5

493 48 44
                                    

"Teşekkürler." dedim arabadan inerken. "Toygar gel, burası bizim ev." kolundan tutup çekiştirmeye başladım. "Alya hanım düşeceğim, yavaş lütfen."

İçeri girip anahtarı montumun cebine attım. 'Anne' diye seslendim fakat evde kimse yoktu. "Gel, fotoğraflar yukarıda." Merdivenleri ikişer üçer atlayarak çıkmaya başladım. Toygar'da arkamdan beni takip ediyordu.

Onu çatı katındaki odama götürdüm. "Gel, gir içeri hadi." deyip içeri sürüklemeye çalıştım. "Alya hanım, yani Alya... Odana girmem ayıp olmaz mı? Salona getir fotoğrafları istersen." Arkama döndüm ve ona ters ters baktım. "Sorun olsa seni neden odama çıkartayım. Saçmalama gel." Kolundan tuttum ve odamdaki koltuğa oturttum. "Sen burda bekle, üstümü değiştireyim."

Kıyafetlerimi aldım ve banyonun kapısını kapatıp sihirle Toygar'ı izlemeye başladım. Ne yapacaktı acaba? Koltukta oturmuş, ellerini bacaklarının arasında birleştirmiş yere bakıyordu. "Utanmış salak." diye söylendim.

"Evet, şimdi fotoğrafları sana verebilirim. Gel bakalım." Dolabımın üzerindeki kutuya uzandım. "Aa, ne yapıyorsun? Dur ben alırım." Ayağa kalktı ve yanıma geldi. Tek elini belime koyup beni kenara çekti. Kutuyu alıp bana verdi. "Belki göstermek istemediğin fotoğraflar vardır, sen seç göster lütfen."

Yaklaşık yarım saat oturup fotoğraflara baktıktan sonra kapının kapandığını duydum. Kafamı fotoğraflardan kaldırıp ona baktım. "Annemlerdir büyük ihtimal, rahatsız olma. Ben bir bakıp geleyim."

Patır patır merdivenleri inip kimin geldiğine baktım. Annemlerdi. "Hoşgeldiniz. Yukarıda arkadaşım var sizin için sorun olmaz değil mi?" Merve annem yanağıma bir öpücük kondurdu. "Hayır güzelim, sorun yok. Keyfinize bakın, yemek hazır olunca seslenirim."

Odaya girdiğimde Toygar'ı bir fotoğrafa dalmış bakarken buldum. Yavaşça yanına yanaştım. "Neye bakıyorsun öyle derin derin?" Geldiğimi farkedip kafasını kaldırdı. "Baksana bu fotoğraf ne kadar sevimli." Gözleri... dolmuştu? Gösterdiği fotoğrafa baktım. Ayşegül'ün uyurken çekilen bir fotoğrafıydı. "Hatırlıyorum bunu. Bana bak bakayım, ağlıyor musun sen?" Çenesinden tutup kafasını kaldırdım. Yüzünü ellerimden kurtarıp gözlerini ovuşturdu.

"Ben gitsem iyi olacak." ayaklandı. Merdivenlerden inmek üzereydi ki kolundan tutup onu durdurdum. "Saçmalama nereye gidiyorsun annemler yemeğe kalmazsan çok üzülür. Merak etme bunların hepsi aramızda kalacak. Şimdi gel aşağı inip annemlere selam verelim." Kolundan tutup sürüklemeye başladım.

"Kız, kim bu çocuk!? Bekle geliyorum görürsün sen şimdi." Sıçtım, bu babamın sesiydi. O kıyafetlerle buraya gelemezdi. Hemen Şevval annemin yanına koştum. "Anne arkadaşım Toygar. Benim Ferit abiyle konuşmam gerekiyor, siz ona sahip çıkın." Elim ayağıma dolanmıştı. Babam gelirse Toygar'ı tavuğa çevirebilirdi. Buna engel olmalıydım.

Hemen üst kata koştum ve babama açılan kapıdan içeri girdim. "Alya! Kim o çocuk?!" Hemen bir şeyler düşünmeliydim. Babamın neler yapacağı belli olmazdı ve eğer bir şey yaparsa bunu Toygar'a açıklayamazdım. "Baba şey, şey..." Oturduğu sandalyeden fırladı ve iki büyük adımda yanıma geldi. "Kızım kem küm etme, cevap ver bana cevap."

Dün gönderdiği mektup aklıma geldi. "Attığın mektupta kızınız demiştin, şimdi mi kızın oldum? Önce beni evimden ayırdın, sonra beni istemediğim bir yere gönderdin. Hiç birine sesimi çıkartmadım ama arkadaşlarıma karışamazsın. Eğer gelip bir şey yaparsan bir daha yüzüne bakmam." Arkamı döndüm ve eve geri geldim.

"Alya, kızım neredesin! Arkadaşını ağaç ettin burda." Koşa koşa merdivenlerden inip yanlarına gittim. Merve annem Toygar'la sohbet ediyor, Şevval annem ise sofrayı kuruyordu. "Öyle işte yavrum, babası teslim etti bize." Olamaz. Annem hayat hikayemi anlatıyor olmalıydı.

Acemi Cadı - Toygar fanficHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin