2. Bölüm

442 41 38
                                        

Telefonumu çantama koyduktan sonra oturduğum koltukta ayağa kalktım. Çantamı sağ omzuma takıp odamdan çıktım.

Yine Afife'nin odasına gittim. "Bugün toplantım yok değil mi?"

"Hayır Elçin Hanım, yok," dedi Afife.

"Tamam. İmzalanması gereken dosyaları imzaladım. Onlarla ilgilenirsin. Önemli bir işim var, gitmem gerekiyor. İdare et tamam mı?"

"Tamam."

Odadan çıkmak için kapıyı açtığımda canım kuzenimin (!) kapıyı tıklatmak için elini kaldırdığını gördüm. Beni görünce elini indirip gülümsedi.

"Ooo, kimleri görüyorum?" dedi Efe. "Elçinciğim, ne işin var burada bebişim?"

Efe benden iki yaş küçüktü ve bir baltaya sap olamadığı için şirketimde Halkla İlişkiler Müdürü olarak çalışıyordu. Halam oğlunun paçayı kurtarması için ayaklarıma kapanıp yalvaracak dereceye geldiğinde mecburen işe almıştım onu. En ufak bir hatasında şutlayacağımı söylediğim için dikkatle işini yapıyordu. İşini düzgün yapıyordu yapmasına da, kızlarla oynaşmasaydı iyi olacaktı. Sürekli Afife'nin odasına geliyordu. Aptallar inilti seslerinin duyulmadığını zannediyorlardı.

"Asıl senin burada ne işin var Efe?" dedim kaşlarımı tedbirle kaldırıp. "Bu katta seni ilgilendiren bir şey olmadığını düşünüyordum. Hatta bu odada."

Omzumun üstünden arkama, Afife'ye baktığımda alt dudağını dişlediğini ve yerdeki desenleri incelediğini gördüm.

Tekrar Efe'ye döndüğümde konuşmak için dudaklarını araladığını gördüm ama şu an onunla uğraşamazdım. "Benim işim var. Bugün şirkette olmayabilirim," dedim. "Uslu bir çocuk ol."

"Ne yaramazlığımı gördün acaba?" diyerek gözlerini devirdi Efe. Onun yanından geçtikten sonra topuklu ayakkabılarımın sesi eşliğinde asansörlere doğru ilerledim.

*****

Demir Karaca...

"Demir!" Annemin aşağıdan gelen bağırtısını duyduğumda korkuyla bağırarak uyandım. En son Okey oynamıyor muydum ben? Ne ara uyuyakalmıştım?

Boynumdaki telefonumu elime aldıktan sonra yataktan kalkıp odamın kapısını açtım.

"Efendim anne?" diye seslendim. Çocukların sesinden beni duyabildiyse tebrik edecektim onu.

Annem seslendiğimi duyup merdivenleri yarısına kadar çıktı. Odam tam merdivenlerin karşısında olduğu için onu rahatlıkla görebiliyordum.

"Oğluşum pasta yaptım. Hem de çikolatalı," dediğinde mutlulukla gülümsedim. Bugün başıma daha iyi ne gelebilirdi ki?

"Hemen geliyorum," dedikten sonra odamdan çıkıp merdivenleri indim.

İçeriden kahkaha ve çocuk bağırtısı sesleri gelirken kulaklarımı kapatıp evden kaçmamak için kendimi zor tuttum. Çocuklardan biri salondan fırlayıp bana çarptığında, "Çocuğum önüne baksana," dedim. O beni umursamayıp koridorda koşmaya başladı.

Sabır dilenerek annemin peşinden mutfağa girdim. Annem tezgâhın üzerindeki çikolatalı pastadan bir dilim kesip tabağa koydu. Pastayı aşırı sevdiğim için büyük bir dilim koymuştu.

Annem çekmeceden bir tane çatal alıp tabağın kenarına koyduktan sonra tabağı eline aldı ve masaya koydu.

"Teşekkür ederim anacığım," diyerek yanağından öptüğümde, "Acıkırsan içeri gel. Kısır falan var," dedi annem. Onayla başımı salladığımda mutfaktan çıkıp beni yalnız bıraktı.

PASTAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin