Dışarısından gördüğüm kadarıyla ışıkların açık olmadığı evin kapısını yavaşça açtığım gibi içeri girerek aynı sakinlikle kapatıp elimdeki çantayı ve Jeongguk'un bana attığı mesajlarla almam gereken buzdolabındaki eksikliklerle dolu market poşetini de girişin hemen yanındaki vestiyerin üzerine koyarak eve geldiğim için paçalarıma dolanan Yeontan'ın başını okşadığım gibi odamıza doğru ilerlemiştim.
Odamız...
Aslında Jeongguk ile birlikte yaşamıyorduk. Evlerimizi ortak olarak birleştirip yeni bir eve taşınmadık bazen kendimize de zaman ayırabilmek için lakin zaman farketmeksizin birbirimizde kaldığımız çok oluyordu ve her ikimizin evinde de birbirimize ait çok fazla eşyamız olduğu için artık tekil konuşmuyorduk sahip olduğumuz şeyler hakkında.
Jeongguk'un evi benim evimdi,onun odası bizim odamızdı ve benim evim,odam da dahil her şeyimde bir nevi Jeongguk'a da aitti artık.
Yedi aydır böyleydi her şey.
Tam yedi aydır biz birbirimize aittik tamamıyla. Aramızda saklanan sırlar,gizlice dönen arkamdan çevrilmiş dolaplar yoktu artık. Her şeyiyle benimdi ve her şeyimle onunlaydım.
Bir gece vakti aklınıza gelebilecek her şeyi güneşin bizi selamlamasına kadar konuştuk ha geri geldik kahkahalar ile geceyi tekrardan aydınlattık ha yeri geldi ağlayarak sımsıkı birbirimize sarılır halde bulduk kendimizi.
Çok hata döndü aramızda,çok yanlış yollara saptık sonu uçurum olan ama bir şekilde birbirimizi çekip kurtardık o derin çukurlardan. Olması gerektiği gibi.
Aslında her şeyi en başından dinlesem belki de bu kadar uzamazdı aramızda esen soğuk rüzgarlar lakin belki de olması gereken buydu belki de bu kadar geç kaldığımız için birbirimizin değerini anlar olmuş bizi bizden mahrum bırakacak tatlı telaşlar almıştı kalbimizi,gerçekten bu yüzden belki de korkusuzca dokunduğumuz tenlerimizin kıymetini bilir olmuştuk artık.
Kolay değildi fakat zor da değildi hele ki Jeongguk için hiçbir şey pekte zor değildi. O okula son yaşananlardan sonra dönmez diye düşündüğümde bile beni çok büyük yanıltmıştı.
Videoda geçen özel konuşmalardan tut o konferans salonunda her sesten çıkan fısıltılar belki de isminin önüne getirilen aptal sıfatı her şeyin sonu olduğu gibi sevgilimin de bu okulda artık öğrencilik hayatını bitirir sanmıştım ve yanılmıştım çünkü bilirsiniz ki Jeongguk hiçbir şeyden çekinmediği gibi korkmazdı.
Belki ben bazen salak gibi onun geri adım atacağını düşünsem bile o bırak geri adım atmayı aksine onların üstüne tüm gücünü,tüm mal varlığını hatta yetmezse eskiden beri gelen Jeon soyunun ismini konuşturarak onunla dalga geçen,onu ezmek için yarışa giren herkesi büyük bir bozguna uğratmıştı.
Jeongguk'u bulduğu bir deliğin içerisine girip ağlayarak kendini avutacağını düşünmeyin... Jeongguk asla öyle biri değildi ve olmayacaktı karşısında kim olursa olsun,bu kişi ben bile olsam bağırışlarıma bağırarak karşılık verecek yetmezse kendini ezdirmemek için daha da fazlasını yapacaktı.
Ve inanın ki bu huyu beni çok etkiliyordu.
Bu yedi ay içerisinde ne oldu diye soracak olursanız...Kısaca Jeongguk onu bitirmek için kurulan planların içerisinde adı geçen herkesin hayatını bir dönemde bitirmiş gibiydi.
Seulgi ile başlarsak aslında şu arşiv odasındaki kavgalarından bahsetmem gerekirdi. Evet ortada ikisinin ettiği bir kavga vardı lakin Seulgi'yi hastanelik edecek kadar büyük bir durum olmamıştı aralarında.
Kavga sebebi bendim öncelikle. Seulgi klasik olarak tekrardan benim üzerimden çirkin bir iftira atarak Jeongguk'u kandırmaya çalışarak bizi gerçek sandığı lakin sahte olan bu sevgililik adındaki birlikteliğimizi bozmak istemişti ve işte bilirsiniz ki benim Jeongguk'um akıllanmıştı Seulgi'ye karşı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
backstabber | taekook
Fanfiction'oğlum sen harbiden arkadan bıçaklayansın' tamamlandı.
