Şimdi ki zamandan-
Anka tüvana'nın ağzından.
Sabah üstümde zıplayarak beni uyandırmaya çalışan güney'i görmem ile yorganı üstüme daha çok çekip uyumaya devam etmeye çalıştım.
Ama bakın çalıştım diyorum, öyle bir zıplıyordu ki sanki böbreklerim sallanıyor kalbim yer değiştiriyor, akciğerlerim iflas ediyordu.
Yorganı üstümden atıp çift kişilik yatağımda sola doğru yuvarlandım. Ama hızımı ayarlayamayıp yere kapaklandım.
Kolumu hemen yatağımın yanında ki beyaz komidine çarpıp acı içinde ufak bir çığlık atıp kafamı yumuşak, pofuduk halıma vurduğumu sanıp ahşap zemine vurdum ve kısa süreliğine olmayan beyinim'in kanamaya çalışmasını bekledim.
Kanamayınca ayağa kalktım ve Güney'in odadan koşar adımlar ile çıktığını gördüm.
Arkasından söylenerek odamda ki boy aynası'nın karşısına geçtim.
İlk başta kendimi iyice inceledim, güzeldim. Tabii pandalı pijamalarım ile ne kadar güzel olabilirsem.
Sonra vurduğum yere baktım, kızarmıştı ama şişmemişti.
Odanın kapısı birden açılınca ne yapacağımı şaşırıp aynaya doğru ilerledim ve kafamı aynaya çarptım.
Hay salak! Aynaya doğru ilerleyip nereye gidiceksen ki?
Çok cizgi film izliyorum sanırım ki birden başka dünyalara, başka insanların hayatlarına 'şlap' diye dahil olucağımı sanmıştım.
Yazık oldu..
Yengem ılgın, odanın kapısında sanki bu yaşadıklarım çok normal bir şeymiş gibi gülerek beni izliyordu.
Tabii alıştı kadın, her gün her gün aynı şeyleri yaşamamıza.
"yengesinin bir tanesi, yengesinin kuzusu, yengesinin her şeyi.."
Tamam, yengem benden bir şey isteyecekti. Yoksa bu güzel iltifatların başka bir açıklaması olamazdı.
"yenge, ne isteyeceksin yine?" diye bıkmış bir ses tonu ile sorumu sordum.
Yengem kaşlarını çattı ve "nereden biliyorsun, senden bir şey isteyeceğimi?" diye sordu.
Yanaklarımı şişirip derin nefes almıştım ki yengem, "öyle olsun Anka, bir şey demedim say. Zaten kırk yılın başı bir yardım isteyecektim hemen şişir Yanaklarını.." diye söylendi ve birden ağlamaya başladı.
Ağlayarak odadan çıktı fakat arkasında şaşkınca onu izleyen bir Anka olduğunu unutarak. "yenge, ben ne dedim sana şimdi?" diye sordum cevap alamayacağımı bile bile.
Odadan çıkıp mutfağa adımladım, amcam baş köşede yanında sare diğer yanında asel hemen karşısında güney vardı.
Yengem salatalık doğrayarak bana bakıyordu.
"yenge.." diye seslendim. Ne ara salatalık doğramaya başlamıştı, az önce ağlıyordu.
"söyle yengesinin gülüü." diye seslendi bana. Kafamı olumsuz bir şekilde iki yana sallayıp boş sandalyeye oturdum ve çatalı masadan alıp domatese batırdım.
Tam ağzıma atacağım sırada kapının çalması sonucunda elimde ki çatal korkuyla masaya düştü.
Amcam oturduğu yerden kalkarak omuzlarımı sıvazladı ve kapıyı açmak için mutfaktan çıktı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Anka Tüvana
Teen FictionBekledim günlerce aylarca yıllarca içimdeki küçük umudun çiçek açmasını umut etmek gibiydi ama o hiçbir zaman gelmedi, doğru ya bu dünyada gidenin geri gelmediğini yaşayarak anlamıştım. Zaten yaralarla dolu kalbim bu gerçekle titredi yeni doğan bir...