Soobin'in istediği 10 dakika sonunda salona toplanmışlardı. Bu sefer konu ne olacaktı acaba? Yine mi Yeonjun, ya da yine mi Beomgyu?
Yeonjun'un tek isteği konunun Beomgyu ile alakası olmamasıydı.
Sonunda Taehyung da tahtına oturunca Soobin konuşmaya girdi.
"Sizi ben çağırdım çünkü söylemem gereken şeyler var."
Yeonjun'un başı dertteydi. Soobin'e güvenmemesi gerektiğini biliyordu. Kesinlikle şuan herkese söyleyecekti Yeonjun'un yaptıklarını.
"Dünyada insan sayısını azaltmazsak gezegen mahvolacak, umarım farkındasınızdır."
Yeonjun derin bir oh çekti. Soobin'e güvenmemesi gerektiği doğruydu ama ona yemin ettirdiyse şüphelenmesine de gerek yoktu.
"Günahkar herkesi öldürecek miyiz yani?" diye sordu Sunghoon.
Ve bir şey gözünden kaçmamıştı, Soyeon sürekli Yeonjun'a bakıyordu.
Buna da müdahele etmesi gerekiyormuş gibi hissediyordu Sunghoon.
"Ayrıca, Soyeon. Neden Azrail'e bakıp duruyorsun? Konuya odaklan." dedi.
"Evet Sunghoon, muhtemelen günahkar herkesi öldürsek dünya daha iyi olur." diye yanıtladı Soobin Sunghoon'un ilk sorduğu soruyu. "Ve Soyeon, aklın başka yerdeyse çık salondan."
Soobin'in bu cesur davranışları diğerlerini her zaman mutlu ediyordu. Hiç bir Tanrı, Soyeon'dan hoşlanmıyordu ama onu reddedemedikleri için katlanmak zorundaydılar.
Yeonjun yüzünde bir gülümsemeyle konuştu. "Ben mi temizleyeceğim o insanları?"
Soobin tekrar Yeonjun'a döndüğünde gülümsemesine engel olamadı. "Evet Azrail, sen temizleyeceksin."
***
Herkes salondan çıktığında sadece Soyeon, Yeonjun ve Soobin kalmıştı.
Soyeon ayağa kalktı ve Yeonjun'a doğru gitmeye başladı. Bu da demek oluyordu ki Soobin'in önünden geçmek zorundaydı.
Soobin tahtında oturmuş telefonuyla ilgileniyormuş gibi yapıyordu ama aslında Soyeon'u izliyordu.
"Azrail, benimle gel." diye emretti Soyeon. Yeonjun da karşı gelmek yerine onu takip etmek için ayağa kalktı.
Tam gidecekti ki bileğini tutan bir el hissetti.
"Benim dışımdaki Tanrıların dediklerini yapma zorunluluğun yok. Ve gitmene izin vermiyorum."
Soyeon bunları duyduğunda hızla arkasını döndü. "Gelmek istiyorsa gelebilir Soobin, bu seni ilgilendirmez."
"Onun hakkında yapacağın her şeyden haberim olacak Soyeon, senin yanında kaç saniye nefes aldığını dahi bileceğim."
Yeonjun'un yüzünde istemsizce bir gülümseme oluştu.
Soyeon bir şey söylerse daha da batacağını bildiği için hızlı adımlarla salondan çıktı.
"Ve sen," Soobin telefonunu tahtın üzerine bırakıp ayağa kalktı. Yeonjun'un bileğini bırakmıştı. "onların söylediklerini yapmak zorunda değilsin. Saygısızlık yapmayacağım diye kendini tehlikeye sokma."
Yeonjun bir adım geriye gitti. Kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başlamıştı birden. Neden oluyordu ki bu?
"Ben... teşekkür ederim Soobin. Artık gideyim."
Yeonjun telaşla salondan çıktı. Odasına geldiğinde kendini yatağa fırlattı.
Soobin neden böyle davranıyordu? Yeonjun onun böyle davranmasını sağlayacak bir şey mi yapmıştı? Hayır, hatırlamıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
God is Azrael / Yeonbin
Fanfiction"Bu sefer sana itaat etmeyeceğim, Soobin." "Yapabiliyorsan neden olmasın? Tabii bağlılık yeminini bozabilirsen."
