Yola Düşüş

46 3 16
                                    

"Daha hızlı koş!" dedi Almıla, sürekli geriye dönüp pelerinini çektiği Batuga'ya bakarak. "Aydı!"

"Yapamam..." diyerek durdu oğlan. Kısa ömründe koşmadığı kadar koşmuş olmanın verdiği nefesszilikle. "Siz gidin."

"Olmaz, ya dersen bizi?" Burçe yanlarına ilerlerken yaklaşan at sesleriyle fısıldadı.

"Hem sen de kaçardın onlardan." dedi öfkeyle küçük kız. "Yoksa pusu mu kurdunuz?!" ihtimal karşısında iki kız öfke ve telaşla oğlana bir kez daha kılıç uzattılar.

"Hayır! Koşamam da elinizi de tutamam." diyerek pelerinini hafifçe kaldırdı oğlan. "O yüzden siz gidin, beni bulunca gelemezler peşinizden."  dedi Batuga, kafese girmeye karşı koyamamanın verdiği acıyı yaşayan kuşlar gibi.

"Ağaca tırmanalım, geliyorlar!" diyerek öne atıldı Burçe.

"Ben tırmanamam." dedi Batuga sağlam elinden çekiştiren kıza.

"Diğer elin iş görür mü?" diyerek sağlam parmakları sıktı Almıla, oğlan hızla kendini kurtarıp sessizce onayladı. "Tamam o zaman, sadece dediklerimizi yap."
İki kız ne yapacaklarını bilmenin çevikliğiyle gövdesi kısa ama dalları geniş ve uzun bir ağacın altına girdiler. "Dizime bas, Burçe yukarıdan seni çektiği vakit hızlı ol ve dala çık."

"Ama..."

"Korkma!"

Batuga yapılması emredilmiş emir gibi hızla kızın dizine bastığında düşeceğine inanıyordu, belki dedi düşersem beni bırakıp kendilerini kurtarırlar. Ama çoktan dala çıkıp oğlanın sağlam elini tutmuş olan diğeri çekti yukarı, başaracağına inanmayan Tegin'i.

"Sen?" diyerek sordu oğlan, aşağıda durup atlıları bekler gibi duran Almıla'ya.

"Yön şaşırtmazsak tavşan avlar gibi bulurlar bizi." diyerek pelerinini çıkardığı gibi onlardan uzak bir yola doğru koştu kız.

"Ya yakakanırsa?"

"Biz bunları çok yaptık korkma." dedi Burçe, kendi korkusunu gizleyerek.

"Eğer yak..." 

Burçe "Burdalar." diyerek kendisinin bile duymadığı şekilde fısıldadı çırpınan oğlanın kulağına.

Tepki vermeden sadece nefes almaya çalışan Tegin içinse bulundukları yer artık orman değildi. Gök'ün askerleri doğrultulmuş yaylarıyla sesleri dinlerlerdi ama oğlan o yayları ensesinde, kirişini boğazında hissediyordu.
Dudaklarını sıkıca kapatan el gevşediği vakit nefesi hızlanan kızın baktığı yere döndü.

Küçük Almıla, planladığı gibi birkaç askeri sahte işaretlerin peşine gönderse de geride kalmış iki eri son anda görüp eğilmişti yere. Üstelik çalıların çıkardığı ses dikkatleri de çekmişti.

Üç küçük bala düşündü. Onları korkularından kurtaracak bir yol bulmaya çalıştılar.

"Bur..." Burçe kendi yerlerini göstererek bacısını kurtarmaya, çalı arasında ayaklanmış beden de aynı düşünceyle kendini göstermeye karar vermişken erlerin dikkatini çekip ileriye gitmelerine sebep olan ses Batuga'nın tüm gücüyle fırlattığı tahta kılıçtan çıkmıştı.

"Sağ taraftan geldi!"

Koşarak sesin kaynağını arayan Alplerin arkasından sessizce ilerleyerek ağacın gövdesine tırmandı Almıla. "Üste." diyerek kendini attığı daldan uzattı elini. Bu defa Burçe bir eliyle ağacı bir eliyle oğlanın sağlam ayağını tutarak itti yukarı."Tuttum."

Bozkırın Çocukları Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin