Önceki bölümü okumayı unutmayınn
---
Evet nerde kalmıştık. He;ne diyordu bu aptallar? Ne gerizekalısı?!
"Bana bakın iğrenç herifler! Siz kendinizi be sanıyorsunuz ha? Gerizekalı ha?! Ben senin o laflarını bir yerine monte-" bir dakika sakın olmalısın Suzy.Şu köşedeki kızlar her an müdüre şikayette bulunacak gibi duruyordu. Aksi taktirde başımı yakabilirdim."Yani demek istediğim siz bana bulaşmayın ben de size. Anladığınızı umuyorum.!" diyerek aralarından ayrıldım. Neyin afrasıydı bu? Ne yapmıştım ben? Tamam kendimi tanıtırken biraz ileri gitmiştim ama olsundu. Ayaklarını denk alsınlardı. Aksi taktirde kafalarını kırardım. Bir diğer ders yine aynı şey oldu. Hepsi tam anlamıyla" mal" gibi bana bakıyordu. Hayır, neden? İlk günden bu kadar dikkat çekeceğimi bilsem gelmezdim. Şu yanımda oturan sarışın tıpkı öküzün trene baktığı gibi gözlerini benden ayırmıyordu.Acaba beni rahatsız ederek beni okuldan falan mı soğutmaya çalışıyorlardı? Evet evet, kesin öyleydi. Başka açıklaması yoktu. Neyse zil çaldı ve dağıldık. Eve gelince kimsenin olmadığını farketmem zor olmadı. Bir de , bir not? Ahh tanrım teyzem ne yaşıyodu. Adam gibi mesaj atsaydı ya. Ne notuydu bu şimdi. Notta aynen şöyle yazıyordu;
'Sevgili yeğenim. Bizi çok sevdiğini biliyoruz ama ne yazık ki taşınmak zorundayız. Bu evi de sana hediyem olarak veriyorum. Güle güle kullan ve biz gittik diye sakın üzülme. Evinde her şey var. Ailen zaten sana belli bir miktar para gönderiyor. Yetmezse beni arayabilirsin. Bu arada elektrik faturası su faturası gibi şeyleri ben zaten ödeyeceğim. Bilgin olsun. Sevgili teyzen...'
Ahhh tanrım. Rüya falan görmüyorumdur değil mi? Ne yani bu aptal karı evini bana mı vermişti? Zengindi biliyordum ama bu kadar olduğunu bilmiyordum. Hala inanamıyordum. G. Kore'de yaşayacaktım ve tek başıma öyle mi? Evet evet yanlış duymadınız. Artık... ÖZGÜRÜM!!Ve ilk işim yemek yemek oldu. Buna hâlâ inanamıyordum. Ben ve evim-artık 'benim' evim-başbaşaydık. Bundan daha iyi ne olabilirdi Tanrı aşkına? Sabaha kadar film izleyebilecektim. Ve en önemlisi istediğimi yiyebilecek ve istediğimi yapabilecektim.Her neyse akşam oldu. Pizza sipariş ettim. Tek başıma koca yemeği yedim. Ve dizi izlerken uyuyakalmıştım. Sabah ise dersin başlamasına yarım saat kala uyanmıştım. Kahretsin hemen üstüme birşeyler geçirip çıkmam lazımdı. Makyaj yapmıyordum zaten. Makyaj malzemem bile yoktu. Yapanları da aklım almıyordu. Ne yaşıyorlardı ki, sabahın köründe kalkıp bir de makyaj yapacak kadar? Neyse evden çıktım. Hızla sokakta ilerliyordum ki bilin bakalım ne oldu? Telefonumu unutmuştum. Kahretsin neydi bendeki bu unutkanlık? Hemen geri döndüm ve lanet olası telefonu alıp tekrar çıktım. Bu sefer koşuyordum çünkü ders başlamıştı. Neyse dersin başlamasından bi beş dk sonra okuldaydım. Hemen asansöre bindim ki tahmin edin kimle aynı asansördeydik? Tabii ki o iğrenç herif lerle. Bi an çıkmak istedim ancak kabı çoktan kapanmıştı. Ağğhh hadi ama neden bütün tatsızlıklar beni buluyordu? Hepsinin gözü tabii üzerimdeydi.Nihayet asansör durdu. Bekledim. Bekledim. Ve tekrar bekledim.Lanet olası kapıya ne olmuştu da açılmıyordu? Onlar da şaşırmış gibiydi. Birisi "Kahretsin ne oldu bu lanet olası kapıya da açılmıyor?!"
Tahmin ettiğiniz gibi. Resmen aklımı okumuştu."Hem de bu kicibeyle aynı yerdeyken!"
Ne?! Kicibe mi demişti o budala? Hem de bana mı? Hadi ama Suzy sakin ol. Ne vardı kicibe dediyse. Ama hayır benden günah gitmişti."Sen bana baksana odun kafalı!"
Hepsi mal gibi suratıma bakıyordu. Ne yani susacağımı falan mı düşünmüşlerdi?"Ne var?!"
"Sen kime kicibe diyorsun ha?!" "Sana demiyorum aptal!"
Ne sana demiyorum mu? Burda benden başka kim vardı ki? Evet kafamı sola çevirince bir çocuğun daha olduğunu gördüm. Ahh ne kadar aptaldım."Iı, şey pardon seni görmemişim,pardon."dedim.
Hepsi göz devirmekle yetindi. Ama cidden. Neydi bu? Resmen asansörde tıkılı kalmıştık. Hemde ilk günden tartıştığım gerizekalılarla. Neyse şuralarda bir telefonun olması lazımdı.Aksi taktirde bu gerizekalılarla aynı ortamda bulunmayı hiç istemiyordum...
Aradan kaç saat geçti hatırlamıyorum. Ama tahminlerine göre 1 saati aşkın bu budalaların yanında kapana kısılmıştın. He bir de şu çocuk. Resmen ona kicibe demişlerdi ve bu umrunda bile değil gibiydi. Sanki onlardan korkuyor gibiydi. Ki gözlemlerime göre bütün bir sınıf onlardan çekiniyordu. Ne vardı ki bunlarda? Neyse beklemeye devam ediyorduk ki bacaklarımın buna hiç dayanacağını sanmıyordum. Hepsi yere yayılmıştı. Sarı saçlı olan-yanına oturduğum-"Artık bir otursan mı seni yemeyiz." dedi.
Hiç itiraz etmeden yere çöktüm. Hiç uğraşamazdım. Zaten bacaklarım ağrımıştı. Hepsi yine bön bön bakıyorlardı. Cidden herkese böyle bakıyorlar mıydı? Dayanamayıp "Ya derdiniz ne sizin? Ne bakıp duruyorsunuz dünden beri?"
"Dikkatimizi çekmedin değil."
Șașkınca ona baktım.
"Diyorum ki yeni geldin ve kendine fazla güveniyor gibisin." dedi. Diğerleri de onaylayarak dikkatlerini yeniden bana çevirdi. "Ya neyden bahsettiğinizi bilmiyorum. İlk günden daha sizi tanımadan malc- yani kabaca davrandınız. Ne yapmamı bekliyorsunuz. Benim yapmak istediğim ırkçılığa uğramamak. Tek istediğim bu. Size bişey yapmadım."
Sarışın olan birden ayağa kalktı. Beni de kolumdan tuttu ve" Sana zaten ırkçılık yaptığımız yok. Bizim tek istediğimiz senden intikam alabilmek."
Ne? Ne diyordu bu ahmak? Ne intikamı?
" Neyden bahsediyorsun?"
" Salak ayağına yatma!" dedi ve devam etti
"Sen babamızı nasıl batırdıysan biz de seni batıracağız!" Efendim? Bu salak ne diyordu tanrıaşkına. Babasını batırmak mı?
" Kimden bahsettiğini bilmiyorum. Ve lütfen kolumu bırakır mısın?" "Sen hakkında tacizci iddiası çıkardığın adam kim biliyor musun? O adam bizim babamız ve sen onu batırdın. Senin yüzünden annem öldü. Bunu bil ve öyle davran!" Annem öldü. Annem öldü. Senin yüzünden annem öldü..."
Gözlerim kocaman açılmıștı. Nasıl yani?..
"A-Annen mi öldü?"
"Yaa ne sanıyorsun?! Tacizci iddiası çıkınca babamın dediğine göre annem kalp krizi geçirmiş ve ölmüş. Biz bunun okulımuza yeni gelen kızla ilgisi olduğunu öğrenince bil bakalım be yaparız? Bittin kızım sen. Kardeşlerim ve ben bundan sonra hayatını mahvetmek için varız.!!!"
Tanrım...Kulaklarıma inanamıyordum. Gerçekten annelerinin ölümüne sebep olmuştum ve bu sekizli benim hayatımı mahvedecekti.Ama şuan tek istediğim şu lanet asansörden çıkmaktı. Bir mucize, ufak bir mucize olsun da çıkayım şurdan. Ve işte. Şansım ilk defa yaver gitmişti.Neyseki temizlikçi farketmiş ve müdüre haber vermişti.Tanrım. Evt hemen hızlı adımlarla oradan uzaklaştım çünkü sınıfa onlarla birlikte girmeyecektim. Açıkcası sınıfa girmeyecektim. Eve doğru koşar adım ilerledim. Şu lanet olası yerde bir taksi bile olmazmıydı? Nefes nefese eve geldim. O da ne? Anahtarım nerdeydi? Asansörde düşürmüş olmamak için dua ettim. Çantamı bırakıp geldiğim yerleri aramaya başladım. Kahretsin yoktu. Ve ne yazık ki okula doğru ilerledim. Anahtarım onların eline geçerse hiç iyi olmazdı. Büyük ihtimal evimi bulur ve beni gebertirlerdi. Ve ben bu ihtimali göze alacak kadar kendime güvenmiyordum. Hadi belki 2 3'üyle başa çıksam diğerleri beni tutar öbürleri döverdi. Ama bir dakika. Be ara kendime bu kadar güvenmez olmuştum?Gerçekten sekiz salaktan mı korkacaktım? Hiç de bile. Gerçek ben bu değildim. Evet evet. Düşünme fırsatım olmamıştı ama gerçekten annelerinin ölümüne ben mi sebep olmuştum aklım almıyordu. Ve... Bizim müdür evli miydi ki? Neyse bunları evde uzun uzadıya düşünecektim fakat şuan hiç zamanım yoktu. Direkt okula girdim. -Neyse ki herkes dersteydi-. Ve o lanet asansöre bindim. Zemin kata gidiyordum. Neden zemin kata? Neyse. Elin denk gelmişti ben de basmıştım. Şuan bir önemş yoktu. Hemen etrafa bakmaya başladım. Ah, kahretsin. Yoktu. Zemin kata gelince asansörün kapısı açıldı. Ben de biraz düşünmek üzere orda biraz oturacaktım. Zaten -duyduklarıma göre- oraya kimse zorunlı olmadığı sürece girmezmiş. Ve ben bögle dalmış yürürken bir seş duydum. Bir çığlık... Koridorun sonundaki odadan geliyordu. Ve ben başıma geleceklerden habersiz kaderime doğru yürüyordum...
Devamı diğer bölümde...
