Yeniden yazılmış bir bölümdür*
*
Havalimanındaydık.
Her yanımız Taehyung'un bize verdiği hediyeler, çikolatalar ve sadece 1 günde yaptığımız alışverişlerle dolu bavullarla çevriliydi.
Jungkook muhtemelen hayatı boyunca bir daha asla görüşmeyeceği bir çocuğa kur yapıyordu. İtiraf edeyim yakışıklıydı, hemde çok. Alman asıllı Amerika vatandaşı sarı saçlı ve yeşil gözlü bir çocuktu. Korece bilmesi ise Jungkook'un işini kolaylaştırmıştı. Jungkook'a bakmazsa ben alırım bu çocuğu.
Seokjin Hyung Namjoon Hyung'un omzuna kafasını koymuş, dün bavulları doldurmanın verdiği yorgunlukla biraz kestiriyordu. Namjoon Hyung ise neredeyse her dakika başı cüzdanını kontrol ediyor, her şeyi çıkarıp sayarak tekrar yerine koyuyordu.
Yoonseok cephesinde ise işler normaldi. Yoongi'nin montunu bacaklarına örtmüşler beraber 'Gelinim Mutfakta' izliyorlardı. 10/10 ne eksik ne fazla...
Ben mi ne yapıyordum? Yanımda oturan Taehyung'a sarılmış, gözlerim kapıda Leehyun'un gelmesini bekliyordum. İçimden ona sarılmak istiyordum, saçma bir şekilde vedalaştığım için gelmesini ummaktan başka çarem yoktu.
Leehyun artık bir ilişkimiz olduğunu düşünüyordu, ben ise ağırdan alma taraftarıydım. Benden kilometrelerce uzakta olan birine nasıl güvenecektim ki? Denendi onaylandı.
Son anons yapıldığı anda bile gözlerim hâlâ kapıdaydı. Gelmeyecekti, tek gecelik bir ilişkiden farksızdık işte. Her neyse kendimi üzmek istemiyorum bugün yeni hayatımın ilk günü, Busan'a adım attığımda her şey değişecek.
Sırtımda küçük çantam, yorgun gözlerim ve uykulu adeta yürümek istememişçesine ilerliyordum uçağa doğru. Hâlâ gelmesini istiyordum, Leehyun beni hayal kırıklığına uğratmasın istiyordum. Taehyung yeterince canımı yakmıştı zaten.
Uçağın görüntüsü daha da yaklaşırken ümidim cidden kesilmişti. O an koridorda adımın seslenmesi ile hızlanan kalbimi aldırış etmeden arkamı dönmüştüm.
Taehyung elinde ona verdiğim oyuncakla bana el sallıyordu. Gidiyordum işte, onu bir daha ne zaman göreceğimi bile bilmiyordum. Gitmek istemiyordum, burada kalmak istiyordum, neden karar vermek bu kadar zordu? Neden hep istediğimi değilde bana sunulanı yaşıyordum?
Yerimde durmuş koşarak Taehyung'a ilerleyip sıkıca ona sarılmıştım.
"Bu yıl sözünü tutup gelmezsen senin pipini keserim"
"Anlaşıldı efenim, hadi çabuk git uçağın kalkıyor"
"Kalkan tek şey uçak değil"
"İğrençsin ama seviyorum seni"
"Bende seni yavşak"
"Hadi sie"
Gülümsemiş, Taehyung'un yanağına uzunca bir öpücük kondurup çocuklara doğru ilerlemiştim. İçimde her şeyin yoluna gireceğine dair bir his vardı. Allahım biz bu işe baş koyduk yol bize koymaz.
*
1 yıl sonra 12 Haziran (Yazar sende bi dur yerinde amk)
Son bir yıl cidden gidemeyeceği kadar tuhaf gitmişti. O kadar çok şey olmuştu ki neye yetişeceğimizi şaşırmıştık. Annem ile babam boşanmıştı. Babam Rusya'ya gitmişti, artık annem, ben ve Jihyun'duk ki bu çok güzeldi. Amcam bize destek olmuştu, kardeşinin değilde bizim yanımızda olması tuhaftı ama güzeldi ki haklıydı da çünkü babam annemi aldatmıştı. Annem güçlüydü, elbette kırılmıştı ama ayağa kalkması uzun sürmemişti, bunca zamandan sonra özgür olduğunu görebilmek güzel.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝐜𝐨𝐮𝐬𝐢𝐧 ↬ 𝐯𝐦𝐢𝐧 ✓
Fanfic'Yurt dışından gelmiş gıcık kuzenleri kimse sevmez değil mi?' 𝟏𝟖𝟎𝟔𝟐𝟎-𝟑𝟎𝟏𝟎𝟐𝟎 /texting + düz hikaye /küfür, argo kelimelerle dolu bir kitaptır. /yan çift; namjin, sope /mpreg
