29 : boş olan resim atölyesi

121 14 5
                                        

"hey hey hey." diyerek kamerayla içeri giren sevgilisine baktı sumi, tekrar normale dönüp vlog çekmeye başlaması onu mutlu etmişti çünkü şimdiye kadar onun eski sevgilisinin davranışları yüzünden üzgün olabileceğini aklından çıkaramamıştı.

elini sunwoo'nun saçlarında gezdirdi ve hafifçe okşadı, beklediğinden çok daha yumuşak olan saçlarına dokunmak kalbini rahatlatmıştı. bu sırada sunwoo ise donup kalmıştı, sumi'nin yaptığı her hareket onun üstünde büyük etki yaratıyordu.

kızın boyu zor yetse de saçlarıyla oynamayı çok eğlenceli bulduğundan sunwoo'ya eğilmesini söylemişti. sunwoo sıraya oturup kafasını kendi tarafına yaslamış ve sumi'nin oynamasına izin vermişti. "kedi gibisin." dediğinde istemsizce gülümsemişti oğlan.

saçlarıyla oynayan sol elini tuttu ve kendininkilerle birleştirdi, sumi'nin yanaklarının kızarışını görmek sunwoo'yu çok mutlu ediyordu. sadece onu daha fazla güldürmek ve al al yanaklarını öpmek istiyordu.

sıranın altından tutuştukları elini sıktı ve sumi'nin dikkatini üzerine çekti, kendisi de şimdiye kadar hep utangaç olmuştu ama sadece sumi'ye karşı. "efendim?" dediğinde bir şey olmadığını söylese de ilgi istediğini çok belli ediyordu.

"çifte yumurcaklarımız burdaymış!" diye içeri giren kevin ile ikisi de ne yapacağını şaşırmıştı ama sunwoo yine de kızın elini sımsıkı tutuyordu. "çifte kumru demek istedin herhalde salak."

jaerin sumi'nin önündeki sırasına yerleşirken kahkahasını tutamamıştı, "sumi'yi aşık bir şekilde görmek dünyanın en komik şeyi."

"sunwoo'nun onu sevdiğini anlamayacak kadar salak olduğu günleri hatırladım, korkunç." diyen saphire de dalgasını geçmiş ve hemen changmin'inin yanına koşmuştu.

böyle durumlarda ne yapacaklarını ikisi de bilemedikleri için kafalarını sıralarına yaslamış ve yüzlerini kapatmışlardı. sunwoo sumi'nin elini tutmayı bırakmıyor, üzerini hafifçe baş parmağıyla okşuyordu.

şimdiye kadar en büyük isteği buydu ve sonunda gerçekleşmişti, mümkün olsaydı onu bir dakika bile yalnız bırakmazdı.

"dersini dinle." sumi sessizce sunwoo'ya doğru mırıldanmış ve sol eli sunwoo'nun elini tutsa da sağlak olduğundan notlarını almaya çalışıyordu. sunwoo ise öğretmenin derse girdiğinden bile habersiz yatmaya devam ediyordu. bütün ders boyunca sevgilisini izlemiş ve kendine hakim olmak için her şeyi yapmıştı.

eric'in dediği gibi şimdiye kadar kendini tutması bile şok ediciydi ona göre de. beş, altı kez daha sevgilisi olmuştu ama hepsinde karşı taraf itiraf etmiş ve sonunda onlar terk etmişti. her ne kadar kendinin tecrübeli olduğunu iddia etse de ciddi olmayı düşündüğü tek kişi sumi olduğu için ne yapacağını asla bilemiyordu.

zil çalınca, not almada zorlanan kızın elini bıraktı ve rahatça not almasına izin verdi, sonra da sarı post-it'e yazdığı şeyi sumi'nin biyoloji kitabının üstüne yapıştırdı.

"boş olan resim atölyesinde buluşsak ?"

sumi bir şey demedi ve sınıftan çıkan oğlanı izledi, hemen yanına gelen changmin'i ise bir şekilde kovmuştu. "hey, o not ne canım?" dediğinde kağıdı kırıştırıp cebine atmıştı.

"hiçbir şey."

koşarak sınıftan çıktı ve sunwoo'nun onu beklediği yere doğru ilerledi. neden çağırdığından emin değildi ama o da onunla yalnız vakit geçirmek istiyordu. "gelmişsin." diyen sunwoo'nun dolaba yaslanan bedenini inceledi. biraz önce arkadaşlarının yanında gösterdiği utangaçlık bir anda yok olmuştu.

"neden çağırdın ki?"

"seninle yalnız olmak istedim," diyerek kapıyı kapatıp kızı kendine doğru çekmişti. sumi'yi öğretmen masasına yaslarken ellerini masaya koyarak kızı kollarının arasında bıraktı. "kim sunwoo. ders başlar birazdan biliyorsun, değil mi?"

"öğle arası mı gelmeliydik? işimiz uzar mı?" dediğinde sumi gözlerini sonuna kadar açtı. "işimiz?"

sunwoo bir anlık düşündüğü şeyden vazgeçip gülümsedi, "birlikte olma işimiz. benimle 10 dakika değil de 1 saat boyunca birlikte olmak istiyorsan öğle arasında geliriz ama basılma ihtimalimiz çok olur. biliyorsun bütün çiftler burayı çok sever."

"birlikte olma?" diye üstüne vurguladığında sunwoo kızın ciddi görünüşünü bozmak için her şeyi yapabilirdi, bir anlık kendini kaybedip onu buraya çağırmasını kendine yakıştıramamıştı.

öğle arası, burası sevgili kaynardı ve boş olan resim atölyesine gel demek benimle ayıplı şeyler yap demekle aynı anlama geliyordu resmen. garip bir şekilde okulun uzun zamandır böyle bir anlayışı vardı, biri çıkma teklifi edecek olsa burada eder, öpüşecek olsa burada öpüşürdü.

"özür dilerim, sadece seni buraya çağırırsam ne tepki verirsin diye ölçüyordum." diyerek kızın boynuna düşen saç parçalarını geriye doğru ittirdi.

"burayı uygunsuz buluyorum." dedi kız sessizce, "eğer benimle bir şey yapmak istiyorsan burada olmamalı, ne de olsa burası özel bir yer değil. okul sadece öğrencinin ders çalışması için gereken bir yer, buranın varlığı bile gereksiz yere içime korku düşürüyor." diyen kıza gülümsedi, etkileneceğini düşünememiş olması onun kendi hakkında daha tam olarak iyi bir erkek arkadaş olmadığı düşündürttü.

"özür dilerim." diyerek kıza sıkıca sarıldığında üzgün hissediyordu. sumi de ona sarıldığında sırtına değen ellerini sıktı ve yüzünü oğlanın göğsüne yasladığında gözlerini kapatmıştı.

sunwoo derin bir nefes aldı ve yutkundu, bir şeyler yapmalarına gerek yoktu, sadece dursa bile sumi onu etkisiz hale getirebilirdi.

sunwoo | vlog !Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin