terzinin çatıkatına çıkıp tuvalleri hazırladılar. bu sırada chifuyu gergin bir şekilde boğazını temizledi. baji işini bırakıp ona döndü. bir şey söylemek istediği çok belliydi. "söyle" dedi baji. chifuyu da ani bir şekilde ona döndü. "neyi?" dedi. "bir şey söylemek istiyor gibisin" küçüğün gözlerine odaklandı. "haa.." dedi chifuyu ve başını kaşıdı.
"yakın zamanda büyük bir kayıp mı yaşadınız?" dedi. sorabildiği için rahatlamıştı. "nereden anladın?" dedi baji. chifuyu baji'nin üstünde olan gözlerini yere indirdi. "aslında sizi uzun zamandır görüyordum ama gülüşünüz böyle değildi veya mimikleriniz.. nasıl desem? daha mutlu ve doğal gibiydiniz" baji kaşlarını çattı. chifuyu ise tepkisinden ürkmüştü. "ben seni hiç görmedim"
dedi. chifuyu ise açıkladı. "geçen karşılaştığımız sokakta görüyordum gerçekten orada çok vakit geçiriyor gibisiniz" baji sadece başını aşağı yukarı salladı. sessizlik hakim olmuştu.
"her zaman böyle içten mi gülersin?" dedi baji. chifuyu'nun kızarmış yüzüne bakmıyordu bile. "yani evet" dedi. baji cevap vermedi işlerine devam etti. "aslında baji-san gerçek gülüşünüz size daha çok yakışıyor"
baji aniden gelen cümleyle şaşırdı. gülüşünün ona yakıştığını söyleyen o gittikten beri yoktu. "gerçek gülüşüm derken?"
"yani sapık gibi görünebilir ama etrafımdaki insanlara dikkat ederim sizi de daha önce çok gördüğüm için az çok gerçekten mutluyken nasıl güldüğünüzü biliyorum" dedi. gerçekten sapık gibi görünüyordu ve bu baji'yi içten içe rahatsız etmişti. cevap vermedi, veremedi. chifuyu ise bu konuşmadan dolayı pişmanlık duyuyordu.
"nasıl bir şey çizeceksiniz?" dedi chifuyu işlerine başlarlarsa bunu unuturlardı. "ben rüyalarımda gördüğüm bir şeyi çizmek istiyorum açıkçası bu bir sergide sunulacak" bundan sonrasında chifuyu rüyasını detaylı bir şekilde tarif etmesini istedi ve beraber notlar aldılar. daha sonra chifuyu bir taslak çıkardı ve baji'yle taslağı detaylandırdılar. bu şekilde hem öğretmiş oluyordu. zaman hızla geçmişti.
"ben artık gideyim" dedi ve toparlanmaya başladı baji. chifuyu da ona yardım etti. "sizi bırakabilirim" baji her ne kadar reddetmiş olsa da chifuyu ısrarla arabasına bindirmişti. garip konuşma dışında güzel bir gündü.
hava saat geçtikçe bulutları toplamıştı. sessiz bir yolculuğun ortasında baji chifuyu'dan arabayı durdurmasını istedi chifuyu şaşırmıştı. "ben burada ineyim her şey için teşekkür ederim" baji tam inecekken chifuyu kolunu tuttu. "eve bıraksaydım" dedi. baji önce kendini tutan ele sonra chifuyu'ya baktı. "uğramam gereken bir yer var" dedi ve kolunu chifuyu'dan nazikçe kurtarıp arabadan indi.
chifuyu öylece arkasından bir süre baktıktan sonra eline baktı ve gülümsedi. arabasını çalıştırıp yola koyuldu.
baji ise ziyaretini aksatmadı. gri taşın önünde oturup sırtını taşa yasladı. "özledim" dedi. sonra devam ettirdi "çok özledim" hava karardığından mezarlık korkutucu olmaya başlamıştı. diğer günlere kıyasla çok daha az durmuştu. eşyalarını alıp son kez mezara baktı ve orayı terkedip evine yöneldi.
chifuyu baji'yi eskiden beri kesdigi icin yardim etmek istedi cunku begendi ve tanismak istedi🤙
anlamissinizdir zaten ama soyleyeyim dedim
bu arada baji'nin bu kadar odun olmasina takmayin cunku acisi var mlsf
ŞİMDİ OKUDUĞUN
draw for me, bajifuyu
Fanfictionbaji gülüşünü kaybetmişti. chifuyu ise onun gülüşünü geri getireceğine dair söz vermişti.
