"dökülün bakalım, ne zamandır var bu ilişki?" choi beomgyu kahvesinden minik bir yudum aldı ve kollarını göğsünde birleştirdi. sırtını arkadaki sandalyeye vermişken farkında olmadan bir yandan da ayağıyla ritim tutuyordu.
"çok uzun zaman olmadı. üç haftadır falan."
yuqi umursamazca konuşmuş ve boynunu kütletmişti. yanındaki sevgilisi miyeon ise suçlu olduğunu bilen bir çocuk gibi boynunu bükmüş ve kucağındaki elleriyle oynuyordu.
onun bu 'ezik' duruşu beomgyu'nun hoşuna gitmemişti, genç oğlan arkadaşının onunla sevgili olmasından memnun olmasa da miyeon güçlü biriydi ve kendi karşısında büzülmesi hoşuna gitmemişti.
"karşımda büzülme, miyeon." sert sesi masaya balyoz gibi indiğinde miyeon irkilerek dikleşmişti, ancak yuqi bundan hoşnut değildi.
"bir saniye miyeon, neden onun sözünü dinliyorsun?" sinirini atamamış olacak ki alayla güldü.
"ben.. o söylediği için yapmadım. zaten sırtım ağrımaya başlamıştı." kısık hatta neredeyse duyulmayacak sesiyle mırıldandığında beomgyu göz devirdi. "peki."
yuqi en yakın arkadaşının soğuk duruşundan hoşlanmamıştı. ılımlı olmaya karar vererek yüzünü yumuşattı. "ben ve miyeon, ruh eşiyiz."
"tahmin ediyordum zaten." bir eliyle önüne gelen saçlarını geri taradı. "aksi takdirde bu kadar yakınlaşmazdın kimseyle."
ortamın durulmasıyla herkes derin bir nefes almıştı. beomgyu kahvesini yarıladıktan sonra telefonu açtı ve sosyal medyada gezinmeye başladı. okulun dedikodu sayfasının son güncellemesini görmesiyle oraya girdi.
"Okulumuzun mankenlere taş çıkartan yakışıklısı kai kamal huening'in ruh eşi erkekmiş."
beomgyu bunun olacağını tahmin etse de yüzünü buruşturdu.
"ne oldu?" yuqi merakla sordu, beomgyu her zaman duygularını açıkça ifade etmezdi.
"kai'ın ruh eşi erkekmiş." dudaklarını büzdü. "iğrenç."
genç kız sertçe dudağını dişledi. "iğrenç olan ne beomgyu? ikisinin de aynı cinsiyette olması mı?"
sorulan soruya karşın dilini dudağında gezdirdi gyu. aradığı o şeyi, dudak nemlendiricisinin kendine has tadını alamayınca güçsüz hissetti. ufak detaylara çok fazla anlam yüklemişti zamanında.
"evet," güçsüzlüğünü arkadaşını ezerek yok etmek istedi. "homoseksüellik iğrenç."
beyaz tenli kızın siniri iyice belirginleşmişti. arkadaşına kötü bir söz söylemek istemiyordu ama dayanamayacaktı artık.
"cinsiyetsiz bir Tanrı'ya inanıyorsun fakat aşkı cinsiyetlere bağlıyorsun."
diğer ikili miyeon'dan gelen atağa şaşırmışlardı. "söylediğin sözlerin ağzından düşünmeden çıktığını varsaymaya çalıştım."
ardından sevgilisinin ufak, şirin elini kavradı ve ayağa kalktı. "insanlar neden sana karşı dürüst olamıyor anladım sanırım."
"çünkü yapabildiğin tek şey eleştirmek."
son sözlerini söyleyip masadan ayrılan miyeon ardında donakalan bir beomgyu bırakmıştı.
kumral çocuk nedenini anlamasa da kendini çok ezik hissetti. hayatında kendini böylesine zayıf hissettiği anlar yok denecek kadar azdı.
hızlı nefesler alarak yaşananları unutmaya karar verdi ve kahvesinden son bir yudum daha aldı. ancak soğuyan kahvenin damağında bıraktığı lanet tat moralini sıfırla çarptı.
bardağı taşıran son damla ise telefonuna gelen bildirimdi. ne olduğuna bakmadan kafa dağıtmak için tıkladığı bildirim shin ryujin tarafından paylaşılan bir gönderiydi.
asıl sorun ise onun fotoğraf paylaşması değildi, göğsünde kocaman 'kim minjeong' dövmesi varken fotoğraf paylaşmasıydı.
gözünden akan damlaya karşı koymak istedi ama koyamadı. çünkü tatlı dudak nemlendiricisi yokken kendini güçsüz hissediyordu.
---
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
beomgyu kalbini mantığına uydurmaya çalışan biri sadece