it will take a while to make u smile

542 28 89
                                        

Yine 4.sezonda geçecek bir hikaye yazacağım ancak Marinette'in ailesiyle ilgili bazı şeyleri değiştireceğim. Dizide ailesi çok mükemmel ebeveynler olsa da hikayemde o şekilde olmayacak.

* * *

Genç gardiyan yine tek başınaydı, hayatı boyunca etrafı her zaman kalabalık gözükse de günün sonunda sorunlarıyla baş ederken yalnızdı ve işin gerçeği bu yalnızlık ona huzur veren şey olmuştu. Belki bir kardeşi olsa bu yalnızlığı çocukken kırmış olurdu ama kardeşi yoktu, gerçek bir kardeşi yoktu... Ailesiyle bir sorun yaşadığında odasına kapanır bir şeylerin kendiliğinden yoluna girmesini beklerdi. Artık bu sessiz bekleyişler yeterli gelmiyordu. Reşit olmasının faydalarından yararlanmaya başlamıştı. Kwamiler ona çok kızsa da kendince bir çözüm bulmaya çalışmıştı. İçmek pek çok şeyi unutturuyor, acıyı azaltıyordu. Bağımlı değildi sadece kaçmak için kullanıyordu içkiyi.

Kaçamadığı tek şey ise göreviydi. İçtiğinde bile o kostümün içindeydi, görevinden kaçması mümkün değildi, ki böyle bir niyeti de yoktu zaten. Uğur Böceği olmak her şeyden uzaklaşmasını sağlıyordu, hayatına bir anlam katıyordu. Neden yaşadığını sorguladığı gecelerde aklına bu kimliği gelirdi. Gardiyanlığın ona ne kadar iyi geldiğinden ise emin değildi ancak ondan başka gardiyanlık yapabilecek kimse olmadığından bu görevi de benimsemişti.

Bu kimlik ona çok şey katarken ondan pek çok şeyi de alıyordu. Sevgilisinden vazgeçmişti, sevdiği insana sürekli yalan söylemekten nefret etse de başka çaresi yoktu çünkü. Luka'dan sonra Adrien'dan da vazgeçmişti. Aşk onun hayatında yer edemezdi, anlamıştı. Arkadaşlarından vazgeçmişti, kimse onu söylemek zorunda olduğu yalanlarıyla kabul edememişti. Onu kabul edip anlamaya çalışan tek kişi Alya olmuştu. Alya'yı kız kardeşi gibi görüp boşluğu doldurmaya çalışsa da Alya ile hayatları bambaşkaydı. Alya mutluydu, sevdiği çocukla birlikteydi, ailesiyle arası iyiydi. Alya onu anlasa da yeterince destek olamıyor genç kızın yaralarını kapatamıyordu.

Uğur Böceği kimliğiyle kaybetmediği tek kişi Kara Kedi'ydi. Birbirlerini en iyi anlayan kişi birbirleri oluyordu. Kimliklerini saklamaya dikkat ederek her konuda konuşabiliyorlardı, konuşmadıkları tek konu aileleri olurdu. Kedinin annesini kaybettiğini babasıyla da arasının pek iyi olmadığını biliyordu. Onunla bu konuyu konuşmak yarasına tuz basmak olur diye düşünerek açmıyordu bu konuyu. Zaten eğer açarsa kendisi de muhtemelen bir şeyler anlatmak durumunda kalırdı. Ailesini anlatmak istemiyordu, kimseye ailesini anlatmamıştı. Kwamiler şahit olduklarıyla az çok bir şeyleri kendileri öğrenmişti.

Bu düşünceler içerisinde kaybolurken onu uzaktan izleyen partnerini fark etmemişti Uğur Böceği. Şişeyi kafasına dikip son yudumunu içtikten sonra bacaklarını kendine doğru iyice çekerek gökyüzüne baktı. Gelen ayak sesleriyle kafasını soluna çevirdi.

"Bu saatte ne yapıyorsunuz leydim burada?"

"Hava almak istedim kedi."

"Beni neden çağırmadınız leydim? Bu kedi de sizin gibi geceleri seviyor."

"Geceleri seviyor muyum?"

"Geceleri dışarıda oluyorsun genelde."

"Beni mi gözetliyorsunuz beyefendi?"

"Ya gözetlemek demeyelim de, öyle his yani biraz da."

"Sapığım demiyorsun içime doğdu mu diyorsun?"

"Aaa leydim çok ayıp... Ben ve sapıklık? Haksızlık ediyorsunuz bana."

"Plagg'in suçudur kesin."

"Tabii ki Plagg'in suçu sürekli mart ayındaymışız gibi davranıyor azgın hayvan."

Uğur Böceği bu söze ufak bir kahkaha attı, Kara Kedi'nin bu yönünü çok seviyordu, en mutsuz olduğu anlarda bile onu güldürmeyi başarıyordu.

ladynoir shotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin