Kang Taehyun

198 36 70
                                    

2 hafta sonra

Jongho, her zaman yaptığı gibi bugünde çalışıyordu. Chungha'nın ölmesi üzerine iki hafta geçmişti ve bu iki hafta içerisinde başka cinayet ihbarı gelmemişti.

Jongho, sakince bilgisayarında birkaç şey bakarken aklına Yeosang geldi. Yeosang ile bu iki hafta içerisinde daha çok yakınlaşmışlardı. Jongho Yeosang'ı sürekli görmek istiyor ama kendisini durduruyordu.

Yeosang'a hâlâ güvenemiyordu. Onun şüphelilerden biri olduğunu düşünüyordu. Fakat Yeosang, ona göre fazla masumdu.

Ne düşüneceğini de bilmiyordu Jongho. Artık kafası iyice karışmıştı. Kime güvenmeliydi bilmiyordu.

Jongho bunları düşünürken telefonu çalmaya başladı. Jongho, ilk önce arayan kişiye baktı ve daha sonra aramayı cevapladı. Mingi arıyordu.

"Efendim, Mingi?"

"Kang Yeosang vardı ya"

"Evet"

"Yeosang ile Kang Taehyun kardeşmiş"

"Bizim Taehyun mu?"

"Evet"

"Ee? ne yapalım?'

"Bir kere de öküz gibi davranmasana!"

"öküz mü?"

"Evet, çok öküzsün"

"Beni seven böyle sevsin"

"Seni sevmiyorum"

"Ben de seni hiç sevmiyorum mingi. Kocanla iyi vakit geçir malum yarın işe geleceksin"

"Yeterince iyi geçiniyoruz zaten"

"Yarın yorgun görmeyeyim seni"

"Bana bir şey olmaz"

"Umarım"

"Bu arada, sen niye Taehyun'u söyledin?"

"Aynı yerde çalışıyoruz ya. Belki buluşuruz ve dosya hakkında yardım isteriz"

"Bugün mü?"

"Evet"

"Tamam"

"Yarım saate ofisten çıkmış ol. Yoksa seni kendi ellerimle parçalara ayırırım"

"Hı hı, aynen"

"Ciddiyim jongho"

"Her neyse kapatıyorum"

"Görüşürüz"

"İlk sen kapat benim işim var şu an"

"Ya aşkım önce sen kapat~"

"Siktir git Mingi"

Jongho, hızlıca telefonu kapattı ve gözlerini yumdu. Bilgisayar'a bakmaktan gözleri acımaya başlamıştı.

Mingi, izin yaparken Jongho çalışıyordu. Çünkü kendisi istiyordu. Bu dosyanın başından kalkmak istiyordu, rahat bir nefes almak istiyordu. Ama bu imkansız gibi bir şeydi.

Ne zaman 'tamam buldum' deseler işler daha da kötüleşiyordu. Şüphelinin kim olduğunu bulamayacağını hissediyordu Jongho.

Bilgisayarını kapattı ve Mingi'nin onu azarlamaması için odadan çıktı. Telefonunu çıkartıp Mingi'yi aradı. O sırada kapıya elini okutuyordu.

"Alo?"

"Nerede buluşuyoruz?"

"Buluşmuyoruz"

"Niye?"

"Taehyun işim var dedi"

"Baştan haber verseydin ya"

"Unuttum"

"Of Mingi of"

"Sen eve git ve güzelce dinlen. Daha sonra tekrar çalışırsın"

"Öyle yapmayı düşünüyordum"

"Tamamdır"

Jongho, telefonu kapattı ve asansörü çağırdı. Asansör geldiğinde binip zemin katın düğmesine bastı. Asansör beşinci katta dururken içeri Taehyun girdi.

Taehyun, Jongho'ya gülümsediğinde Jongho'da kaba görünmemek için gülümsedi.

"Eve gidiyorsun sanırım?"

Taehyun konuştuğunda Jongho kafasını salladı. "Bizimle buluşacaksın zannediyordum ama işin varmış"

"Evet, ama çok önemli bir iş değil. İstersen senin dosyan hakkında konuşabiliriz. Ne zamandır bununla uğraştığını biliyorum"

"Aslında iyi olabilir"

Taehyun gülümseyerek asansörden indi ve girişteki boş koltuklardan birine oturdu. Jongho'da arkasından gidip onun karşısına oturdu.

"Anlat dinliyorum"

Jongho, baştan sona kadar tüm olayları Taehyun'a anlattı. Taehyun, Jongho'yu dinlerken arada tedirgin oluyordu ve bu Jongho'nun gözünden kaçmamıştı.

Jongho, bu adama fazla güvenmemesi gerektiğinin farkındaydı. Sadece tepkileri fazla garipti ve bu onu fazla şüpheli gösteriyordu.

Taehyun kol saatine baktı ve ayaklandı. "Anlıyorum seni Jongho. Umarım bu davanın başından kalkabilirsin. Benim gitmem gerekiyor"

"Peki"

Taehyun, oradan ayrılırken Jongho bir süre orada oturdu. Neler yapması gerektiğini düşündü. Taehyun fazla şüpheliydi ve bunu 1. derece şüpheli yapanlardan birisi de kırmızı saçlı olmasıydı.

--

Ben ne yazıyorum ya

Crime Mask | JongsangHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin