saatler ilerlemiş, etraf sanki kızıla boyanmıştı. turuncu gökyüzü en güzel tonlarına sahipken öğrenciler son derse girmiş olmanın verdiği rehavetle biraz olsun kendilerini salmış, zaten yorulduğu için konuları özet geçen kırklarının ortalarındaki öğretmenlerini izliyorlardı.
beomgyu da onların arasındaydı, tek fark öğle arasından beri geçmek bilmemiş olan siniriydi. soobin adındaki kibirli çocuk ona gelip sanki beomgyu kendisine çok muhtaçmış gibi sözler sarfettiğinde içinde bir volkan cayır cayır alev almaya başlamıştı. kalan tüm günü ateş üzerinde geçirmiş, defterine içini yansıtmak istermişçesine bir sürü anlamsız karalama çizmişti.
her şeyin üzerine çok sevgili başkanları yuna, haftalardır yüz vermediği ryujin'e yüz vermeye karar vermişti ve deyim yerindeyse koca bir gün boyunca flörtleşmişlerdi. kendisine ayıracak birkaç saniyesi bile olmayan kızın konu o olunca ilgi meleğine dönüşmesi kumral oğlanın gururunu zedeliyordu. kendisini seven o kadar yakışıklı erkek varken tutup da ondan hoşlanmadığını defalarca dile getiren kıza kafayı takmak tam da shin ryujin gibi bir delinin yapacağı şeydi.
öte yandan yuqi ile konuşamamıştı, hâlâ miyeon ile ikisinin arasındaki ilişkiyi doğru bulmasa da kedi arkadaşının ona pas vermemesi kalp kırıcıydı. tüm gün o hariç herkesle konuşmuş, öğle arasında diğerleriyle beraber voleybol bile oynamıştı yuqi. miyeon'u teneffüslerden birinde sevgilisinin omzuna başını koymuş uyuklarken gördüğünde çok kısa bir anlığına onları sevimli bulmuştu. çok kısa bir anlığına.
ruhsal sıkıntıları kalbini karartıp başını ağrıtmaya başladığında iç çekti ve dakikalardır farkında olmadan karaladığı resmi fark etti. normal bir günde olsa 'ne kadar aptalca bir çizim' diyerek geçeceği şey şu an ona çok anlamlı gelmiş, kaşlarını çatarak resmini incelemesine sebep olmuştu.
fazla detaya inilmediği için belirgin olmasa da resimde bir erkek olduğu aşikârdı. yüzündeki ifadeden mutlu olmadığı kesindi, bakışları bomboştu. uzun ve dağınık saçları sarmaşık gibi birbirine dolanmış ensesinden aşağıya dökülürken elleri destek almak ister gibi arkaya doğru sıkıca tutunmuştu.
çizdiği çocukta kendini gördü beomgyu. tamamen dağılmış, odak noktasını kaybetmişti. hayatı boyunca doğruluğunu sorgulamadığı kalıplarının birer birer güçsüzleşmesine ve ince bir dal gibi kopmasına şahit oluyordu. destek almak için arkasına döndüğündeyse, orada kimse yoktu. zirve yalnızlar için miydi? beraber sevineceği kimse olmadıktan sonra zirvede olmanın ne anlamı vardı. gözleri son kez çizimi tararken içinde bir yerlerde 'eksik olan bir şey var' diye çırpınan seslere kulak veriyordu.
sonunda eksik detayı bulduğunda heyecanlandı, kalemliğinden pembe kalemi alarak genç oğlanın dudağına pembeyle hayat verdi. karanlığın çöktüğü resimde tek bakışta ayırt edilebilen dudaklara baktı, ve gülümsedi.
---
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
onuncu bölüme kadar kısa kısa devam edecek. sonrasına bakacağım.