8• Cennetin Fragmanı

57 21 88
                                    

  "Taramadan nasıl geçeceğim,"

"Eğer kullandıysan, " diye söze başladım. Bunları hesaba katması gerekiyordu. Ayrıca bağımlısı olduğu şeye karşı bu kadar bilgisiz miydi yani?

"Tükürükten yada olmadı kanından baksınlar. İdrar tahlili veya saçından bir parça verme sakın."

Yugyeom'un hayran bakışları beni bulduğunda, kafamı 'ne' anlamında salladım. Bu konularda elbet bilgili olmalıydım.

Tırlar bir bir yola çıkıp sınıra doğru giderken, hepimizin elinde duran telsizler sinyal verdi.

"Bölgede tarama olabilir, tatbikat amaçlı tırları gönderseniz iyi olur."

Yugyeom anında cevapladı merkezi. "Gönderdik, bir tane bile kalmadı burada. Bukchon'dan dolaşacaklar sınıra, Seul'den çıkıyorlar."

"Hey hey! Oradan hemen kaybolun, devriye geliyor."

Jest ve mimiklerimin dahi buz tuttuğu cümlesi telsizlerden bir bir yankı edince, şu bana yapışan şaşkınlık ifadesi spontane nidalarına dahi dilim varamadı.

Yaklaşık yirmi kişilik ekip depoda bir oraya bir buraya giderek kapıldıkları telaşelerinde boğulmak üzereyken, ben kalakaldım yerimde.

Başıma daha önce hiç böyle bir şey gelmemişti... Onların belli ki var olan bir tecrübeleri vardı fakat, ben ne yapmak gerektiğini bilmiyordum.

Anladığım kadarıyla ekiple bir anlaşmazlık sonucu böyle bir error veriyorduk topluca. Normalde polisin her adımı kontrolümüzde olurdu..

Girdiğim transtan ağzım açık çıkarken, herkesin kendi arabalarına doluşup sinyallerini kapattıklarını, hatta bazılarının telsizleri direkt olarak su dolu fıçılara attıklarını gördüm.

Ben gibi ne yapacağını bilemeyen beş altı kişi kaldığımızda, Jungkook yanıma gelip hızla ceketimden tutarak beni yapıştığım yerden kurtardı.

"Böyle anlarda sadece kaç, aptal gibi etrafa bakma."

İkimiz için ayırdığı arabanın arka koltuğuna beni bindirirken, ceketimin cebinden düşen metalik parçayla ikimiz de ayağımın altına odaklandık.

Neydi bu, derken şaşkınlıkla elime aldığımda gözlerime inanamadım.

Hayır! Yemin ederim, yemin ederim ki benim bir ilgim, bir fikrim yoktu bunun hakkında...

Jungkook bir elimden aldığı sinyal verici takip cihazına bakıyor, bir de çoktan dolmaya başlayan gözlerimin içine bakıyordu.

"İsa'nın üzerine yemin ederim ki bir bok bilmiyorum! Ben yapmadım."

Son kelimelerime doğru istemsizce büzülen dudaklarım her şeyi açıklıyordu aslında.. Bu kadar iyi rol yapabilen biri değildim ki ben!

Dehşet içinde kendimden şüphe ettim, bana öyle bir ithamla bakıyordu ki dün gece içlerinde yıldızları saydığım gözleri... bana kendimden şüphe ettirdi.

Lakin şüphelerim hemen sonuç buldu.. Benim dün gece bunu alacak kadar param olamazdı zaten. Biraları dahi Taehyung'un ceketinden çıkanlarla zar zor almıştım.

Ayrıca sarhoş bir kimseye verirler miydi bu denli bir cihazı?

"Konvoy halinde değil! Gerekirse köşe evlerdeki bir yerlerde konaklayın! Ormanın içinde kalın, yada yapabiliyorsanız inin şehre!"

The 100 |jikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin