<Zamanda başka bir yere geri dönelim.>
♤
Eve geldiğimde ilk önce sıcak bir duş almış, sonra da yemek yiyip ders çalışmıştım. Şimdi de odamın büyük balkonuna çıkmış kitap okuyarak kahve içiyordum. Işıkları yakmıştım, bu yüzden ortam etrafımı görebileceğim kadar aydınlıktı. Yine de gözlerim kitaptaki sözcükleri seçemiyor, hep karşı dairedeki balkona gidiyordu. Karşı evlerden anlaşmak hep eğlenceli olmuştu ama birkaç gündür çıkmıyordu akşamları. Ders çalışıyor olmalıydı.
Kitaba gözlerimi zar zor geri çektim ve birkaç satır okumaya çalıştım. Ödev olarak verilmişti ve yüz yirmi bir sayfa okumuş olmama rağmen tek cümlesi aklımda değildi ve hiçbir şey anlamamıştım. Özetini muhtemelen internetten bakarak çıkarırdım veya Jake okuduysa ondan da otlanabilirdim. Öğrenci başkanı olarak aşırı örnek davranışlar sergiliyordum son zamanlarda ama kafamı toplayabildiğim nadir birkaç an oluyordu ve onlarda da Jake'le beraberdim.
Üniversitede ne yapmak istediğimi bilmiyordum; konservatuvar okuyabilirdim ama ailem pek sıcak bakmıyordu. Onlar avukat, mimar, doktor falan olmamı tercih ederlerdi. Onlar için geçerli meslekler bunlardı ama ben hayatımı bu şekilde sürdüremezdim. Müzikle ilgili bir şey yapmak istiyordum ben. Jake yanımda olsun istiyordum ama o da Avustralya'da okumak istiyordu. Benden ayrılmamak için her şeyi yapacağını söylese de ikimizin hayalleri bambaşkaydı. O psikolog olmak istiyordu ve yurtdışında çok iyi üniversitelerden kabul mektubu alacağına emindim ama ben öyle değildim; mektup alsam bile gitmezdim.
Birkaç gün önce internette ünlü bir şirketin stajyer seçmeleri yapacağına dair bir haber görmüştüm. Başta çok yükselsem de idol olmak sevdiğim herkesten ayrı düşmek demekti. Jake ile ilişkimiz bitmek zorunda kalırdı, ailem müzikle ilgili bir kariyer planlamasını desteklemiyorlardı ve arkadaşlarımla ayda yılda bir defa görüşebilecektim. Anında silmiştim bu fikri aklımdan. Sevdiklerim yoksa müzik de yoktu.
Kitabı sinirle kapattım ve bacaklarımı kendime çekip tırnaklarımı yemeye başladım. Üniversiteye gitmezdim ben de o zaman, baba parasıyla çok rahat geçinir giderdim. Yediğim önümde yemediğim arkamdaydı nasıl olsa. Her fikrime karışıyorlardı zaten, belki dizlerinin dibinde oturursam gözlerine batmazdım. Turşumu kurarlardı gönül rahatlığıyla.
"Yeme o tırnaklarını, içinde tırnak ağacı çıkacak." diye bir ses duygum güzel Avustrayla aksanıyla. Gözlerim parlarken karşıya baktım ve balkona çıkmış olduğunu gördüm. Kollarını demirliklere yaslamıştı ve bana bakıyordu. Güzel gülümsemesi yüzündeydi ve beni de gülümsetmişti. Ben de demirliklere koştuğumda aramızda beş metre ya vardı ya yoktu. Evlerimizin bu denli yakın olması her açıdan şanstı bizim için; ailelerimiz tanışıyordu ve istediğimizde birbirimizin evine gidebiliyorduk, balkonlarımızda oturup yan yanaymışız gibi bir şeyler yapabiliyorduk.
Ellerini yanaklarına koyduğu için tuhaf bir sesle "Neden dertli dertli bakıyorsun öyle?" dediğinde dudaklarımı ısırmaya başladım. Ona anlatmalıydım ama nasıl anlatacağımı bilmiyordum. Belki direkt konuya girersem daha iyi olurdu. Fazla düşünmek yararsızdı.
Hızlıca "Ben stajyer seçmelerine girmek istiyorum," dedim ve gözlerimi yumdum. "Biliyorsun, notlarım iyi olsa da hiçbir işe uygun değilim ve hayatımın geri kalanında müzikten başka bir şey yaptığımı düşünemiyorum. Annemleri biliyorsun müzikle alakalı-"
"Sakin ol, güzelliğim. Girersin seçmelere, denersin şansını. Alınıp alınmayacağın da garanti değil zaten. Alınırsan da bir şekilde hallederiz, ucunda ölüm yok ya," dedi Jake sakin bir şekilde. Yine de gözlerindeki kaybetmis gibi olan ifadeyi görebiliyordum. Henüz hiçbir şey kaybedilmemesine rağmen ben de öyle hissediyordum. Halledemeyeceğimizi biliyordum. Ben eğer her şeyi gözden çıkarıp seçmelere girersem hiçbir şeyin geri dönüşü olmayacaktı. Beni korkutan da buydu çünkü ben bir seçim yapmak istemiyordum. Ucunda feda edebileceğim hiçbir şey yoktu.
"Hiçbir şey aynısı gibi olmaz, Jake. Anlamıyorsun. Ben gitmek istiyorum ama seni ardımda bırakamam."
"Peki beni yanında götürsen. Ya da ben seni Avustralya'ya yanımda götürsem, orada sana bir müzik şirketi, ajans gibi bir şey bulsak?"
Sıcak elini metreler öteden yanağımda hissediyordum. Kelimeleri beni okşuyor ve yatıştırıyordu ama hepsi anlıktı. İçimde dönenler asla susmuyordu. "Jake, ben-" dedim ama devamını getiremedim. Çünkü zaten cümlemin devamını anlamıştı. Yüzümü yere eğsem de ifadesini hissedebiliyordum. Kırgın gülümsemesini yüzüne yerleştirdiğini biliyordum. Onu ardımda bırakamayacağım biri yapacağıma söz vermiştim, öyle de yapmıştım ama şu an içinde bulunduğum kısır döngü beni başladığım yere geri getiriyordu ve benim bu denklemden zarar görmeden, ya da en az zarar görerek atabileceğim kişi oydu. Anlamadığını biliyordum ama diğer kimse umurumda değildi.
"Olsun. Zaten önümüzde uzun bir zaman var, düşünebiliriz."
"Jake, seçmeler bu hafta bitiyor," dediğimde ise alayla güldü ve çenesini ovdu. Yanagına diliyle baskı uyguluyordu ve bunu sinirli olduğunda yapardı. Ona söylememeliydim belki de. Arkasından iş çevirmek daha kolay olurdu ve eğer haber vermeden çekip gidersem nefret etmesi daha kolay olurdu. Yine de yapamamıştım çünkü o benim ardımda hiçbir şeyle bırakabileceğim biri değildi.
"Seo ne yapmak istiyorsan arkanda duracağım ama beni terk etmek için benden akıl isteme."
"Tamam, sinirlenme. Seçileceğim kesin değil zaten dediğin gibi, sadece zaman ver belki çözebiliriz. Ha?" dedim tatlı bir ifadeyle. Kafasını kısaca sallayıp eve girecekken "Bize gelsene," diye seslendiğimde cevap vermedi ve içeri girdi. Çözemeyeceğimizi bildiğim halde anı kurtarmak için umut vermiştim ona. Ben bir aptaldım. Sevdiklerimin olmadığı yerde müziğin de olmayacağından bahsediyordum ama ani bir kararla neredeyse Jake'i silebilecek konuma gelmiştim.
Odama girdim ve yorganı açıp kendimi yatağa attım. Tepinirken odamın kapısı açıldı. Annemin girdiğini düşündüğüm için bakma gereği duymadım ama söylenmekten kendimi alı da kıyamadım. "Anneciğim yemeyeceğim meyve ya! Çay da istemiyorum, yatmadan önce süt de içmeyeceğim. Hayır anne, gece gece size gitar da çalmayacağım. Teyzemlerle de konuşmak istemiyorum, kuzenlerim beni deli ediyor."
"Amma mızmızsın sen ya, bir hoş geldin bile yok mu? Sevgilini yatağına bile mi oturtmayacaksın?"
♤
Bu hikayeyi daha güzel yazabilirdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
still with you | jake sim
Historia CortaUzun ve soğuk kışın ardından bahar gelir mi?
