episode 9

826 122 41
                                        

*bir önceki bölümü okumayı unutmayın*

Saraya gelmişler, karşılanmışlar ve odasına geçip uzanmışlardı iki gündür yollarda sürünen topluluk.

Şimdi de Chan odasına girmiş etrafa bakmıştı. Bu oda sadece bu gecelik kalacağı ve yıkanacağı odaydı. Sonraki günler ona farklı bir odada kalacağı söylenmişti.

Chan diğer odayı sadece bir dakikalığına merak etti. Yorgunlukla kapısını kilitledi ve üzerini çıkartıp banyoya ilerledi, sıcak suyla dolu küvetin içine girip temizlendi.

İşlerini halledip odasına geçti ve küçük çantadan daha rahat şeyler bulup üzerine geçirdi. Yatağına uzandı ve üzerini örtüp bakışlarını tavana dikti.

Kendiyle konuştu bir süre, sonra kalkıp çantadan defterini çıkarttı. Kenarda duran dolapların içini karıştırdı ve mürekkep ve kalem bulunca sevindi. Yere oturdu ve içini döktü en sevdiği sırdaşına.

Güzel sıradaşım, sanırım senden daha güzel birini tanıyorum artık...

Yazdı, yazdı ve yazdı. Ardından okudu yazdıklarını. Gülümsedi ve mürekkebin kurumasını bekleyip bir süre sonra defteri kapatıp yerine koydu.

Yatağına geçti. Gözlerini yumdu, karnından gelen gurultuyla şaşkınca gözlerini açtı. Tam karnına söylenecekti ki, aklına gün içinde hiçbir şey yemediği geldi.

Karnı yerine kendine kızdı ve ayaklandı. Koridorda bir hizmetliyle karşılaşmak umuduyla yerinden kalkıp odasının kilidini açtı. Etrafa göz gezdirdi, sadece sessizlik vardı.

Ofladı, odadan çıkıp kapıyı kapadı ve yavaş adımlarla etrafta gezmeye başladı.

Daha ilk kez geldiği sarayda gecenin bir saati, göz gözü görmezken mutfak arıyordu. Ahmak olduğunu düşündü ama yine de ilerledi.

"Kimsin sen?" dedi tanıdık ses.

"Yine aynı şeyleri mi yaşayacağız?" dedi gülerek.

"Prens Chan?"

"Saygı ekleri hakkında konuştuk diye hatırlıyorum Seungmin."

"Ben samimiyetimiz devam etmez diye düşünmüştüm. Dediklerimden sonra."

"Sinirliydin, normal böyle şeyler."

"Özür dilerim. Hiç normal değiller ayrıca, her sinirlendiğimde böyle patlayacaksam işimiz zor." dedi kafasını kaşıyıp.

"Özrünü kabul etmiyorum."

Seungmin şaşkınca kafasını yerden kaldırıp karşında duran adama baktı. Hani bu adam çabucak unutup, herkesi affediyordu.

"Ne? Nasıl yani?"

"Özrünü bir şartla kabul ederim."

Seungmin ister istemez gerildi.

"Ne şartı?"

"Bana mutfağın yerini göstermen şartı. Karnım guruldayıp duruyor. Açlıktan öleceğim sanırım."

Seungmin derin bir nefes verdi.

"Tabii gösteririm, zaten bende biraz acıktığım için kalmıştım." deyip hızla Chan'ın yanına ulaştı ve ilerlemeye başladı.

Chan'da onu takip etti. Bir süre sonra mutfağa ulaştıklarında Seungmin Chan'ın oturmasını söylemiş, ona kendinin bir şeyler hazırlayabildiğini de yanında eklemişti.

Chan hem gülümsüyor hem de mutfağın içinde ordan oraya hareket eden genci izliyordu. Çok tatlıydı şu an Seungmin.

"Bugün bana ne yapıyorsunuz prensim." dedi kocaman gülümsemeyle.

two prince one kingdom | chanminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin