Önceki bölüm
Ateş perdelerden birisine geldiği anda perde yanmaya başladı ve bir başka ateş parçası da halıya düşmüştü.
.
.
.
.
Papilio, bir anlığına durakladı ve sırıttı.-Alex, her yeri yak ve kaçalım buradan.
Alex, bunu duyunca o da sırıttı. Gözlerinde tuhaf bir parlaklık oluşmuştu. Papilio'nun planı fena değildi. Yine de aklında bazı soru işaretleri vardı.
-Beni tekrar bulamazlar mı?
Bir yandan da adamla savaşıyordu. Artık ateşini kontrol etmeyi bırakmıştı.
Adam, bir kısmından kaçamadı ve kıyafeti alev aldı. Anında üstündekini çıkartıp attı ve tekrar saldırmaya çalıştı.
Adamın göğsünde Hector ailesinin damgası vardı!
-Seni babam mı gönderdi?
-Kusura bakma velet. Sen ölmezsen benim ailem ölecek!
Alex, bu sefer ateşi bıraktı ve hiç düşünmeden rüzgarı kullandı. İçinde ki fırtınanın dönme hızı birazcık daha artmıştı.
Babası onu öldürmeye çalışmıştı!
Kızgınlık...
-Ölen ben değil de sen olacaksın!!
Alex'in elinde ki sert rüzgar adama çarptığı anda boğazına isabet etmiş ve anında delip geçmişti. Sonuçta en güçlü elementi oydu.
Adam, şaşkınlık içerisinde iki eliyle boğazını tuttu. Hançeri düşürmüştü. Kan, bir şelale misali akıyordu. Geriye düştü ve bir kaç kez titredikten sonra hareket etmeyi kesti.
-Onu...öldürdüm..
-Sonra depresyona girersin. Adamın bedenini yak ve hemen kaçalım.
Alex, kafasını hızla salladı ve kendisine geldi. Ateşi ile adamın bedenini yaktıktan sonra odayı da ateşe verdi.
-Öhö..Öhö...duman...
Alex, gözüne pencere çarptığında hızla açtı ve kendisini aşağı attı. Tam aşağıda ufak bir gölet vardı. Neyseki bu düşme hızını azaltmıştı. Yine de canı biraz yanmıştı.
Ne yapması gerektiğini iyi biliyordu. Sudan çıktığı anda koşmaya başladı. Gecenin bir yarısıydı ve çoğu kişi uykudaydı. Nöbetçiler de uyukluyordu. Kimsenin aklından Alex'in kaçabileceği gelmemişti.
-Nereye gideceğim?
-Ahıra git! Oradan bir at alabilirsin.
-Hayır. Bunu yapamam. Atlar eğitimli.
-Arka kapıya koş. Orada nöbetçi daha az olur.
Alex, yönünü değiştirdi ve tüm gücüyle koşmaya devam etti. Hızını arttırmak için içgüdüsel olarak rüzgarı kullanıyordu. Bu da en az at kadar hızlı koşmasını sağlamıştı.
Yine de büyük sarayda arka kapıya ulaşmak tam yarım saatini almıştı. Nefes nefese kalmış olsa da adranalin hala damarlarındaydı.
Önce durdu ve bir yere saklanıp nönetçilere baktı. Ön taraftaki nöbetçi sayısı arka kapıdan daha fazlaydı ki aslında bu mantıklı olandı.
Hangi kötü adam saraya girmek için ön kapıyı kullanırdı ki?!
-Şimdi ne yapacağız?
-Bilmem. Mantıklı bir şey yapılmış. Ben Panthera'ları salak sanıyordum.
-Bekle, şuradaki bir delik mi?
Dış duvarın küçük bir kısmında delik vardı. Sadece bir kedinin geçebileceği kadardı. Ayrıca nöbetçilerden de uzaktaydı. Neyse ki Alex, kolay kilo alabilen birisi değildi ve uzun-ince olduğundan oraya sığabilirdi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
RUH ÇEKİLMESİ (BL)
Historical FictionRuh çekilmesi Bazen insan o kadar üzülür ki ruhunun çekildiğini hisseder. Başı geriye ya da öne düşer ve bayılacak gibi olur. Fakat bu sadece kalp kırıklığı ve hüzündür.. Öldürmez ama çok acıtır. Haksızlığa uğradığında özür dileyen sen isen... İçten...