----
O kadar hızlı konuşmuştum ki söylediklerimi ben bile anlamamıştım. Konuşurken havada sözlerime göre hareket eden ellerimle devam ettim tuz tadı ağzımdan içeri girerken. "Anlıyor musun beni? Seni özledim Buluç. Ben...seni...gerçekt--" sözlerimin devamı gelmemişti. Tanıdık soğuk dudaklar dudaklarımı örttüğünde kalbimdeki bütün acılar dinmişti.
Dudaklarının vermiş olduğu tatla havada uçuyormuş gibiydim. Buluç'un sıcak elleri benim havada kalmış iki elimi de tutup indirdi nazikçe. Birbirine kenetlenen ellerimizin verdiği cesaretle bende karşılık vermiştim bu kez Buluç'a acemice. Öpüşü diğerlerinden çok daha farklıydı. Acı dolu.. sevgi dolu.. özlem dolu.. ve başka bir şey daha...
Ve hayır! Buluç'un beni öpmeden önce söyleyeceğim söz 'seni gerçekten özledim' değildi. Daha farklı bir şeydi söyleyeceğim o söz. Ama Buluç'un öpüşünden fırsat kalmamıştı. Ve Buluç'un sanki günlerdir bunu beklemiş dudaklarına karşılık vermeye devam ettim. 'Seni gerçekten seviyorum.'
----
"Dudakların..." diye konuştu Buluç. İşte yanaklarımın pespembe olduğunu şu an gerçekten hissediyorum. Alnını alnıma yaslamış, nefesini yüzüme üflemeye devam ediyordu. Buz gibi nefesi tüm vücudumu hareketlendirmişti. "Dudakların, çok... acemi."
Beni ne sanıyordu? Her gün başka bir erkeği öpmüyordum ya. Tatlı bir sinire boyanmış sesimle konuştum. "Ne sanıyordun? Çeşit çeşit öptüğün sürtüklerle mi karıştırdın beni? Hem.. sana bir şey itiraf edeyim, ilk dudak şeysini seninle yaptım. Yok ilk değil sadece seninle."
Niye anırıyordu bu çocuk? Alnını alnımdan çekse de elleri hala ellerimi tutuyordu. Ahenkli kahkahasına karışan sesiyle konuşmaya çalışıyordu. "Dudak şeysi nedir ya?"
Ne yani, öpüşmek mi deseydim? Öpüşmek denilince aklıma tükürük alışverişi gibi bir şey geliyor. Öpüşmek... fazla iğrendirici.
Ben ona bön bön bakarken aniden kahkahası durmuş, gözlerini gözlerime odaklamıştı. "Hey, dur bir dakika! İlk mi dedin sen? İlk kez benimle mi öpüştün? Ya da dudak şeysi işte, her neyse?"
"Hayır, ilk değil. Sadece seninle. Gerçi zaten ilk olmuş oluyor."
"Sen.. ciddi misin? Yani.. Bora'yla hiç.."
"Hayır Bora'yla hiç tükürük alışverişinde bulunmadım." Ben söylediğim sözlere kıkırdarkan Buluç aniden belimi kavramış ve beni döndürmeye başlamıştı.
"Hey, dursana! Balkonda olduğumuzu unutma Buluç, aşağı uçacağım!"
Cırtlak sesime karşın Buluç beni içeriye almış ve yanaklarımı öpmeye başlamıştı. "Allah'ım şükürler olsun! O çocuğu öptüğünü düşünüp uyuyamadığım günler oluyordu. Sana yemin ederim. Bora'nın dudakları, beni iğrendiriyor."
"Gay olduğunu düşüneceğim." Diyip yüzümü buruşturdum.
Kahkahasıyla birlikte yanıt verdi. "Hayır hayır, gay değilim. Yani erkeklere ilgi duymuyorum. Bora'ya hele hiç! Sadece onun fırçaladığından şüphe ettiğim dişleri ve o yamuk ağzı beni iğrendirmeyi başarıyor."
Bu sözlerine karşı ikimizde saçma bir şekilde gülmeye başladık.
Aniden durup Buluç'un gülüşüne odaklanmamla birlikte Buluç'ta durdu. "N'oldu?" Diye sordu.
"Hiç. Sadece... biraz önce ağlıyordum, şimdi gülüyorum. Sanırım ikizler olmamdan kaynaklanıyor."
Hayır! Burcumla alakası yoktu. Beni güldüren de ağlatan da acımı dindiren de canımı yakan da Buluç'tu. Ona yenilendim ben.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZALIMIN EVLADI
Teen FictionEski sevgilimi ve beni aldattığı kızın bu tarafa doğru geldiğini görünce ağaca yaslanmış telefonunu kurcalayan Buluç'a döndüm. " Buluç !" Başını telefondan kaldırmadan cevap verdi. " Efendim ?" " Öp beni !" tek kaşını kaldırdı ve anlamayan gözlerle...