Önceki bölüm
Ses, küçük kızdan gelmişti. Korkuyla titriyor ve dehşet içerisinde Alex'e bakıyordu. Aynı anda da göz yaşları akmaya başladı.
.
.
.
.
Herkes bir küçük kıza bir de Alex'e bakıyordu. Kısa bir şaşkınlığın ardından genç adam sahte bir öksürükle konuştu.-Öhöm, siz küçük kardeşimin kusuruna bakmayın. Ben Solaris Veliaht prensi Joseph Faxon Solaris.
-Bu da ablam prenses Egesta Felina Solaris ve en küçük kız kardeşimiz Axoralina Milernois Solaris.
Solaris üçlüsü hafifçe eğildiler ve selamladılar. Küçük Axoralina ise hala ağlayarak ablasının eteğini çekiyordu.
Celestis, hiç bozuntuya vermeden kendisini ve çevresini tanıttı.
-Ben Panthera Veliaht Prensi Nigrum de Panthera, yanımda ki kardeşim Flavius ve Aperire. Son olarak da sevgili cariyem Alex Varius Hector.
-Bu da balo davetiyemiz.
Bu dünyada Solaris Soylu kesimin en az iki ismi olmak zorundaydı. Bu onurun göstergesiydi. Birisi anne ve birisi de baba tarafından koyulurdu.
Alex'in de iki ismi vardı. Fakat özellikle düşünülerek ve istenerek konulmamıştı. Zorunluluk olduğu için yapılmıştı.
Selamlaşma faslı bittikten sonra Joseph, misafirlerini sarayın içine davet etti. Burası ciddi anlamda büyüktü. Bahçeden ilerlemek biraz uzun sürmüştü. Bahçenin bir çok yerinde süslü heykeller vardı.
Alex, küçük kız yüzünden kendisini mutsuz hissediyordu. O kadar mı korkunçtu?! Ağlatacak kadar...
İyi de hiçbir şey yapmamıştı ki!
Papilio, Alex'in kulağına fısıldadı.
-Burada dikkatli ol. O küçük kızın mana gözleri var. Büyümün arkasında ki gerçek bedenini görmüş olmalı.
Alex'in gerçek bedeni yani yaraları Papilio tarafından saklanıyordu. Panthera da sorun olmamıştı. Çünkü büyü miktarı azdı ve kimse de mana gözleri yoktu.
Fakat burası büyünün kalbi solaris idi. Dük Hector ya da kraliyet ailesinde ki bazı yetenekli kişiler mana gözlerine sahipti.
Normalde Mana gözleri iki şekilde var olurdu. Ya doğuştan ya da özel bir eğitim ve çaba sayesinde...bu da cidden uzun bir süreçti. Küçük kızda ki doğuştan olmalıydı.
Alex, ona açıklama yapan Papilio'ya ters bir bakış attı. Buraya gelmeden önce söyleseydi iyi olurdu. O zaman kesinlikle ve kesinlikle gelmemek için her şeyi yapardı.
Artık dökülen süt için ağlamanın bir anlamı yoktu. İş, işten çoktan geçmişti.
Sarayın içi, dışardan bile daha görkemliydi. Mavi, beyaz ve altın yoğunluktaydı. Gözü almaz ama hayran bıraktırırdı.
Uzun bir yolculuğun ardından bir de sarayın içinde kısa bir tur attırılmıştı. Nihayet 2 saat sonra odalarına çekilme fırsatı sunulmuştu.
Alex'in morali hala bozuktu. Buraya hiç gelmemeliydi. Balo da herkes ona bakacak ve vücudu yüzünden iğrenecek, canavar denilecekti.
Daha da kötüsü ailesi Hector düklüğü de davetliydi!
-Papilio, baloya katılmak istemiyorum. Üzerimde ki büyüyü de güçlendirebilir misin? Kimse benim o halimi görmesin.
Papilio, başını iki yana salladı ve üzgün bir suratla reddetti.
-Çok üzgünüm Alex ama gücün yeterince uyanmadı. Elimden gelen sadece bu kadar.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
RUH ÇEKİLMESİ (BL)
Fiksi SejarahRuh çekilmesi Bazen insan o kadar üzülür ki ruhunun çekildiğini hisseder. Başı geriye ya da öne düşer ve bayılacak gibi olur. Fakat bu sadece kalp kırıklığı ve hüzündür.. Öldürmez ama çok acıtır. Haksızlığa uğradığında özür dileyen sen isen... İçten...