1 hafta geçmişti. Koskoca 1 hafta ama Yeonjun kimseyi vazgeçirememişti bu görevden.
Akıllıca davranmak istiyordu, ne yapabilirim diye düşünüyordu ama korkusu zekasından daha üstündü.
Acaba Soobin'le anlaşma yapsaydı, şu adak işini 2 kişiye çıkarsaydı kabul edermiydi?
Hayır, ya adak olarak bir gün kardeşini isterse?
Ama öyle bir şey isterse anlaşmaları bozulurdu. Yani kardeşini adak göstermesi anlaşmaya ters olurdu.
Şu aptal Bağlılık Yemini'ni bozmanın bir yolu olsaydı belki de her şeyden kurtulabilirdi.
"Yeonjun,"
Birinin ona seslendiğini duydu Yeonjun. Çalışma masasında oturuyordu bu yüzden arkadaki kişiyi görmemişti.
Arkasını döndüğünde o kişinin Tanrı Sunoo olduğunu anladı.
"Efendim."
"Yeonjun, seninle konuşmamız gerek. Asıl böyle bir zamanda işine önem vermen gerekirken sen Soobin'e kafa tutuyorsun. Onu sinirlendirmemelisin."
Yeonjun ayağa kalktı ve Tanrı'nın yanına yürüdü.
"Neden onu sinirlendirmeyecekmişim? Siz ona itaat mı ediyorsunuz sanki? Yaptığım her şey benim zararıma." dedi.
"Evet işte, yaptığın her şey senin zararına. Yapma, sadece onun dediklerini yaparsan kurtulabilirsin."
Yeonjun delirecekti yakında burada. Bu kişilerin beyni yok muydu?
"Anlamıyor musunuz beni? Siz benim yerimde olsaydınız zorla yanından alındığınız kardeşinizi öldürmek ister miydiniz? Hem de saçma sapan bir yemin yüzünden!"
"Ayrıca bu aptallığa da siz soktunuz beni. Kim olduğumdan, ne olduğumdan haberim yokken gül gibi yaşayıp gidiyordum. Ne diye rahatımı bozdunuz ve şimdi de beni seri katil yapmaya çalışıyorsunuz?"
Yeonjun'un bağırarak söylediği bu şeyler yüzünden gözleri kırmızılaşmıştı. Etrafına her an alev saçabilecek kadar kırmızıydı gözünün irisi.
"Çıkar mısın odamdan." dedi Tanrı Sunoo'ya. Onu seviyordu ve onu kırmak istemiyordu ama konuştukça sinirleniyordu Yeonjun.
Sunoo dediğini yaptı ve çıktı.
Sakinleşmek için yatağa oturdu Yeonjun. Tanrı dediğimiz kişilerin merhametli olması gerekmez miydi? Neden dünyadaki insanları yok etmeye çalışıyorlardı ki?
Keşke Tanrı Sunoo'ya Bağlılık Yemini'ni nasıl bozabileceğimi sorsaydım, diye düşündü Yeonjun. Ama artık gitmişti.
***
Soobin herkesi toplayıp taht salonuna getirmişti. Yeonjun da oradaydı ve kendi tahtına doğru gidiyordu.
Sunghoon, Yeonjun'un tahtındaki değişimi görünce konuştu.
"Azrail, tahtın neden bu kadar hızlı değişmiş? Bir şey mi yaptın?"
Yeonjun, Sunghoon'a ve orada ona bakan herkese birer kez baktı. Soobin dışında.
"Ben de size bir şey sormak istiyorum. Bugün gözlerim kırmızılaştı. Çok sinirlenmiştim ve birden ciddi anlamda güçlendiğimi hissettim. O an sinir dolu olduğum için öyle olduğunu sanmıştım ama tahtıma bakılırsa gerçekten güçlenmişim."
Yeonjun konuşurken herkes suspus olmuştu. Herkes bunun nedenini biliyordu.
Sunghoon ayağa kalktı.
"Bunun nedeni,"
-
•Ayyyyyyyyy ne söyleyeyim bilmiyorum.
•Kısa oldu çünkü heyecanlı yerde bitsin dedim...
•Yeonjunum level atladı oy canım
•Neyssee okuduğunuz için teşekkürler (okursanız)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
God is Azrael / Yeonbin
Fanfiction"Bu sefer sana itaat etmeyeceğim, Soobin." "Yapabiliyorsan neden olmasın? Tabii bağlılık yeminini bozabilirsen."
