Merhabalar,
ben yeni bölümle geldim yeniden.
Sadece başını düşündüğüm hikayem akışına göre devam ediyor. Biraz süreci hızlandırmak istiyorum. 26. bölüme gelmişiz 🥲
Okunma sayıları da artıyor gün geçtikçe🥺
Bu durum beni duygulandırıyor sanırım.
Her şey için teşekkür ederim.
İyi okumalar 🤍
Fazlaca yorgunluğun hakim olduğu vücudum yatakla birleşmiş ve sanki tüm gece dayak yemiş gibiydim. Uyuyan insan dinlenerek kalkar. Ben gece yattığımdan daha yorgun hissediyordum. Bir kaç kez ertelediğim alarm tekrar çaldığında yüzüme gelen saçlarımı çekip telefona uzandım. Zorla açtığım gözlerim sayesinde alarmı kapatmak için olan yere dokunduğumda oflayarak sırtımın üzerine yattım. Kollarım iki yana düşerken gözlerim bir kaç saniyeliğine tekrar kapanmıştı.
Yataktan kalktığımda çıplak ayaklarım yerde ki serin zeminle buluşurken , gerinmeden duramamıştım. Paytak adımlarla banyoya ilerleyip elimi yüzümü buz gibi suyla yıkamış ve uykudan arınmış bir şekilde çıkmıştım.
Kendime hızlı bir şekilde kahvaltı hazırlamak için mutfağa girsemde , uyuşuk bir şekilde anca kendime bir masa kurabilmiştim. Tost ve çay. Bence tembel sabahlar için ideal bir kahvaltıydı. Ki zaten kahvaltının gereksiz bir öğün olduğunu düşünen tarafta yer alıyorum. Acıkmış olmasam sadece çay içip geçiştirdiğim bir öğün.
Video izleyerek yaptığım kahvaltıdan sonra ortalığı toparlayıp kendimi çalışma masamın başında buldum. Her ne kadar sadece boş boş yatmak istiyor olsamda iş daha fazla bekleyemezdi. Bir an önce fotoğrafların ayarlamasını yapıp mail olarak atmam gerekiyordu. Video işiyle ben uğraşmadığım için fazlasıyla mutluydum bu sefer.
Dün çoğu fotoğrafı Vera hanım ile ayıtlamış ve seçmiştik. Daha doğrusu temel fotoğraflara karar vermiş ve önceliği onların düzenlenmesinden yana karar vermiştik. Düzenledikçe fotoğrafları Vera hanım ile paylaşmış ve bu şekilde bir süre ilerlemiştim. Hiçbir eksik bulmadan beğendiği için işim hızlı ilerlemişti. Üç saati geride bıraktığımda arkama yaslanıp sırtımı kütlettiğimde gözlerimin ağrısı vücudumun ağrısını geride bırakmıştı. Telefonuma uzanacağım sırada gelen kapı sesiyle sandalyemi geriye itekleyip ayaklarımı yere sürte sürte kapıyı açmaya ilerledim.
Karşımda kapının kenarına omzunu yaslayıp bekleyen Kağan'ı görmemle, açmak için tuttuğum kapı kolunda elim asılı kalmıştı. Şaşkınlıkla kaşlarım havalanmış , yüzüme de tepkim yansımıştı.
"Kağan?"
"Pelin?" benimle aynı tonlamada söylediğinde yüzü de aynı ifadeye bürünmüştü.
"Ne yapıyorsun burada sen?"
"Seni ziyarete geldim? Gideyim istersen. İçeri bile davet etmeyecek gibisin." Sağ eliyle geriyi işaret ettiğinde gülerek başımı sallamıştım.
"Bir an şaşırdım beklemiyordum. Geç içeri." Kapıyı biraz daha açıp geriye adımladığımda ayakkabılarını çıkartıp yönlendirmem ile salona ilerledi. Minik bir evim vardı. Bir oda ve bir salon. Minimal dizayn. Ve ben.
"Bugün izinliyim , geçerken uğramak istedim."
"Geçerken uğramak mı istedin? Yoksa uğrayabilmek için mi geçtin?" gülerek yanına oturduğumda rahatını hiç bozmadı.
"Direkt uğramış da olabilirim. Ama evlerimizin yakın olduğu detayını sana vermek isterim güzelim." dediğinde sadece güzelim lafına odaklanmış olmam suç sayılmamlı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cam Sileceği
Romansa-TEXTING- Sosyal medya da gördüğü taktiği gerçek hayatta deneyen kızımız , farkında olmadan bir polise denk geliyor. 0532*******: Neden? Siz: Ne neden? 0532*******: Arabamın camına numara koymanızı diyorum , neden? ✨
