Yanındayım..

905 37 3
                                        

Arkadaşlar bölüm silindi çok pardon, yeniden yazdım ..

Medya da Merve

Hatırlatma ;

   "Gelin ağam misafirleriniz var"diyince çok şaşırdım.Kim gelirdi ki Mardine.Üstelik bir de buraya ?

  "Benim mi?" diyerek cevapladım..

   "Evet senin" dedi arkadan bir ses.

    Merdivenlerden çıkan kişiyi görmemle gözlerimin fal taşı kadar açılması bir oldu.

    "Yusuuuuuuuufff" diyerek hemen sofradan fırladım ve kucağına atladım. O kadar çok özlemiştim ki 1 hafta da bu yüzden öldürecek gibi sarıldım. Yusuf da bu sırada boynumu öpüp saçlarımı kokluyordu. Abla kardeş olmak böyle bir şeydi işte. Kafamı kaldırdığım da Merve ve Buğrayı görmeyi hiç beklemiyordum. Yusuf'u son kez sulu sulu öpüp, Merveye koştum sarıldım.

    "İnanamıyorum, inanamıyorum ya rüya da felan değilimdir inşAllah" dediğimde Merve cimcikledi hemen..

"Ahhh, napıyorsun ya"

  "Rüya da mıyım dedin bende rüya da olmadığını kanıtlayım dedim" diyince kahkaha atıp tekrar sarıldığım sırada Buğranın "Darılıyorum ama " diyip sitem ettiğini duydum ve Merveden ayrılıp Buğraya koştum ve boynuna atladım.   

     Buğra benim komşumdu ve her zaman abi kardeş gibiydik. Zaten Merveyle de arasını ben yapmıştım.Birbirlerini deli gibi seviyorlardı.Buğrayla hâlâ sarılırken kulağıma eğilerek " Bir çift sinirden ve kıskançlıktan kuduran göz görüyorum.Sanırım Arel ve cidden korktum"dediğinde omuz silktim ve ayrıldım.Gözümün içi gülüyordu resmen kardeşim -Yusuf- ve ailem dediğim iki insan gelmişti. Üçü de bana sarılıp ortasına aldığında sorgular gözler gördüm ve tanımadıklarını hatırladım. Ceylan teyze ve Azraya dönerek :

   "Çok özür dilerim yemekten öyle kalkmamalıydım fakat gelenleri  görünce dayanamadım" dedikten sonra Yusuf'u göstererek "Kardeşim Yusuf" dedim.. Merve ve Buğrayı da göstererek

  "Bunlarda Merve ve Buğra.Merve benim liseden çok çok yakın bir dostum.Buğra da Mervenin erkek arkadaşı ve benim abim dediğim çok yakın bir arkadaşım" diyip tanıtınca Arel'in Yusuf'a eskisi gibi bakmadığını gördüm.Sonuçta kardeşimdi..Fakat Buğranın bana sarılan kolunu kıracak gibi bakıyordu. Ben de inadına Buğraya ve Yusuf'a daha da yapıştım..

    Murat  Bey'in yardımcılara "3 tane daha servis açın" demesiyle Yusuf,Buğra ve Mervenin sofrada ki yerleri hazırdı..

 

"Biz keşke gitseydik ya " dememle Nejdet Ağanın delici bakışlarına maruz kaldım. Hayır yani sanane ki ? Giderim gitmem.. Gözüm Arel'e kaydığında konuşmalarla alakası olmadığını gördüm ve sinirlendim. Niye sinirlendim anlamadım orası da ayrı bi ironi ama..

  Sonra   Azranın o cıvıl cıvıl sesi sofra da duyuldu.

 

   "Hiç olur mu yenge ya ne gitmesi ne güzel hep beraber yeriz işte" demesiyle Yusuf'un o öldürücü bakışlarıyla karşılaştım.Yenge demişti Azra bana.Hayır yani mutluluk bana haram mıydı ? Haramsa bileyim de ona göre yaşayayım.Tam böyle seviniyorum bi olay..

   "O kız sana neden Yenge diyor? Hani sen o kızın işten arkadaşıydın.İnsan arkadaşına yenge der mi ?" dediğinde Merve ve Buğranın Yusuf'u oyalamak için arkadaş meselesini uydurduklarını anladım.

   "Akşam evde her şeyi anlatacağım söz " dediğimde "İnşAllah yalansız anlatırsınız" diye tısladı.Çok sinirlenmişti.

  Sinirlendiğinde her tarafı yakıp yıkıyordu.Sanırım bu huyunu benden almıştı fakat bana karşı kullanması sinir bozucuydu.

   Yemek ölüm sessizliğinde geçiyordu. Tam bu sırada Aral'ın parmağındaki yüzük dikkatimi çekti ve hemen "Aral sen nişanlı mısın" dememle kahkaha attı.

  

    "Hayır evliyim.Eşim ve miniğim İzmirdeler." demesiyle çok şaşırmıştım.

Ne yani Aral küçük olmasına rağmen daha mı önce evlenmişti.. Sanki Aral aklımı okumuş gibi

   " Abimi evlenmeye aşiret olarak ikna edemeyince ben de daha fazla sevdiğim kadından ayrı kalmak istemedim ve 3 yıl önce evlendim. Şimdi 2 yaşında bir oğlum var " dediğinde gülümsemiştim.

   "Ya, cidden çok güzel " diyince

   

    " Öyle" dedi..

    Ölüm sessizliği gibi geçen yemekten sonra eve gelmiştik.Şuan Yusuf'un korkutucu bakışlarına maruz kalıyordum.Daha 19 yaşındaydı ve beni dize getiriyordu. Resmen abim gibiydi.. Bıkkın sesiyle :

  " Sabırlı olmadığımı biliyorsun abla" dedi.

  "Arelle birbirimizi seviyoruz. Evleneceğiz ondan dolayı yenge dedi Azra bana" dediğimde yutmamışa benziyordu.Hatta yutmamıştı.

  "Yemezler, gerçekleri anlat"

  "Ben senin ablanım düzgün konuş benle 'Yemezler' felan ne biçim konuşma tarzı"

  "Zaman kazanmaya çabalama da anlat abla" dedi 'Abla' kelimesini vurgulayarak..

   'Allah'ım sen bana yardım et.Şu evde bir yerler kırılıp dökülmeden anlayışla karşılasın.' diye dua ediyordum..

  "Bak şimdi...." diyerek uzun uzun anlattım. Sonra da gülmeye çalışarak :

     "Ya böyle Yusuf Bey " dedim.

Yusuf sinirden çıldıracak duruma gelmişti. Ne bana kızabiliyordu ne de gecenin bu saatinde Arel'e hesap sorabiliyordu.

   

  "Abla sen nasıl kabul edersin.Tehdit de etseler kabul etmemen gerekti.Şimdi napacaksın ha ? İstemeye istemeye o adamın koynuna mı gireceksin " demesiyle hızlıca kalkıp ona tokat atmam bir oldu.

"Düzgün konuş benimle ! Laflarına dikkat et Yusuf.Ne olursa olsun bu evlilik olacak. Hem de niye biliyor musun ? Sırf sizin için. Kendi , mesleğimi umursadığımımı sanıyorsun?" diye bağırıyordum ve o hiç bir tepki vermiyordu. Tepki vermemesi daha da sinirlendirmişti. Daha da şiddetli bağırarak

  "Bu arada o adamın koynuna felan girdiğim de yok." dedikten sonra arabanın anahtarlarını alarak ilk geldiğim gün gittiğim tepeye sürmeye başladım.

   Tepeye geldiğimde arabadan indim. Ayaklarımı sallandırarak yaşadıklarımı ve yaşayacaklarımı düşünmeye başladım...

   Ne kadar süre öylece baktım bilmiyorum. Telefonumu yanıma almamıştım. Saati öğrenmek için koluma baktığımda bugün saat takmadığımı fark ettim.Lanet olsun hiç bir şey düzgün gitmiyordu hayatımda.Tepeye bir araba geldiğin de telaşla arkamı döndüm. Tanıdık plakayı görmemle az da olsa rahatlamıştım.Arabadan Buğranın inmesini beklerken Yusuf inince şaşırmıştım..

  "Abla.." Sesinde ki çaresizlik ve pişmanlık ona karşı yumuşama mı söylüyordu fakat asla yumuşamayacaktım. Kararlıydım.Bana o sözleri demeyecekti.Demek  beni hiç tanımamıştı ki sevmediğim birine ait olacağımı düşünmüştü.. İçimde ki duyguları dışa vurmamaya çalışarak :

  "Yusuf git " dedim..

  "Abla bi dinle vallahi çok pişmanım. O lafı dememeliydim"

   Herkes hata yapardı bu hayatta.Herkes yanlış kelime kullanabilir diye düşünerek "Gel buraya " dedim.. Anlamıştı affettiğimi. Çünkü affetmesem yanıma çağırmazdım..

   Yanıma gelince sıkıca sarıldım ve ne zamandır tuttuğumu bilmediğim gözyaşlarımı bıraktım.. Yusuf'un söylediği cümle  beni mutlu etmeye yetmişti..

   "Her zaman yanındayım Buğu Varol" 

BilinmeyenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin