İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

x. randevu

856 104 87
                                        

dersin bittiğini haber veren zilin çalmasının ardından beomgyu sakince sırasının üzerinde duran eşyalarını çantasına doldurmuş ve yine aynı sakinlikle sınıftan çıkmıştı. zihni çizdiği resimle o kadar doluydu ki gitmeden önce yuqi'yle konuşma planını bile unutmuştu.

okulun sarayı aratmayacak geniş koridorunda dikilirken aşinası olduğu sarı saçları gördü. kalabalığın bu saatlerde olmadığı heykel odasının önünde genç oğlanın ince bedeninin yarısı görünüyordu. tam bugün ona beraber takılmak istediğini söyleyeceği sırada başka bir ses daha duydu. bu yeonjun'un sesiydi.

"belki de bu gece senin evine gitmeliyiz. ailem daegu'da demiştin değil mi güzelim?" siyah saçlının flörtöz sesi beomgyu'da kusma isteği oluşturmuştu. ancak ince kıkırtılara bakılırsa kai bundan gayet memnundu.

daha fazla orada durarak insanların cinsel hayatını dinlemek istemediği için boşalan koridorda ses çıkartmamaya özen göstererek ilerledi.

taa ki bileğinde yabancı bir el hissedene kadar.

büyümüş gözleriyle arkasına döndüğünde bu kişinin okulun güzel prensesi choi yewon olduğunu gördü ve gözleri bu sefer şaşkınlıkla büyüdü.

"ah, korkuttuysam özür dilerim beomgyu."

güzel kız elini ensesine atmış ve mahcup bir tonla usulca konuşmuştu.

"korkmadım," duraksadığını fark edince duruşunu dikleştirdi ve ses tonunu güçlendirdi kumral genç. "bir şey mi oldu?"

"hayır, şey.. sadece bu akşam beraber yemek yiyebilir miyiz diye soracaktım."

sol kaşı istemsizce havalandı beomgyu'nun, bu kız ciddi miydi? büyük ihtimalle ruh eşi reşit olmadığı için adını bilmiyordu.

"efendim?"

dar omuzlu kız yüzünde hiçbir art niyet barındırmayan bir ifadeyle kendini açıklamaya çalıştı. "ben senden uzun zamandır etkileniyorum fakat ryujin'den hoşlandığın için uzak duruyordum beomgyu. fakat açıkça ortada ki ryujin yuna'dan hoşlanıyor ve ben de dedim ki şansımı denemeli-"

"olur, bu akşam evimin önünden alabilirsin beni."

bir soylu gibi asilce kendilerine doğru yaklaşan kibirli tanrı soobin'i gördüğünde diğerinin cümlesini böldüğünün farkında bile olmadan konuştu. beomgyu kimseye muhtaç değildi.

ama soobin yanlarından geçerken bir kez olsun onlara bakmamış, mimiksiz ve klasik 'dünya'yı ben yarattım' ifadesiyle hafif bir rüzgar gibi süzülmüştü.

yine de dudağının kenarının alayla kıvrıldığını çok kısa bir anlığına da olsa görmüştü beomgyu.

---

arin 🥵

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

arin 🥵

oh boy it's you, soogyuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin