0.5

2 0 0
                                        

İçimde garip bir huzursuzluk vardı. Uzel'in gönderdiği paketi hala cebimde taşıyor olmam, beni bir an önce eve gitmeye zorluyordu. Merakım, ne olursa olsun bu mesajlaşma konusunun sonlanmasını istiyordu. Bir şeyler hissetmeye başlamıştım, ama hissettiklerimi tam olarak anlayamıyordum. Her ne kadar onun tehditkar mesajlarını beğenmesem de, içinde bir çeşit gizem vardı. Bu gizem beni çekiyordu.

Durağa kadar yürüdüm, başımda hâlâ palyaço kılığına girmiş Uzel'in bana söyledikleri dönüp duruyordu kafamda. "Kabindeki sürprizi unutma" mesajı… Ne olabilir ki? Her şeyin yanlış anlaşılma olabileceğini düşünsem de, bir türlü bunu göz ardı edemedim.

Otobüse bindiğimde telefonuma bakmaya karar verdim. Kızların dikkatini çekmeden hızlıca telefonumu çıkarıp mesajları tekrar okudum. Uzel'in gönderdiği paket hakkında düşüncelerim kafa karıştırıcıydı. Paketle ilgili bir şeyler yapmaya cesaret edemiyordum ama ne olduğunu merak ediyordum. Belki de sadece bir oyun, bir şaka… Ama ya değilse?

Eve vardığımda, kapıyı arkamdan kapatıp hızla odama geçtim. Cebimden paketi çıkarıp masaya koydum. Paketi açmak için içimdeki çekişmeyi bastırarak kutunun kapağını kaldırdım. İçinde, eski bir defter vardı. Sayfalarında yazılar, çizimler, karalamalar… Gözlerim hemen deftere kaydı. İlk sayfada, büyük bir yazıyla şu yazıyordu: "Her şey başladığında seni daha fazla tanıyacağım."

O an içimi bir korku sardı, ancak bir o kadar da heyecanlandım. Biri beni izliyor muydu? Defterin her sayfası, bana dair bir şeyler anlatıyordu. Yazılar, çizimler, bir tür gizemli mesajlar… Sanki biri benim iç dünyamı çözmeye çalışıyordu.

Hızla arka sayfalara geçtim, belki de bu sadece bir şaka, ama neden bu kadar kişisel bilgiler vardı? Özellikle, ilk başta gördüğüm yazıyı tekrar okumak zorunda kaldım: "Bir gün gözlerindeki o hüzünle tanışacağız." Bu cümle, sanki geçmişimle ilgili çok özel bir şeyi ima ediyordu. Uzel’in bana olan ilgisi beni istemediğim bir noktaya doğru çekiyordu. Ama ne yapmak gerekiyordu?

Telefonumu bir kez daha çıkarıp Uzel'e mesaj atmaya karar verdim.

Gönderen: Platonik Uzel
Ne demek istiyorsun? Bu defteri bana neden gönderiyorsun?

Gönderdiğim mesajı birkaç dakika bekledikten sonra gelen cevap beni daha da şaşırttı.

Gönderen: Platonik Uzel
Bu defter, seni anlamak için bir yolculuk. Hazır olduğunda devam edebilirsin. Ama sana bir tavsiye: Kendini gizleme, Çisil. Sadece gerçek kal.

Bu mesajı okuduktan sonra kafam karıştı. Neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, defterin içindeki sayfalara daha dikkatli bakmaya başladım. Bir şeyler çözülmek üzere gibiydi.

Ama o an, pencerenin kenarından gelen bir sesle irkildim. Hafif bir gölge hareketi… Ve bir an, kalbim hızla çarpmaya başladı. Geceyi hiç sevmezdim, ama şimdi bu gece bana ne getirecekti? Uzel gerçekten kimdi? Ve bana ne tür bir oyun oynuyordu?





Yağmur #textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin