"unutacağını bildiğim için ben getirdim." diyerek sumi'nin elinden tuttu ve yanına çekti. elleri kızın omuzlarını kaplarken kendiyle gurur duyar gibi bir ifade takınmıştı kendine.
gülümsedi ve şemsiyesini açtı, "gidelim, sumi." yanakları kızarırken sumi'nin yüzüne zorla baktı sunwoo. sevgili olsalar da sumi onun kalbini çarptırmaya sonsuza kadar devam edecekmiş gibi hissediyordu.
"madem unutacağımı biliyordun, iki tane şemsiye getirebilirdinㅡ" sunwoo kaşlarını çattı, "seninle gidemezsem bir anlamı kalmaz." kızın kahküllerini düzeltti ve elini başının üstüne yerleştirdi. "en iyi erkek arkadaş olmak için elimden geleni yapacağım."
ikisi birden gülümsedi ve el ele tutuşarak okuldan ayrıldılar, bütün yol boyunca şemsiyeye düşen yağmur tanelerinin sesi dışında bir ses çıkmadı. ikisi de konuşmuyor sadece anın tadını çıkarıyorlardı.
sumi tek bir şemsiye olduğu için sunwoo'nun omzuna düşen yağmur damlalarını fark etti ve şemsiyeyi biraz sağa doğru kaydırdı, sunwoo ise tam tersini yaparak sumi'nin ıslanmasını istemedi ve sola kaydırdı şemsiyesini.
sumi yaptığı hareket yüzünden mutlu olmuş ve kızarmıştı, "ıslanıyorsun." diyebilmişti. karnının içinde acı verici his yüzünden sanki ateşi çıkmış gibi kızarıyordu. "hastalanırsan kim bakacak sana?"
sunwoo gülümseyerek sumi'ye işaret etti ve yüzlerini birbirlerine yaklaştırdı. çok fazla utanıyordu ama bu sefer yapması gerektiğini düşünmüştü. şemsiyeyi kızın eline tutuşturdu ve dudağına küçük bir öpücük bıraktı.
delirmiş gibi hissediyordu, kalbi hızlı atıyordu. öper öpmez şemsiyenin altından çıkmış ve sumi'den uzaklaşmıştı. "hasta olacaksın." demişti sumi, bu sırada onun yanakları da al al olmuş ne yapacağını şaşırmıştı.
"sorun değil. seninle tekrar aynı şemsiyenin altına girersem kendimi tutamam." dediğinde kız donup kalmıştı. kendini tutamamaktan kastı neydi bilmiyordu ama hasta olmasını hiç istemiyordu. şemsiyeyi oğlanın da üstünü kapatacak şekilde uzattı ve elinden tuttu. "hemen ıslandın işte." diye söylenmişti.
evlerinin önüne kadar resmen sevgilisini sürükleyerek getirmişti, evin içine sokmuş ve üşütmesini istememişti.
"babam evde değil." dediğinde istemeden tekrar kızarmıştı, daha önce hiç bu kadar utangaç olduğunu bilmiyordu. sunwoo ile birlikte olduğundan beri böyle oluyordu yanakları. "öyle mi?"
sunwoo'nun üstüne giymesi için babasının geniş kıyafetlerinden getirmiş ve saçlarının üstüne havlu bırakmıştı. "istersen yıkanabilirsin de ya da sadece saçını kurutabilirsin. saç kurutma makinesi banyodaㅡ"
arkasından sarılan sunwoo'nun nefesi içini titretmiş ve sözlerini yarıda bıraktırmıştı. "hey." seslense de daha da sıkıca sarılmaya devam ediyordu ve kıkırdıyordu.
"kim sunwoo, hasta olacaksın." arkasını döndü ve havluyu eline aldı, "bugün hasta olacağımı söyleyip duruyorsun."
"çünkü ıslandın."
boyu zar zor yetişse de saçlarını kurulamaya çalışıyordu, sunwoo ise uzanamamasını tatlı bulduğu için eğilme zahmetine bile girmiyordu. "insan biraz centilmen olur da bacaklarını açar, boyum yetmiyor."
kızın havluyu tutan ellerini tutmuş ve gözlerini üzerine dikmişti, "evde misin sumi?" diyen sesin geldiği yöne baktı ve sumi çıkardığı kıyafetleri sunwoo'nun eline tutuşturup giyinmesini söyledi.
her ne kadar babasıyla çok iyi anlaşsa da bazen utangaçlığı tutuyordu ve bunu asla engelleyemiyordu. "evdeyim, sunwoo da burada."
babası koridordan yürüyüp kızının yüzünü görmüş ve mutlu olmuştu, "nerede hani?"
"üstünü değiştiriyor, ıslandı biraz." dediğinde babası kıyafetleri olup olmadığını sormuştu, sumi ise ödünç verdiğini söylemişti. "annem bugün mü geliyor?" diye sormuştu heveslenerek ama babası saçlarını karıştırdı. "işi bir hafta daha uzamış."
bir şey demeden odasına girmiş ve üzerini değiştirmişti, sunwoo ise kızın odasına bir anda dalmış ve giyinen kıza şahit olmuştu. sumi bir şey demeden giyinmeye devam etmişti, "kapıyı tıklamalıydın."
"g-giyinmediğini düşündüm, niye bilmiyorum." dediğinde kız sessizce gülümsemişti, "sorun değil. sarılalım mı?"
sunwoo kızın sorduğu soruyla yanına doğru hızlıca ilerlemişti, ellerini kızın etrafında sardığında çok mutlu hissetmişti. sunwoo, üzerine yeni giydiği kıyafetin tertemiz kokusu kaplamış sumi'ye sarılmaktan vazgeçmek istemiyordu ve kolları sevgilisine sarılırken sessizce mırıldandı.
"mevsimler değiştiğinde de yanımda kalacak mısın?"
"her zaman."
