Tek başıma (çığlık atıyorum, seni çok seviyorum)
Kendi başıma (ama düşüncelerimi çözemezsin)
Buraya nasıl geldik?
Seni çok iyi tanıdığım zamanlar
Evet, buraya nasıl geldik?
Sanırım biliyorum
Ne yaptığımızı gördün mü?
Kendimizi aptal yerine koyacağız
Paramore- Decode
•••
"Ölüm ve yaşam. İki kelime... Yalnızca iki kelime lâkin her şeyin başlangıcı ve bitişi. Söylenişi kolay ama kabullenişi zor.
En büyük dertlerimizin aldığımız notlar, geçimsiz aile düzenimiz, çeşitli uğraştığımız işlerde küçük çıkan pürüzler olduğu Dünya'da, acı ne demek bilmiyormuşum, ölüm ne demek bilmiyormuşum, yaşamın farkına varamadığım gibi.
Yaşam neydi, çok sonra öğrenmiştim. Yaşamak, yaşadığını hissettiğin yermiş. Ben yaşadığımı başımı göğsüne yaslayamadığımda anladım, benim nefesim, senin kalp atışlarında saklıymış cenettim ve kuşkusuz, ben cehennemim.
Ateşi kendini yakan...
Ben yaşadığımı, rüyadan uyandığımda anladım. Seninle yaşadıklarım, bir hayal misali iliştiğinde hatrıma anladım.
Şimdi yok cesaretim,
Kurallara aykırı geldiğimiz tutuşmalara,
Hiçbir şeyi umursamadan attığımız o deli kahkahalara,
Durup delice ettiğimiz danslara,
Korkusuz bakışlara,
Cüretkar tavırlara.
Şimdi cesaretim yok,
Ben olmaya da, beni geride bırakmaya da.
Kırmızı ışıklarda koşamıyorum artık karşıya,
Ve sokak ortasında deli saçması çığlıklar bırakamıyorum,
Bakışlara alaycı gülüş sunamıyorum.
Olduğum yerde küçülüyor, kendimden çekiniyorum.
Ben yaşadığımı, doktorlar; o öldü, dediğinde anladım.
Vardır bir sözü ya Descartes'in, düşünüyorsam varım,
O an dedim,
Bu acıyı çekiyorsam, yaşıyorum ve tanrım, yaşamak istemiyorum.
Sen her anımda, en derinlerime dek bana yaşadığımı hissettirendin sevgilim.
Yoongi ile seviştiğimizi gördüğün gün,
Neden sormadın?
Senden sonra gelecek adamlardan habersizdin.
Sen bana dokunmaya kıyamayarak severken beni,
Konuşmama izin vermeyecek kadar da hak tanımadan sevdin beni.
Seni dinlemeyi hep sevdim,
Ama gözlerimde ki çığlıkları da fark et isterdim.
Ben seninle sarhoş oluyordum,
Sensiz anları da hisset isterdim.
Sen gülümsemelerimdin,
Ama her gittiğinde yine nefes nefeseydim,
Duy isterdim.
Bir sex bağımlısı olduğumu biliyor muydun?
Basit geliyor olmalı.
Neden hasta olduğumu biliyor muydun?
O dönem uyuşturucuya başlamıştım.
Sana kaç kez gelmiştim,
Dokun bana diye.
O gün de kıyamam demiş bırakıp gitmiştin.
Dokun istiyordum çünkü kendimden iğreniyordum,
Seç bağımlısı olmuştum çünkü kendimi ve hislerimi tatmin etmenin en iyi yoluydu.
Annemin uyuşturucu kullanmaya başlamış olduğundan habersizdin.
Ona bu tedariği sağlayanın Yoongi olduğundan habersizdin.
Annemin baban ile yaptığından habersizdin.
Bunu duysan yerle bir olmandan korkan bendim.
Yoongi ile seviştiğim sırada uyuşturucu etkisi altında olduğumdan, anneme seninle sevgili olduğumu ve babandan uzak durmamı söyledim diye beni döndüğünden, sonrasında zorla hormon tedavisi görmemi sağlarken,
Neyin var diye sormaktansa,
Benden neden uzaksın diyen sendin,
Bana dökün dediğimde benden kaçan sendin,
Pasta yiyelim derken makarna yemek için dudak büzen sendin,
Bu gece bara gidelim dediğimde,
Böyle şeylerden hoşlanmıyorum otur lütfen diyen sendin,
Biraz olsun gözlerim dolunca,
Ağlama lütfen bak kıyamıyorum, sinirim bozuluyor elimden bir şey gelmediği için diyen sendin,
Ben kendi bedenimden iğreniyorken,
Kendimi kabullenmek için,
Kabuk görme ihtiyacı duyuyordum.
Sex bağımlısı olma nedenim de uçkuruna düşkün birisi olmam değildi.
Annem babana açıklarsa olacakları söylemişti mesela.
O gün, bütün bunlar olurken, Yoongi ile seviştim.
Haklıyım demiyorum.
Haksız olduğumu kabul etmiyorum.
Yaşıyorsun biliyorum,
Her şeyin başladığı yerde bitiyorum.
Hatırlıyor musun mahalleye ilk geldiğin zamanı,
Arka mahallede ki uçuruma açılan yolu,
İlk dans ederken görmüştüm seni orada dört sene öncesi.
Yakın çevreyi tanımaya çalışıyorum alışmak adına demiştin,
Hayranlıkla izlerken ben seni, delicesine ürpersen de açmıştın kendini bana.
Şimdi benim ruhum can çekişecek,
O gün gözlerine değerek can çekişti,
Şimdi gözlerine hasret kalarak.
Ve sevgilim biliyorum,
Hâlâ beni seviyorsun.
Ve sevgilim biliyorum,
Hâlâ seni seviyorum.
Ve sevgilim, biliyorsun,
Biz olamayız.
Ve sevgilim, hissediyorum,
Korkak, cesaretsiz, suskun, suçlu buluyorsun beni.
Ve sevgilim inanıyorum ki,
Bu hikayenin bir suçlusu yok, bir masumu olmadığı gibi,
Ne de acımasız bu hayat.
İkimiz de birbirimizi aptal yerine koyuyoruz,
Bilmiyor gibi yapıyoruz.
Sevmiyor gibi.
Oysa ki, bilirim, bilirsin,
Damarlarımda dolaşan kan gibisin,
Damarlarında dolaşan kan gibiyim.
Ben bittim,
Oyun bitmedi.
Jeon Jeongguk, Lavinia'n.
*lavinia çiçeği; hayallerde olan muhteşem sevgili manasına gelen bu çiçek, kendinden bir o kadar zıt manayı taşıyan ölüm çiçeği olma şanına da sahiptir. Hayatın baktığımız yönleri, algılamak istediğimiz kısımları, hayatın içinde ki zıtlığı anlatır ve en güzel dengesiz düzeni.
***
Ben Silvain Esprit.
Bölüm hakkında düşüncelerinizi?
Teorileriniz?
Jeongguk hakkında ne düşünüyorsunuz?
Peki ya aşk?
Ölüm ne demek?
Ya da yaşamak?
Sizi seviyorum.
Kırık yerlerinizi okşuyorum, kanayan ellerim ile.
Huzurlu geceler, huzurlu günler ballı çörekler.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Renaissance | Vkook
Hayran KurguLise birinci sınıfta başlayan sıkı arkadaş grubu, sırları, iç benlikleri ve ölen arkadaşları yüzünden dağılır. Jeongguk, ölen sevgilisi Taehyung adına aldığı mesajdan sonra ise, her şey yeniden başlar ve artık tüm üyeler, bir oyunun içindedir. Yönet...
