Son zamanlarda sosyal medyada Hecate ile içeriklere olan ilginiz için çok teşekkür ederim. Keyifli okumalar🤍
Bölümü oyladıktan sonra yorumlarda buluşalım!
Martina McBride — Concrete Angel
Çaresizlik yalnız başınayken bir hastalık gibi olabilir. Öfke ise koca bir ateş. Eğer ikisi bir araya gelirse, çaresizlikten hastalanmış o bedene ait gözlerin ateşi görmesi için bile müddet bırakmadan küle çevirebilir. Aldığın nefes, soluk borunun sonunu görmeden içinde sıkışıp kalabilir.
Kendime çok kızgındım. Onu ihmal ederek bu çaresizliğe kendi kendimi itmiştim. Dakikalık yolu katederken aklımdan geçenler sadece bunlardı. Düşüncelerimde boğulmamaya çalışırken yaptığım tek mantıklı şey telefonumdan gönderdiğim mesajdı.
Büyük bahçeye girdiğimde Tahir'i gördüm. Gözlerimi onlarda daha fazla tutmadım çünkü görmüş olmam yeterliydi. Ana eve değil onlara verilmiş eve doğru ilerlerken arkama bile bakmadan yüksek sesle cümle kurmaya zahmet etmeden seslendim "İçeri."
Salonun ortasına geldiğimde arkamı döndüm. Tahir yanında bir kişiyle birlikte buradaydı. "Siva Hanım iyi misiniz, ne oldu?" diye sordu. Cevap vermek yerine sadece sesimi sakin tutmaya özen göstererek "Neden buradasınız Tahir?" diye sordum. Gözlerim sorgular bir şekilde ikisinde de dolaşıyordu.
Afalladıkları çok açıktı. Kuracağı cümleyi toparlamasını beklemeden ben devam etmiştim "Ben size izinlisiniz dediğim halde neden buradasınız?" Sesim hala sakindi. "Burayı boş bırakmak istemedim, içim rahat etmiyor Siva Hanım. Diğer iki adamı da ev için alışverişe gönderdim birkaç dakikaya burada olurlar."
Yanındaki adama dönüp "Bilgisayarım kaldığım odada onu getirin. Diğerleri de hemen burada olsun." dedim. Bunu söylerken mutfağa doğru ilerliyordum. Tahir'in arkamdan geldiğini de duyuyordum. "Siva Hanım bir sorun mu var, neler oluyor?" sorularını sıralamaya devam ediyordu. Bir kere daha sorularına cevap vermeyerek "Kapıya çık. Nilen ve James gelmek üzeredir. Onları buradan gönderdiğimde herkesi içeri topla." dedim.
Tahir çıkarken ben dolaptan kendime bir kadeh viski almıştım. Mutfakta Cem'in bıraktığını düşündüğüm bir hırkayı da üzerime geçirdim çünkü sadece bikinimin üzerine giydiğim bir pareo ile gelmiştim. O sırada tahmin ettiğim gibi bahçe kapısından giren Cem ve Nil bana sesleniyorlardı. Cevap vermediğimde etrafa bakınıp beni arıyorlardı. Beni gördüklerinde ilk konuşan Cem olmuştu. "Siva tekrar aradın mı? Birine haber verseydin. Hazırlanıp dönelim hemen." Her zamanki gibi sesi oldukça endişeliydi. Onun aksine şu an daha soğukkanlı davranan Nil "Buradan oraya gidene kadar ertesi gün olacak. Bunun hiçbir faydası olmaz." diye onu cevapladı.
Birkaç cümle daha sıralamışlardı ama bilmediğim soruların cevaplarını onlara da veremezdim. "Bize biraz müsaade eder misiniz? Haber alalım sonra dönüp dönmeyeceğimize karar veririz." dediğimde Cem "Buradayız işte arayıp öğrenelim Siva." demişti. Belli ki çok meraklanmıştı ama anlayabilmem için görüşme yapmalıydım. Başım kalabalık olmadan bir görüşme. Şu an sinirimi kimseden çıkarmak istemiyordum. Beni anlamış gibi "Hadi Cem üzerimizi değiştirip gelelim Siva da öğrenmiş olur." diyen Nil'e gözlerimle teşekkür etmiştim.
Onlar çıktığında söylediğim gibi Tahirler içeri girip az önceki yerlerine dönmüşlerdi. Bilgisayarım masanın üzerine bırakılmıştı. Mutfaktan doldurduğum bardağı alıp masaya ilerlemiştim. Oturmak yerine ayakta kalıp bilgisayara eğildiğimde, Tahir tam lafa giriyordu ki elimle durdurdum. "Herkes buradayken bir kere daha sorayım. Ben izin verdiğim halde neden buradasınız?" Hala çok sakin ve sadece onların duyabileceği bir ses tonuyla konuşuyordum. Belki de duymakta zorlanıyorlardı, bilmiyordum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HECATE
General Fiction"Kehribar." dedi. "Gözleriniz benim de dikkatimi çekti kehribar değil mi?" Başımı evet anlamında salladım. "Dünyada en nadir bulunan göz rengi kehribar olduğu için görmemiş olmanız normal." diye onu cevapladı. Bahsettiği gözlerimi ondan çekmeden m...