3.BÖLÜM

385 289 24
                                    

Selamlar. Yeni bölümle karşınızdayım. Umarım beğenirsiniz.

Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın.

KEYİFLİ OKUMALAR!

🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋🦋

 
-KAYBEDENLER-

3. Bölüm

Türkiyede kış olmasına rağmen Polanya son derece sıcaktı. Polanyalılar yaz mevsimini yaşıyorlardı.

  Polanyalılar üzerinde deneyeceğimiz ilacı bir kutuya koymuştuk. Kuzey kutuyu sıkıca tutuyordu. Havaalanına indiğimizde bizi alacak olan arabanın gelmesine bir saat vardı.

  Havaalanının yakınlarındaki bir restorantta yemek yemeğe karar verdik. Restorantta garsonun çatpat ingilizcesi sipariş vermemizi zorlaştırdı. Lehçe bilmiyorduk. Polanyalılar Ruslar kadar soğuk insanlar değillerdi. Aksine çok samimi insanlardı.

  Yemeğimizi yedikten sonra araba bizi aldı ve otele götürdü. İki gün sonra ilacımızı Polanyalılarda deniyecektik.

  Ertesi gün Varşovada Old Town'u gezdik. Gerçekten büyüleyici güzelliğe sahipti.

Rengarenk binaları yemyeşil çimler tamamlıyordu.

  Akşam yemeğindeydik. Dördümüz bir masaya oturmuştuk. Karşımda Kuzey, yanımda Ahu, Ahu'nun karşısında Samim oturuyordu. Yemeğimizi yiyor, sohbete dalmışken gelen sesle irkilip kapıya doğru baktım. Herkes o yöne dönmüş eli silahlı üç adama bakıyordu. Adamlar simsiyah giyinmişlerdi.

  Ardından girdikleri kapının tam karşısındaki kapıdan elleri silahlı üç kişi daha girdi. Bunlar ise bembeyaz giyimliydi. Biri konuşmaya başladı.

"Bu bembeyaz kıyafetlerimizi kırmızı yapmak ister misiniz?"

"Şeref duyardım ama onlar sizin kefenleriniz. Temiz olsun."

Kelimenin üstüne iğneleyici bir ses tonuyla baskı yapmıştı. Herkes telaşlanmıştı.

"Hey, siz! Herkesin telefonları toplanacak. Kimse polisi aramayacak. Bu akşam bu iş halledilip bitecek. Sesiniz çıkmayacak."

Sonra ise yemek salonundan çıt çıkmayınca adamın sinirden kasılmış olan damarları iyice kasıldı.

"ANLAŞILDI MI?"

Sesi gür çıkıyordu. Salondan yine ses gelmeyince damarları çatlayacak kadar kasıldı. Ben bile oturduğum yerden bunu fark edebiliyordum.

"ANLAŞILDI MI DEDİM?"

Salonda herkes korkmaya başladı. Kısık seslerle birçok kişi konuşuyordu. Bizim masadan bir tek benim değil herkesin dili tutulmuş gibiydi. Bu sefer beyazlılardan biri tek elini havaya kaldırdı ve sertçe konuştu.

"Yeter. Susun."

Salonda çıt çıkmadı. Konuşan adam
"Rıfat" diyerek onu başıyla telefonları topla işareti yaptı. Rıfat denen adam bir poşedin içine çok kısa sürede telefonları topladı. Çünkü o da biliyordu ki ne kadar uzun sürerse iki takımın bakışmaları artacak ve öfkeleri artacaktı. O bunu istemiyordu.

   Telefonlar toplandıktan sonra herkes biraz kasıldı. Arkalardan biri yürek yemişcesine konuştu.

"Peki şimdi ne olacak? Biz ne yapacağız?"

"KES!" dedi siyahlılardan bir adam.

  Ardından kafayı bulduğunu tahmin ettiğim göbekli adam konuştu.

-KAYBEDENLER-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin