Telefonumu masaya bıraktıktan sonra çalışma odamdan çıkıp, oturma odamda oturan üç kişiye ilerledim. Koskoca evde tek başıma yaşayamayacağım için arada geliyorlardı fakat bunları düşünmek saçmalıktı şu an sormam gereken bir hesap vardı.
"Joon-ah!"
Yanlarına oturdum ve cevap vermesini bekledim. "Ne oldu Jungkook?"
Hoseok ve Seokjin ne diyeceğimi beklerken Namjoon bunu biliyordu. Derin bir nefes aldım ve Jaehwa'nın duymaması için onlara yaklaştım. "Anaokulu öğretmenine niye numaramı verdin?"
Namjoon güldü ve elini omzuma koydu. İşlerimden dolayı kızımla pek ilgilenemiyordum bu doğruydu fakat okuluyla iletişime geçmeyeceğimi kesin bir dille belirtmiştim. Şimdi bu yaptığı hoş olmamıştı ve cevap vermiştim, sadece görüldüyle bıraksaydım keşke. Seokjin ağzıma zorla yediği kuruyemişlerden tıktığında gülümsedim. Genç bir yaşta baba olduğumdan benden büyük bu üç kişi daha önce hiç baba olmamalarına rağmen biz sana baba olmayı öğreteceğiz diyerek yanımda kalmıştı.
"Çok ısrar ediyordu. Bence doğru olan da bu seninle irtibata geçmeli."
Seokjin ve Hoseok başını sallladığında uğradığım ihanet hissiyle başımı arkaya attım. Üçe karşı tek olmak epey zordu. "Adı neydi?"
"Park Jimin."
Seokjin şaşkın bir ifadeyle yüzüme baktığında duraksadım. "Bizim lisede okuyan Park Jimin mi acaba?"
Başımı iki yana salladım. Anaokulu öğretmenleri genelde kadın oluyordu. Namjoon güldü. "Evet, o. Bizim lisede okuyan Park Jimin."
"Tokyo'da yaşıyor diye duymuştum." Dedi Hoseok. Pekala, ben hariç herkesin Park Jimin hakkında bir teorisi vardı. "Bizim lisede okuyan Park Jimin, çok depresif duruyordu nasıl anaokulu öğetmeni oldu?"
Az çok hatırlıyordum, aynı sınıftaydık ve neredeyse hiç konuşmazdı. Tek başına oturur ve bir şeyler okur, yazardı. Pek konuşmamıştık lise boyunca o hep kendi halindeydi ve uzaktı. "Öğrencileri ile arası çok iyi, Jaehwa da seviyor sanırım ama konuşmadığı için pek anlamıyoruz."
"Terapistiyle görüştün mü Seokjin hyung?"
Başını salladı. Ülkenin en önemli ceolarından biri olduğum için muhabirlere yakalanmak benim için felaket olurdu. Bu yüzden kızımın okul ve terapi işleriyle amcaları ilgileniyordu. "Görüştüm, o da seninle görüşmek istiyor."
Merdivenlerden gelen ayak seslerini duyduğumuzda başımızı oraya çevirdik. Elinde tuttuğu oyuncağı ile bana yaklaşan kızımı kucaklayıp, dizlerime oturttum. "Uyuyamadın mı babacığım?"
Başını salladığında saçlarına minik bir öpücük kondurdum. "Jaehwa, öğretmenini seviyor musun?" Yine başını salladı amcasının sorusuna karşı. Konuşamadığı için yazmayı erkenden öğretmişti Namjoon. Bu yüzden de masada duran kağıt ve kalemi alıp yazı yazmaya başladı.
Ne yazdığına bakarken koca bir kalp çizdiğini ve içine Jimin yazdığını gördük. "Bence görüşmelisin Kook, Jaehwa ilk defa bir öğretmenini seviyor."
"Bir süre telefonla idare etmeye çalışayım, sonrasında giderim bir gün."
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.