36 : as long as i'm here (final)

109 14 15
                                        

"lanet olsun," yere eğilmiş fayansın üzerindeki çizgileri teker teker sayan sunwoo'yu gören eric istemsizce gülümsemiş ve alaycı bakışlarını üzerine yerleştirmişti. "sumi çok güzel."

yıl sonu balosu çoktan gelmiş, herkes kendi partnerini bulmuştu bile. ama sorun şu ki herkes anı defteri yapıyordu ve sevdikleri kişilerden o anı defterine bir not bırakmasını istiyordu. gel gör ki sunwoo'nun, peşine takılan kızları kovmaması üzerine sumi darılıp köşelere doğru gitmişti ama bu sefer de sunwoo'nun peşindeki kızlar bitmiş, sumi'nin peşine erkekler takılmıştı.

sumi ise hepsine iyi dileklerini yazmak için bir masaya oturmuş sanki fan imza günüymüş gibi yazıp yazıp oğlanları yolluyordu. sunwoo sinirden dört köşe olsa da bir şey demeye hak bulamamış ve en sonunda olduğu yere çöküp yerdeki fayansları izlemeye başlamıştı.

"sevgilin meşgul gibi."

"benimle uğraşma eric." sinirle baktığında eric onu ciddiye alamıyordu ama çok üstelemedi ve yanından geçip gitti. yalnız kalmış olan sunwoo'yu iyice yalnız bırakmıştı.

birkaç saniye sevgilisiyle göz göze gelmiş ve diğer oğlanlara gülümseyişini görmüştü. "delirtiyorsun beni no sumi." diye mırıldanırken kendini berbat hissediyordu.

gözlerini kapayarak duvara yaslandı ve çöktüğü yerde bacaklarına sarıldı, kendini bu kadar insanın içinde küçücük hissediyordu. "ne bu? depresyonda mısın?"

sevdiği kızın sesini duyar duymaz yerinden kalkmış ve üzerindeki elbiseyi netçe incelemişti. "depresyona sokan sensin. gerçekten o tilkilerin hepsine gülümsediğine inanamıyorum, hepsi sana aşık sumi, biliyor muydun bunu?"

"biliyordum, o yüzden bir şeyler yazdım. şimdiye kadar konuşamadığın, ulaşamadığın ve tek taraflı aşık olduğun kişiden bir mesaj almak bile ne kadar iyi bir şeydir, umarım beni sevdiklerine asla pişman olmazlar." sunwoo sumi'ye ağzı açık bir şekilde bakarken ne demek istediğini anlamak istiyordu. "diyorum ki, onları hayal kırıklığına uğratmak istemedim. beni sevmişler ve kötü yanlarımı bulmalarını istemem."

"kıskançlıktan öldüğümde cesedimi yıkar mısın?" dediğinde sumi kıskanma konusunda ciddi olduğunu yeni anlamış ve gülmüştü. "sınıf arkadaşlarıma not da mı yazmamayayım? ayrıca etrafın kızlarla çevriliydi."

"ben kızlarınkine bir şey yazmadım amaㅡ" dediğinde sumi sunwoo'nun elindeki defteri alıp kaleminin kapağını ağzıyla çıkardığında sunwoo ona hayranlıkla bakıyordu.

"diğer oğlanlara sadece baloda bolca eğlenin yazdığımı biliyor musun?" diyerek upuzunca yazdığı notun sonunu getiremiyor ve sunwoo'nun bakmasına izin vermiyordu. "sen de benimkine yaz."

sunwoo dikkatlice alıp sevgilisinin defterini uzun sözlerle doldururken ikisi de birbirine bakıp gülümsüyordu.

güzel sözlerle dolan defterlerinin yanı sıra güzel hislerle dolan kalpleri de vardı bu iki gencin. birbirlerinden o kadar hoşlanıyorlardı ki ikisi de kendilerini anlatacak cümleleri seçemiyordu.

elleri birbirine hafifçe değdi ve defterlerini değiştiler.

sumi sevgilisinin ona olan duygularını yazdığını görünce istemsizce gözleri dolmuştu, kendini o kadar mutlu hissediyordu ki sanki bir anlığına çocukluğuna dönmüş başka hiçbir şeyi umursamayan biri olup çıkıvermişti.

eliyle sunwoo'nun kolunu tutarken sessizce gülümsedi, "eğer sen yanımda olursan sanırım hep mutlu olacağım."

"ben burada olduğum sürece seni kimse incitemeyecek, hep mutlu olacaksın." dediğinde kıza sertçe sarıldı ve arkasındaki saçlarını nazikçe okşadı, birlikte olmaları kendini daha mutlu hissettiriyordu, sanki önceki hayatı hiç var olmamış gibi.

sumi'nin gözlerinden akan yaşları eliyle yavaşça sildi ve öpücükler kondurarak onu mutlu hissettirmeye çalıştı, ki sumi zaten mutluluktan ağlıyordu.

"seni seviyorum, sumi."

ikisinin de yanakları kıpkırmızı olurken birbirlerinin gözlerinin içlerine bakıyorlardı. ne kadar güzel bir şeydi, sevmek ve sevilmek.

_____
bir tane daha special bolumum (instagram postu gibi) var yakinda atacagim bekleyin lutfen😞😞😞

sunwoo | vlog !Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin