-KANLI GÖMLEK-

13 2 0
                                    

"Öncelikle size anlatacağım şeyler pek kolay kaldırabileceğiniz şeyler değil, bunlara hazır olduğunuza emin misiniz?"

Hep bir ağızdan bağırdık. "Evet!"

Ton ton amca güldü. "Pekala, fazla sabırsızsınız. O zaman başlıyorum."

Acun yan çar

"Öncelikle size kendimizi tanıtmalıyız," solunda oturan Nauplios'u gösterdi. "Nauplios, denizlerin, hayvanların, şifanın ve pek çok başka şeyin Elçisi." Bu seferde Brimo'yu gösterdi. "Brimo, karanlığın, gölgenin, ışığın, ruhun ve daha bir çok şeyin Elçisi." Bu seferde kendini işaret etti. "Ve bendeniz de Aiolos. Gökyüzünün, sesin, güneşin Elçisiyim. Biz Elçiler," eli üçünün arasında dolaştı, "Tanrıların güçlerini korumak için yaratılmış varlıklarız. Asırlardır dünyadayız, Tanrıların güçlerinden bizde nasiplendik. Sizlerse o güçlerin birer tohumusunuz."

Adamın gözleri parıldamıştı. Biz ise birisinin 'Sürpriz!' diye bağırması bekliyorduk. Uzun bir süre onlara baktık. Hemde baya uzun bir süre. En sonunda Aiolos sessizliğe katlanamadı veya konuşmaya devam etmek istedi.

"Rüzgar ve Ezgi, siz benim öğrencilerimdensiniz."

Nauplios, "Atlas, Ege ve Onur. Sizlerde bendesiniz. Ve sizde çok büyük bir enerji hissedebiliyorum evlatlarım!"

Brimo, "Burda benim öğrencim olan tek kişi sensin Berfin."

Sesi yine öfkeliydi. Bana karşı mıydı bu öfkesi?

Daha sakin bir sesle konuştu. "Kişisel algılama."

Rüzgar bir adım öne çıktı. Sanki bizi temsil etmek için burdaymış gibiydi.

Şov yapma kıvırcık.

"Kusura bakmayın ama şuanda kimse size inanmamızı beklemesin. Yok tanrılarmış, yok güçlermiş falan filan... Ne anlatıyorsunuz siz? Bunların hiçbiri Berfin'in gördüğü kanlar içindeki bedeni açıklamıyor!"

Aiolos ayağa kalktı. Sinirliydi. Gözleri parlıyordu ama bence o parıldama sinir yüzünden değildi. Sanki... sanki mutluydu aslında. Uzun yıllar boyunca aradığı bir şeyi bulmuş gibiydi. "Sakin ol. Saygısızlık yapma cürretinde ise bir daha asla bulunma."

Bu sefer bende bir adım öne çıktım. Rüzgar'ı desteklemek istermiş gibi. "Saygısızlık yapmıyoruz. Cevaplar istiyoruz."

Brimo da ayağa kalktı. "Küçük hanım, cevaplara inanmamanız bizim suçumuz değil. Bize inanmıyor musunuz? İnanmayın. Ama buna nasıl bir açıklık getireceksiniz?"

Gölgelerin Beyaz Elçisi Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin