3. Bölüm

357 30 3
                                        

Lütfen Vote'layın ve yorum yapın. 

Micheal sarhoş olduğu için sokakta sallana sallana yürüyordu. Biraz yavaşlamaya başladı  ve birden arkasını döndü. Beni görünce olduğu yerde çakılı kaldı.

"S-sen...'' dedi ve geri geri gitmeye başladı. Bende yavaş yavaş ona doğru ilerledim.

''Beni özledin mi Micheal?'' diye sordum ve gülümsedim.
''Sen öldün'' dedi

''Evet ben öldüm ve bil bakalım kimlerin yüzünden öldüm?''

''Lütfen bana bir şey yapma'' diye yalvarmaya başladı.

''Biliyor musun? Bende size böyle yalvarmıştım'' dedim ve hızla onun üstüne gittim ve kafasını yana eğip boynunu ısırdım. Debelenmeye ve ağlamaya başladı. Bir süre sonra da bayıldı. Boynunu ısırmayı bıraktım. Onu öldürecek ya da dönüştürecek kadar ısırmadım. Sadece beslenmek ve onu korkutmak içindi.

Micheal yere yığıldı. Onu kucağıma alıp evine kadar götürdüm. Evine gelince bahçe kapısının yanına Micheal'ı koydum ve kafama kapşonumun şapkasını geçirip evime doğru yürüdüm. Aslında evimi değiştirmem gerekirdi ama ben evimi sevdiğim için değiştiremiyordum.

Evet şimdi artık böyle hepsinden intikamımı alacağım. Beni dönüştüren çocuğu hala bulamadım ama hala onu bulmak için uğraşıyordum. Eve girdim ve odama çıktım. Şu tavana bir delik açmayı düşünüyorum. Gökyüzünü izlemek için. Telefonum çalmaya başladı. Arayan kişiye bakmadan telefonu açtım ''Alo?'' dedim

''Hey bebeğim naber?''

''Lucas?'' diye sordum 

''Evet benim'' dedi 

''Lucas nerelerdesin sen?''

''Bir kaç gün sonra yanına geliyoruz.''

''Geliyoruz?''

''Evet, ben ve Liam''  

''Aa süper ikinizi de çok özlemiştim''

Liam, Lucas ve ben üçümüz çocukluğumuzdan beri çok yakınız. İkisi de benim en yakın arkadaşlarım.

''Evet biliyorum herkes beni çok özler''

''Vee işte yine başlıyoruz'' dedim ve Lucas gülmeye başladı. ''Benim şimdi kapatmam lazım. Seni seviyorum. kendine iyi bak''

''Bende seni seviyorum.'' dedim ve telefonu kapattı.

Yaşasın ikisi de geliyorlar. Hey bir dakika onlar gelecek ama benim vampir olduğumu bilmiyorlar. Ne olacak şimdi? Onlara gerçeği söyleyemem. Puf neyse uyumak en iyisi. Gözlerimi kapattım ve uykumun gelmesini bekledim. Sağa dön sola dön of bir türlü uyuyamıyorum.

Evden çıktım ve koşmaya başladım. Chris'in evine gelince durdum ve kapıya vurmaya başladım. Kapı açıldı ve Chris bana uykulu gözlerle bakıyordu. ''Şey uyuyamadım'' dedim ve şirince sırıtmaya başladım.

"Geç içeriye"

Eve girdim o da arkamdan geldi. ''sen otur ben geliyorum'' dedi ve gitti. 5 dakika sonra elinde bardaklarla içeriye geldi ve bardağın birini bana verdi. Imm sıcak çikolata yapmış. Çok güzel kokuyordu. Hemen içmeye başladım.

''ee ne yapıyorsun burada?''

''Uyku tutmadı bende senin yanına gelmek istedim''

''iyi yapmışsın. Yaramazlık yok değil mi?'' 

''Yani eğer Micheal'ı takip edip onu ısırıp sonra onu evine bırakmak yaramazlık diye saymazsak yaramazlık yok demektir.''

''NE?! Ne dedin sen?''

''Duydun işte''

''Lana ne yaptın sen?''

Yalandan bir şaşırmayla ''Ne yapmışım?'' diye sordum.

''Birde soruyor musun?''

''Chris lütfen yapma. Hadi yatalım'' dedim ve biten bardağımı masaya koyup ayağa kalktım. Chris'de ayağa kalktı ve ''Lana dikkatli ol tamam mı?'' dedi

''Merak etme sen''

 Beraber yukarıya çıktık. 

''Chris yanında yatabilir miyim?''

''Tabi''

 Ona gülümseyip beline sarıldım ve beraber yatağa yattık. Chris benim babam gibiydi. Bana öyle geliyor yani. Onu çok seviyorum. Kendi ailem ise işleri için bir yere gitmişlerdi ve bir kızları var mı yok mu hiç umursamıyorlar. Beni arayıp da sormuyorlar. Anca her ay bana para yolluyorlar. Sanki böyle çocuk bakılacağını sanıyorlar ama neyse ben alıştım artık.

Sabah kalktığımda Chris yanımda yoktu. Yatakta biraz durup kendime gelmeyi bekledim. Sonra yataktan kalkıp rutin işlerimi yaptım.

Chris oturma odasında yoktu. Mutfaktan sesler geliyordu. Hemen mutfağa gittim. Chris kahvaltıyı hazırlamıştı. Beni görünce 'Günaydın'' dedi

''Günaydın'' diye karşılık verdim. ''Kahvaltı harika gözüküyor'' diye ekledim ve sandalyeyi çekip oturdum. Chris'de karşıma oturdu ve kahvaltımızı yapmaya başladık. 

                                MICHEAL'IN AĞZINDAN

Gözlerimi açtığımda evimin bahçesindeydim. Burda ne iş arıyordum? Herhalde çok içip sarhoş olmuştum ve buraya kadar uyanık kalabilmiştim. Kafamı kaşıyarak ayağa kaltım. Evime girip duş aldım. Elimdeki havluyla saçlarımı kurularken aklıma dün geceki olan olaylar geldi. Tanrım! Havluyu elimden atıp banyoya doğru koştum. Aynanın karşısına geçip boynuma baktım. Ufak bir yara vardı. Telefonumu alıp bizim çocukları aradım. Hepsine kafeye gelmelerini söyledim.

Üstümü giyip evden çıktım. Arabama bindim ve kafeye doğru sürmeye başladım. Kafeye gelince arabayı boş bir yere park edip arabadan indim ve bizimkilerin yanına gittim. Siparişlerimizi verdikten sonra Anna ''Bizi niye buraya çağırdın?'' diye sordu.

''Önemli olmasaydı sizi güzellik uykunuzdan bölmezdim hanımefendi.''

Aptal kız. beni çok sinirlendiriyordu. Garson siparişlerimizi getirmişti. Garson gidince konuşmaya başladım.

"Lana ölmemiş."

Vampire Girl and Vampire BoyBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin