Genç Alp ve Bike dinlenmek için bir ırmağın kenarında durduklarında bebek saraydaki huzurlu uykusundan çok uzaktaydı. Ne yapsalar bu balayı nefes almak için bile susturamaz olmuşlardı.
"Dağ'a mı gitsek? Evren'in hatunu doğurmuş idi. Süt ister belki bala."
"Olmaz Dağ bikesi. Bakacakları ilk yer orası."
Bike duyduğunu ilk başta anlamamıştı. Kucağında sürekli bağıran bebek de yardımcı olmuyordu anlamasına.
"O ne demek? Gök Alp' i sen ne bilirsin?"
"Çolpan Bike, biz çıktığımız vakit gelen sesler saraya yapılan baskının sesiydi."
Genç Bike, kucağındaki yeğenini unutup kılıcını çektiği gibi ateş yakmaya çalışan adamın boğazına dayadı.
"Ne baskını? Dağ ile ne ilgisi var bunun?!"
Adam savacağını bilmenin rahatlığıyla yere çöktü. "Bala yer ayrılıp içine girmeyecekti ya Dağ Bikesi. Saldırıda öldüğünü söyleyecekler."
Çolpan Bike kılıcını mı bıraksa aklını mı bıraksa bilemedi. "Suç Dağ'a kalacak! Hayır, Tılsım buna izin vermezdi! Sizin planınızdı değil mi bu?!"
"Bizim planımızdı tabi, hatta Toygar Han'ın da."
Kadın iyiden iyiye kendinden geçmek üzereydi. İtilen kılıcını bırakıp adamın yanına çöktü. "Bu işin aslı nedir?"
"Siz taht odasındayken Han'ım ve Tılsım Hatun yapmış planı. Deniz obası'nı da baban söyledi. Yani oban için korkma Dağ Bikesi."
Bunu ne vakit düşündüler de benden gizlediler diye düşündü genç Bike. Karşı çıkacağını biliyordu bacısı, hala daha razı değildi başka topraklara götürmeye bebeği.
"Alpagu bunu nasıl kabul etti? Dağ' a bile götürmemize karşı çıktı."
"Dağ onun yurdudur. Bugün alıp yarın vermezseniz ne olacak?"
"Kendini kanımıza zarar vereceğiz yani? Bu mudur düşüncen?"
"Benim değildir hem daha susturamazsınız balayı, nasıl bakacaksınız?"
Bike bir an kırgın bakışlarını adamla bebek arasında gezdirdi. Genç Alp ne olduğunu anlayamadan yakmaya çalıştığı odunlara gelen tekmelerden zar zor kaçındı. "Çok bilirsen al da sen sustur! "
"Ne ederdin Dağ Bikesi, donalım mı istersin burda?!"
"Düşünmediniz mi bu berbat planı yaparken?" dedi genç Bike. Hala daha geri dönüp kendi evinde bakmak isterdi bu balaya. Üstelik içinde babasına ve bacısına karşı kırgındı.
"Senin bunu edeceğini düşünmediler herhalde. De aydı, örtüyü ser balaya hasta olacak." dedi genç alp. Ağlamaktan yorgun düşen bebeğe bakarak. Gözleri bir an uyutmak için sallanan kadına kaydı. Onun da kucağındakinden farkı yok ama tutardı ağlamamak için. "Daha ilk sözünü söylemeden dönecek evine meraklanmayasın. Hele ortalık bir durulsun Göğün avlusunda kandaşlarıyla oynar."
"Biraz daha aç kalırsa gün doğumunu bile göremeyecek." çıkar yol bulmak için bakındı Bike etrafa. Yeni doğmuş bebek ne et yerdi ekmek diye düşündü. Taşın üstüne çöküp ateşe doğru yanaştı bir yandan bebeği sallayıp bir yandan gözünün yaşını kurutmak istedi.
"Balamir Beg birazdan süt anneyle gelir." Bike bir kez daha kırgınlıkla baktı adama.
"Rus albıza da söylediniz mi bari?"
"Yok, Tılsım Bike istemedi." Bir süre ikisi de susup sadece kendi içlerine konuştular. Genç Alp ara sıra dalıp gittiği kadının ters bakışlarını yakalayınca önüne dönse bile geri bakmaktan alıkoyamadı kendini.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bozkırın Çocukları
Historische RomaneDestan'ın görmemize izin verilerinin ötesinde yaşanabilecek olaylar üzerine kurgulanmış, tarihi romanlar, şarkılar ve hikayelerden alıntı yapılmıştır.