.
Hayalimdeki közcüydü.
Gözlerimi devirdim ve "Bana bu kaslı tosttan getir." dedim. Lanet olsun köz kokusu burnuma dolmuştu. Sınırıma ulaşmıştım.
Hırlayarak giderken sırt kaslarını izliyordum ki birden bir kagune beni duvardan duvara, yerden yere çarptı. Lanet olsun böyle kaslı, güçlü, uzun bir kagune hangi kaslıdan çıkmıştı?
Kafamı kaldırdığımda KASLI bir titan gördüm. Kaslı olduğu yetmiyormuş gibi bir de çıplaktı. Ahh olayların şoklarını atlatamadan olan oluyordu. Elime damlayan bir şey hissettim.
Salyamdı.
Ben daha ağzımı silemeden pembe köstümlü kaslı bir adam benı sırtına aldı. Lanet olsun kasları canımı yakıyordu.Koşarken etrafında anlam veremediğim japonca harfler beliriyordu. Gittikçe kilodumu ıslatıyordum. Beni her tarafı siyah bir arabaya bindirdi ve kulağıma fısıldadı.
"Omae wa mou shindeiru!"
Olan olmuştu.
Boşalmıştım.
